Bir dönem Şırnak Üniversitesi’nin akademik kadrosunda yer alan ancak Rektör Abdürrahim Alkış’ın uzaklaştırdığı Dr. Ahmet Selçuk Bayburtlu, yaşadıklarını sosyal medyadan anlattı.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar’a seslenen Bayburtlu, Rektör Alkış tarafından sistematik baskı ve mobbinge (bezdiri) maruz kaldığını söyledi. Üniversitede haksız şekilde disiplin soruşturmalarına maruz kalmasına rağmen hiçbir ceza almadığını kaydeden Bayburtlu, başından geçenleri şöyle aktardı:
REKTÖR ALKIŞ HAKSIZ SORUŞTURMALAR AÇTI
“Değerli büyüğümüz Sayın Prof. Dr. Erol Özvar hocam… 14.07.2026 tarihinde TBMM'de yaptığınız konuşmada Şırnak Üniversitesi hakkında çıkan haberlere değinerek, ‘Bu haberlerle ilgili şüphesi olan varsa YÖK'e beklerim, ilk soruşturmayı ben başlatırım.’ şeklindeki beyanınızı dikkatle okudum. Bu kapsamda, özel kaleminizi iki kez arayarak YÖK'e gelmek için randevu talebinde bulunduğumu bilmenizi isterim... Sizin çağrınız üzerine kamuoyunda adı geçen kişi tarafından tarafıma bugüne kadar 10 ayrı disiplin soruşturması açılmış olup bunların hiçbirinden disiplin cezası almamış bulunmaktayım.
‘DÖRT DAVA AÇTIM’
“2024 Şubat ayında görev sürem hiçbir gerekçe gösterilmeden uzatılmamış bu hukuki temeli olmayan işlem idari mahkemece verilen kararda iptal edilmiştir. Kamuoyunda adi geçen şahis tarafından savunmam dahi alınmadan verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, idare mahkemesince hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Yine memuriyetime son verilmesine ilişkin işlem de mahkeme kararıyla iptal edilmiştir. Buna rağmen aynı kişi tarafından uzun süredir sistematik şekilde psikolojik baskı (mobbing) uygulanmaya devam edildiğini, bu sürecin halen sürdüğünü bilgilerinize arz ederim. Bu süreçte yaklaşık 20 CİMER başvurusu yaptım. Başvurulara verilen cevapların büyük çoğunluğunun sonunda, ‘Bu işleme karşı 60 gün içinde idari yargıda dava açabilirsiniz.’ ibaresi yer almaktaydı. Ben de bu hukuki güvenceye dayanarak şu 4 dava açtım; hukuka aykırı işlemler devam ettiği takdirde yeni davalar açmaya da devam edeceğim.
‘ÜNİVERSİTE YARGI KARARLARINI YERİNE GETİRMEDİ’
“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26. maddesinde güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü, 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti, 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı ve 74. maddesinde düzenlenen dilekçe hakkı kapsamında bu açıklamaları yapmaktayım. Ayrıca, Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca mahkeme kararlarına uyulmasının zorunlu olmasına rağmen, hakkımda verilen yargı kararlarının gereğinin tam olarak yerine getirilmediğini; görev süresinin önce 1 ay, ardından 3'er aylık uzatmalarla devam ettirilmesi nedeniyle ağır mağduriyet ve mobbing yaşadığımı belirtmek isterim.
‘AİLE BİRLİĞİM ZARAR GÖRDÜ’
“Bu süreçte aile birliğim ciddi şekilde zarar görmüş, kazandığım davalara rağmen aynı konularda yeniden soruşturmalar açılmıştır. Bu durumun, Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun unsurları yönünden değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Nihai değerlendirme ise elbette bağımsız yargı mercilerine aittir. Ayrıca, bu paylaşım nedeniyle ifade özgürlüğüm veya hak arama hürriyetim sebebiyle tarafıma herhangi bir idari ya da disiplin işlemi tesis edilmesi hâlinde; Anayasa'nın 26, 36, 40 ve 74. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi kapsamında güvence altına alınan haklarımın ihlal edildiği gerekçesiyle, avukatım aracılığıyla tüm hukuki ve cezai yollara başvuracağımı, maddi ve manevi tazminat davası açacağımı kamuoyuna saygıyla bildiririm.
‘HABERLER YAŞADIĞIM SÜREÇLE ÖRTÜŞÜYOR’
“Son olarak; medyada yer alan haberlerin tamamı hakkında değerlendirme yapmam mümkün olmamakla birlikte, şahsen yaşadığım süreçler itibarıyla bu haberlerde yer alan iddiaların önemli bir kısmının kendi tecrübelerimle örtüştüğünü ifade etmek isterim. Saygılarımla arz ederim.”