Ana içeriğe geç

Borsa İstanbul’da ilk yarı geride kalırken

Borsa İstanbul, yılın ilk yarısını küresel belirsizliklere ve jeopolitik risklere rağmen pozitif getiriyle tamamladı. BIST 100 endeksi yılın ilk yarısında TL bazında yüzde 26,8 getiri sağlarken, ikinci yarıda yönü enflasyon verileri ve TCMB'nin faiz patikası belirleyecek.

Borsa İstanbul’da ilk yarı geride kalırken
Dünya Gazetesi
16

Berkay YILMAZ

Borsa İstanbul’da yılın ilk yarısını geride bıra­kıyoruz. BIST 100 en­deksi yılbaşından bu yana TL bazında %26,8, dolar bazın­da ise %17 değer kazandı. Yıla güçlü bir başlangıç yapan en­deks, özellikle mart ve mayıs aylarında artan belirsizliklerle birlikte zaman zaman sert dal­galanmalar yaşadı.

Mart ayında küresel faiz beklentilerindeki değişim ve yurt içindeki para politikasına ilişkin belirsizlikler fiyatla­malar üzerinde etkili olurken, mayıs ayında İran kaynaklı jeopolitik riskler ve enerji fi­yatlarındaki sert yükseliş risk iştahını zayıflattı. Ancak je­opolitik tansiyonun yeniden düşmesi, petrol fiyatlarının geri çekilmesi ve enflasyonda kademeli yavaşlama beklenti­lerinin güçlenmesiyle birlik­te Borsa İstanbul, yaşadığı ka­yıpların önemli bölümünü te­lafi etmeyi başardı.

Önümüzdeki dönemde piya­saların odağı yeniden makro­ekonomik verilere ve para po­litikasına çevrilmiş durumda. Enflasyondaki düşüş eğilimi­nin devam etmesi ve Merkez Bankası’nın yılın ikinci yarı­sında faiz indirimlerine başla­yabileceğine yönelik beklenti­lerin güçlenmesi halinde BIST 100’de yukarı yönlü hareketle­rin yeniden ivme kazanabile­ceğini düşünüyoruz.

Sektörlerde belirgin ayrışma yaşandı

Yılın ilk yarısında sektör performansları incelendiğin­de belirgin bir ayrışma dikkat çekti. En güçlü performansı %64 yükselişle BIST Teknolo­ji endeksi sergilerken, onu %55 ile BIST Metal Ana Sanayi ve %36 ile BIST Metal Eşya Ma­kine endeksi takip etti. Özel­likle ASELSAN öncülüğün­de savunma sanayii ve yüksek katma değerli üretim temala­rının öne çıktığını izledik.

BIST 30 endeksi de %35 yükselerek BIST 100’ün üze­rinde getiri sağladı. Gıda, tica­ret ve inşaat sektörleri de yılın ilk yarısında endeksin üzerin­de performans gösteren alan­lar arasında yer aldı.

Buna karşılık, faiz indirim sürecinin ötelenmesi ve sı­kı para politikasının iç talep üzerindeki baskısı nedeniy­le tüketim odaklı sektörlerde yükselişler daha sınırlı kal­dı. Yılın ilk yarısında en zayıf performans gösteren sektör ise %9 yükselen bankacılık ol­du. Faiz indirimi beklentile­ri zaman zaman banka hisse­lerini desteklese de, Merkez Bankası’nın sıkı likidite poli­tikasını sürdürmesi, yüksek fonlama maliyetleri ve faiz indirimlerine ilişkin belirsiz­likler sektörün performan­sını baskıladı. Benzer şekil­de sigorta, ulaştırma ile kim­ya-petrol-plastik sektörleri de BIST 100’ün gerisinde kaldı.

Borsa İstanbul’da ilk yarı geride kalırken - Resim : 1

Öne çıkan şirketler

Önümüzdeki dönemde Türk Telekom, Yeo Teknoloji ve Ku­zey Boru’nun öne çıkmasını bekliyoruz.

Bulls Yatırım olarak Türk Telekom’u 109,20 TL hedef fiyat ve Endeks Üstü Getiri tavsiyesiyle araştırma kapsa­mımıza dahil etmiştik. Şirke­tin gelir büyümesinin üzerin­de gerçekleşen FAVÖK artışı ve marjlardaki iyileşme, ope­rasyonel verimliliğin kârlılığa güçlü şekilde yansıdığını gös­teriyor. Mevcut çarpan sevi­yeleri, güçlü operasyonel gö­rünüm ve orta vadeli büyüme potansiyeli dikkate alındığın­da TTKOM hisselerinin cazip bir risk-getiri profili sundu­ğunu ve benzer şirketlere kı­yasla görece iskontolu işlem gördüğünü düşünüyoruz.

Yeo Teknoloji için 12 aylık hedef fiyatımız 173,50 TL se­viyesinde bulunuyor. Şirketin Tuzla’da devreye aldığı yıllık 5 GWh kapasiteli enerji depo­lama sistemleri üretim tesi­sini büyüme hikâyesi açısın­dan kritik bir eşik olarak de­ğerlendiriyoruz. Reap Great Power iş birliğiyle üretilecek batarya sistemlerinin Türki­ye’nin yanı sıra Avrupa, Asya ve Afrika pazarlarında satı­şa sunulacak olması, şirketin küresel enerji dönüşümünde­ki konumunu güçlendirecek önemli bir adım niteliğinde.

Kuzey Boru için ise 48,86 TL hedef fiyatla Endeks Üstü Getiri tavsiyemizi sürdürüyo­ruz. Şirketin son yıllarda ger­çekleştirdiği büyük ölçekli ya­tırımların tamamlanması ve yeni üretim tesislerinin dev­reye girmesiyle birlikte, yatı­rımların finansallara olumlu katkısının özellikle 2026 yı­lında daha belirgin hale gel­mesini bekliyoruz. İlk çey­rekte zayıf makroekonomik görünüm ve jeopolitik geliş­meler nedeniyle operasyonel performans beklentilerin al­tında kalsa da, ikinci çeyrek­ten itibaren toparlanmanın hız kazanacağını ve yılın ikin­ci yarısında büyümenin belir­gin şekilde güçleneceğini ön­görüyoruz.

Borsa İstanbul’da ilk yarı geride kalırken - Resim : 2

Yurt içinde gözler haziran enflasyonunda

Yurt içinde haftanın en önemli verisi, 3 Temmuz Cu­ma günü saat 10.00’da açıkla­nacak haziran ayı TÜFE ra­kamı olacak. Bu veri, 23 Tem­muz’daki Merkez Bankası toplantısı öncesinde para po­litikasına ilişkin beklentileri şekillendirecek en önemli gös­tergelerden biri konumunda.

İran kaynaklı jeopolitik ge­lişmeler nedeniyle geçici ola­rak yükselen yıllık enflasyo­nun haziran ayında yeniden düşüş eğilimine girmesini bekliyoruz. Bu çerçevede aylık enflasyonun yaklaşık %1, yıllık enflasyonun ise %32 seviye­sine gerileyebileceğini öngö­rüyoruz. Hatırlanacağı üzere Merkez Bankası haziran top­lantısında politika faizini %37 seviyesinde sabit bırakmıştı. Banka, daha önce bu orandan fonlamayı askıya alarak piya­sayı %40 seviyesindeki gece­lik borç verme faizi üzerinden fonlamaya başlamış ve İran kaynaklı jeopolitik risklerin etkilerine karşı likidite koşul­larını sıkılaştırmıştı.

Merkez Bankası Başkanı Fa­tih Karahan’ın da enflasyon verileri görülmeden haftalık repo fonlamasına dönmenin uygun olmayacağı yönündeki mesajları, piyasalarda sıkı pa­ra politikasının süreceği bek­lentisini güçlendirdi. Bu açık­lamaların ardından özellikle bankacılık hisselerinde satış baskısı öne çıktı. Bu nedenle haziran ayı enflasyon verisi­nin piyasaların kısa vadeli yö­nü açısından kritik olacağını düşünüyoruz.

Merkez Bankası’nın tem­muz toplantısının ardından yeniden haftalık repo ihalele­rine başlayabileceğini ve böy­lece efektif fonlama faizinin %40’tan %37’ye gerileyebile­ceğini değerlendiriyoruz. Bu­nunla birlikte temmuz ayında politika faizinde bir değişiklik beklemiyoruz. İlk faiz indiri­minin ise eylül toplantısında 100 baz puanlık bir adımla ge­lebileceğini öngörüyoruz.

Jeopolitik risklerin azalma­sı, enerji fiyatlarındaki geri çe­kilme ve enflasyondaki düşüş eğiliminin sürmesi, önümüz­deki dönemde para politikası açısından belirleyici olmaya devam edecek.

ABD istihdam verisi Fed beklentilerini şekillendirecek

Küresel tarafta haftanın en önemli gündemi ise perşembe günü açıklanacak ABD haziran ayı istihdam raporu verisi olacak. Piyasalar istihdamın haziran ayında 115 bin kişi artmasını, işsizlik oranının ise %4,3 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyor. İstihdamın beklentilerin üzerinde gelmesi ve ücret artışlarının hız kazanması halinde Fed’in sıkı para politikasını daha uzun süre koruyabileceğine yönelik beklentiler güçlenebilir.

Geçtiğimiz hafta açıklanan ve Fed’in yakından takip ettiği çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi mayıs ayında aylık %0,3, yıllık bazda ise %3,4 arttı. Verinin ardından yıl sonuna kadar yeni bir faiz artışı beklentileri bir miktar zayıflasa da, güçlü dolar görünümü değerli metaller üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Ons altın haftayı yaklaşık %2 düşüşle tamamlarken, gümüşteki haftalık kayıp %9’a yaklaştı.

Bu nedenle açıklanacak istihdam verisi, Fed’in sonraki adımlarına ilişkin beklentiler açısından belirleyici olacak. Mevcut fiyatlamalar temmuz ayında faizlerin sabit tutulacağına işaret etse de, güçlü istihdam ve enflasyon verileriyle birlikte enerji fiyatlarında yaşanabilecek olası yeni bir yükseliş, eylül toplantısına yönelik faiz artışı beklentilerini yeniden gündeme taşıyabilir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler