YENER KARADENİZ / İSTANBUL
Türkiye’nin de önemli üreticileri arasında yer aldığı ve geçen yıl sadece spor giyimde 400 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiği performans giyim pazarında sentetik elyaf kullanımı azalıyor. Tekstil ve hazır giyim sektörüne yönelik bağımsız araştırma, analiz ve pazar raporları hazırlayan İngiltere merkezli bir araştırma ve yayın kuruluşu olan Textiles Intelligence'ın yayınladığı bir rapora göre, mikroplastik kirliliği, karbon emisyonu ve yeni çevre düzenlemeleri nedeniyle markalar polyester ve naylon gibi petrol türevli sentetik liflerin yerine doğal ve selülozik bazlı alternatiflere yöneliyor.
Çevre dostu ürün talebi
Raporda, performans tekstillerinde sentetik liflerin bugüne kadar düşük maliyet, dayanıklılık, hızlı kuruma ve nem yönetimi gibi avantajları sayesinde vazgeçilmez olduğu belirtiliyor. Ancak mikroplastik kirliliği, karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik küresel baskılar ve tüketicilerin çevre dostu ürün talebindeki artışın bu dengeyi değiştirdiği vurgulanıyor. Son yıllarda hem maliyet, hem yüksek performans özelliği, hem de fast fashion markaların etkisi ile petrol bazlı sentetik elyaf kullanımı önemli oranda artmıştı. Başka bir kuruluş olan Textile Exchange’in her yıl yayınladığı küresel malzeme raporuna göre 2024 yılı itibarıyla toplam 132 milyon tonluk elyaf üretiminin yaklaşık yüzde 69'unu sentetik lifler oluştururken, bitkisel liflerin payı yüzde 24, insan yapımı selülozik liflerin payı yüzde 6, hayvansal liflerin payı ise yalnızca yüzde 1 seviyesinde bulunuyordu.
Performans tanımı değişiyor
Textiles Intelligence'ın araştırmasına göre performans giyiminde artık yalnızca dayanıklılık ve ter yönetimi yeterli görülmüyor. Isı konforu, yumuşaklık, doğal koku kontrolü ve ürünün çevresel etkisi de tüketicilerin satın alma kararlarında belirleyici kriterler haline geliyor. Bu nedenle doğal lifler ve selülozik bazlı malzemeler performans ürünlerinde daha geniş kullanım alanı buluyor. Rapor, uzun yıllar performans ürünlerinde geri planda kalan pamuğun da teknolojik gelişmeler sayesinde yeniden güç kazandığını ortaya koyuyor. Under Armour ve Nike gibi şirketlerin geliştirdiği teknolojiler, pamuğun spor giyimde daha etkin kullanılmasını sağlıyor.
Merinos yünü ve lyocell öne çıkıyor
Dış giyim ve aktif spor pazarında merinos yününün yükselişi de raporun dikkat çektiği başlıklardan biri oldu. Doğal ısı düzenleme, nem yönetimi ve koku oluşumunu engelleme özellikleri sayesinde merinos yünü; icebreaker, Ortovox ve Smartwool gibi markaların koleksiyonlarında daha fazla yer almaya başladı. Aynı dönemde lyocell, modal ve viskon gibi insan yapımı selülozik lifler de yumuşaklık, nefes alabilirlik ve biyolojik olarak parçalanabilme özellikleri nedeniyle performans giyiminde kullanımını artırıyor.
Dönüşüm sentetikten değil, kaynağından geliyor
Textiles Intelligence raporunun işaret ettiği dönüşüm, büyük performans giyim markalarının sürdürülebilirlik raporlarına da yansıdı. Ancak veriler, sektörün henüz polyester ve naylon gibi sentetik elyaflardan vazgeçmediğini, asıl değişimin bu malzemelerin üretim kaynağında yaşandığını gösteriyor. Nike’ın 2024 verilerine göre şirketin en fazla kullandığı malzeme 183,6 bin tonla polyester olurken, bunu 125,3 bin tonla pamuk izledi. Adidas kullandığı polyesterin yüzde 99’unu geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağladığını açıklarken, lululemon satın aldığı malzemelerin yüzde 33’ünün polyester olduğunu, kullandığı polyesterin ise yüzde 77’sinin geri dönüştürülmüş olduğunu bildirdi. Puma da 2025 yılında kullandığı 53,9 bin ton polyesterin büyük bölümünü geri dönüştürülmüş kaynaklardan temin ettiğini açıkladı. Markaların raporları, merinos yünü, lyocell ve modal gibi doğal ve selülozik liflerin kullanımının arttığını ortaya koysa da bu malzemeler henüz ana üretim hammaddesi konumuna ulaşmış değil…