Ana içeriğe geç

Cumartesi Anneleri 1107. haftada: Delil olmadan idam edilen Veysel Güney nerede?

Cumartesi Anneleri, 1107. hafta buluşmasında, 10 Haziran 1981 tarihinde Gaziantep E Tipi Cezaevi’nde idam edildikten sonra cansız bedeni kaybedilen Veysel Güney için adalet çağrısı yaptı.

Cumartesi Anneleri 1107. haftada: Delil olmadan idam edilen Veysel Güney nerede?
Birgün
16

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri bu hafta da meydandaydı.

Kayıp yakınları 1107. haftada, kamuoyuna yine Galatasaray Meydanı'nı çevreleyen barikatların önünden seslendi.

Açıklamada, 24 yaşındayken 12 Eylül askeri darbesinin ardından, 28 Aralık 1980 tarihinde Gaziantep’teki bir ev baskınında yaralı olarak gözaltına alınan Veysel Güney hakkında yaşananlara yer verildi.

DELİL OLMAKSIZIN İDAMA MAHKUM EDİLDİ

Güney'in tutukluluğu boyunca tek kişilik hücrede tutulduğu ve ailesi dahil hiç kimseyle görüştürülmediği ifade edilen açıklamada, "Adana Bölgesi Sıkıyönetim Komutanlığı 2 No’lu Askeri Mahkemesi’nde yargılandı. Avukat talebi reddedildi. Savunma hakkı yok sayıldı. İlk duruşması 6 Şubat 1981’de yapıldı. İkinci duruşmada, 17 Şubat 1981 tarihinde, kendisine yöneltilen suçlamaları kanıtlayacak herhangi bir delil olmaksızın idam cezasına mahkûm edildi" denildi.

Meclis kararı olmadan çıkarılan özel bir kanunla Güney'in idamının önünün açıldığı belirtilen açıklamada, "Başkan Albay Ahmet Arısüt, üyeler Yarbay Ayhan Ulusoy ve Üsteğmen Güney Sert’ten oluşan mahkeme heyeti ile Veysel’i idama götüren iddianameyi hazırlayan Savcı Caner Ersu, bu hukuksuzluğun sorumluları olarak tarihe geçti" ifadelerine yer verildi.

EŞYALARI TUTANAKLA BABASINA VERİLDİ

Veysel Güney'in idam edildikten sonra üzerinde bulunan kalem, sigara ve çakmağının tutanakla babası Ali Güney’e teslim edildiği ancak 10 Haziran 1981 tarihli ve 266 sayılı tutanakla babasına verilmek üzere Yüzbaşı Burhan Erdem’e teslim edilen bedeninin kaybediliği söylenildi.

Açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

"Veysel’in idamından 25 yıl sonra, ilk ifadesini alan ve infaz sırasında hazır bulunan savcı Mete Göktürk, Adaleti Gördünüz mü? adlı kitabında önemli açıklamalarda bulundu. Göktürk, Veysel Güney’i suçlayacak deliller bulunmadığını yazdı. Yargılamanın tarafsız ve adil biçimde yürütüldüğüne dair kuşkularını da kamuoyuyla paylaştı.

Ailesi ve arkadaşları yıllarca Veysel’in mezarını bulmak için mücadele etti. Milletvekilleri konuyu defalarca soru önergeleriyle Meclis gündemine taşıdı. Buna rağmen Veysel’in mezar yeri gizlenmeye devam edildi.

Veysel’in izini süren ailesi ve arkadaşları, 2006 yılında Gaziantep Mezarlıklar Müdürlüğü’nün 9 Haziran 1981 tarihli son kaydına ulaştı. Bu kayıtta, “hüviyeti meçhul” bir kişinin idam edildiği ve 105341 numaralı mezara gömüldüğü bilgisi yer alıyordu.

Gaziantep 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararıyla söz konusu mezar açıldı. Mezardan alınan örnekler Ankara Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Yapılan inceleme sonucunda, örneklerle anne Zeynep Güney ve baba Ali Güney arasında biyolojik bağ kurulamadığı yönünde rapor hazırlandı.
Ancak bu rapor, hem Güney ailesinde hem de kamuoyunda ciddi kuşkular yarattı. Raporun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, Adli Tıp’a gönderilen numunelerin doğru olup olmadığı soruları yanıtsız bırakıldı.
“Ben oğlumun resmini gözüme çizdim, ismini dilime yazdım, mezarını kalbime kazdım” diyen anne Zeynep Güney, 2012 yılında evladının mezarına ulaşamadan aramızdan ayrıldı. Baba Ali Güney de 2014 yılında aynı hasretle yaşamını yitirdi.
Biz de onların bıraktığı yerden sormaya devam ediyoruz: Veysel Güney nerede? Kaç yıl geçerse geçsin Veysel Güney için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten; devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."

Kaynağa Git

İlgili Haberler