Ana içeriğe geç

Taslak: İran nükleer silahtan vazgeçiyor, ABD 300 milyar dolar

G7 zirvesinde dolaşıma giren kapsamlı ABD-İran çerçeve anlaşmasına göre İran, anlaşmaya uyması için sağlanacak mali teşvikler karşılığında nükleer silah peşinde koşmaktan vazgeçecek ve savaş sona erecek.

Taslak: İran nükleer silahtan vazgeçiyor, ABD 300 milyar dolar
Euronews Türkçe
16

ABD-İran çerçeve anlaşmasının tüm şartlarını ortaya koyduğu anlaşılan 14 maddelik bir belgeye göre, İran hiçbir zaman nükleer silah üretmeyeceğini ve Hürmüz Boğazı’nı derhal yeniden açma sürecini başlatacağını taahhüt etti. Buna karşılık ABD, yaptırımların kaldırılmasını ve 300 milyar dolar (258,5 milyar avro) tutarında bir yeniden imar fonunu da içeren bir dizi mali teşviki kabul etti.

Arapça yayın yapan medya kuruluşları tarafından eşzamanlı olarak sızdırılan taslağın gerçekliği henüz ne Washington ne de Tahran tarafından resmen doğrulandı. Ayrıca G7 toplantılarında dolaşıma giren taslağın, cuma günü yapılacak törende resmileştirilecek nihai metin olup olmadığı da belirsizliğini koruyor.

ABD Başkanı Donald Trump, G7’nin kulislerinde gazetecilere yaptığı açıklamada, yaşanan sızıntılardan rahatsız göründü ve “Kimse ne olduğunu (anlaşmanın ne olduğunu) bilmiyor ama çok güçlü olacak” dedi. Trump ayrıca, İran şartlara uymazsa ABD’nin “yeniden bombalamaya başlayacağı” uyarısında bulundu.

Euronews’e konuşan kaynaklar, ABD heyetinin mutabakat zaptının içeriğini diğer G7 liderleriyle paylaştığını aktardı. Bir diplomat, belgenin anlaşmanın temelini oluşturabilecek, kabaca iki sayfalık bir metin olduğunu söyledi.

Belgenin 1. maddesinde, “İran ve ABD, mevcut savaşta yanlarında yer alan müttefikleriyle birlikte, bu mutabakat zaptını imzalamalarıyla eşzamanlı olarak, Lübnan dahil tüm cephelerde derhal ve kalıcı bir şekilde savaşa son verdiklerini beyan eder ve bundan böyle birbirlerine karşı güç kullanma veya güç kullanma tehdidinden kaçınmayı taahhüt eder” ifadeleri yer alıyor.

“Müttefikler” ifadesiyle kastedilenlerin arasında, şimdiye kadar resmen defalarca “Trump’ın anlaşması” olarak nitelediği bu süreç için kendisine danışılmadığını söyleyen ve ülkesini savunmak için kendi askeri operasyonlarını sürdüreceğini açıklayan İsrail’in bulunup bulunmadığı belirsizliğini koruyor.

İsrail’in, İran’ın vekil gücü Hizbullah’a Lübnan’da yönelik saldırılarını durdurması, Tahran’ın barış sürecine yönelik olası bir anlaşma için öne sürdüğü başlıca şartlardan biriydi. Belgenin artık Lübnan’ı da “tüm cephelerde kalıcı bir savaş sonu” yönündeki ortak taahhüde dahil etmesi de bunun bir göstergesi olarak görülüyor.

Ayrıca, müttefiklerden söz edilirken, şubatta başlayan ve aktif safhasında İran’ın saldırılarına maruz kalan komşu ülkelere savunma kapasitesi sağlayan Avrupa devletlerinin de kast edilip edilmediği net değil.

Hürmüz’de bir ay içinde normale dönüş

Belgeye göre ABD, İran limanlarına uygulanan deniz ablukasını “imza atılır atılmaz” kaldırmayı taahhüt ederken, İran da “Basra Körfezi’nden Umman Denizi’ne ve tersi yönde ticari gemi trafiğinin yeniden başlamasını sağlamak için derhal adım atmayı” kabul ediyor.

Taraflar, deniz trafiğinin en geç 30 gün içinde “tam kapasiteyle” yeniden tesis edilmesi taahhüdünde de bulunuyor.

Belgede, bu sürenin, “İran tarafından teknik engellerin ortadan kaldırılması ve mayınların etkisiz hale getirilmesi” için de gerekli olduğu belirtiliyor. ABD’li yetkililer de bu engeli kabul ediyor ve savaş öncesi kapasiteye dönüşün daha uzun sürebileceğini belirtiyor.

G7’de Trump, boğazın yeniden açılmasının, İsviçre’nin Luzern kentinde yapılacak törenle aynı zamana gelen cuma günü gerçekleşeceğini yineledi. Törene Trump’ın değil, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in katılması bekleniyor.

G7 liderleri, yayımladıkları ortak bildiride seyrüsefer özgürlüğünün tam anlamıyla yeniden sağlanması gerektiğinde ısrar etti.

Belge, önümüzdeki 60 günlük barış müzakereleri süresince, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde uzun süredir sürdürdüğü egemenlik iddiasını devam ettirip ettirmeyeceğini tam olarak netleştirmiyor. Tahran, savaşın başından bu yana, boğazdaki geçişleri düzenleme ve geçiş ücreti alma hakkına sahip olduğunu defalarca vurgulamıştı.

Öte yandan, küresel deniz taşımacılığı şirketleri, Hürmüz Boğazı’ndan geçişi yeniden başlatmanın, gemiler, mürettebat, rotalar, sigorta ve diğer unsurlar için yeni bir planlama gerektireceğini defalarca dile getirdi.

Müzakerelere aşina bir diplomat, Euronews’e ayrı bir açıklama yaparak, Avrupa ülkelerinin geçiş ücreti ödemeyeceğini ve Trump yönetiminden, su yolunun herhangi bir ödeme zorunluluğu olmadan yeniden açılacağına dair güvence aldıklarını söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un öncülüğündeki Avrupa liderleri, güvenli geçişi sağlamak için bir deniz misyonu konuşlandırılabileceğini önerdi. Bu öneri, G7’nin çarşamba gününün ilk saatlerinde yayımladığı ortak bildiride de yer aldı.

Bildiri, Trump’ın çabalarını memnuniyetle karşıladı, çerçeve anlaşmayı not etti ve Orta Doğu’da yenilenen bir ivmeye işaret etti.

Masada milyarlarca dolar

Belgeye göre ABD, İran’ın bir dizi önemli mali talebini kabul ediyor ve bunlara yönelik taahhütte bulunuyor.

ABD ve bölgesel ortakları, “İran’ın rehabilitasyonu ve ekonomik kalkınma planı” için en az 300 milyar dolarlık finansman sağlamayı, müzakerelerde kaydedilen ilerlemeye bağlı olarak dondurulmuş fon ve varlıkları serbest bırakmayı, İran’a yönelik “her türlü yaptırımın” kaldırılmasını ve İran ham petrolü ile ilişkili tüm hizmetlerin ihracatına ilişkin ABD Hazine Bakanlığı muafiyetlerini taahhüt ediyor.

İran, barış anlaşmasına razı olmanın ön koşullarından biri olarak, savaş tazminatı ve yeniden imar ödemeleri konusunda uzun süredir bastırıyordu.

Buna karşılık İran, Washington’ın kritik talebini kayıtsız şartsız kabul ederek, Tahran’ın “asla nükleer silah üretmeyeceğini bir kez daha teyit ettiğini” açıkça beyan ediyor.

İran, önceki Barack Obama yönetimiyle imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) çerçevesinde nükleer silah üretmeme taahhüdünde bulunduğunu, ancak bu anlaşmanın Trump tarafından feshedildiğini sürekli vurguluyordu.

Trump’ın ilk döneminde ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapan eski yetkili John Bolton, Euronews’e anlaşmanın ABD ve küresel güvenlik açısından “kötü” bir sonuç olduğunu söyleyerek, İranlı müzakerecilerin ABD başkanını “parmağında oynattığını” öne sürdü.

Bolton’a göre bu anlaşma, İran’ın nükleer programının tamamen sökülmesini garanti etmiyor ve yaptırımların kaldırılması yoluyla İran’a mali kazanç sağlıyor.

Trump ise yaptırımların yalnızca Tahran’ın “uslu durması” halinde kaldırılacağını söyledi. Vance de diğer ülkelerin İran’ın geleceğine yatırım yapmak isteyebileceğini, ancak bunun İran’ın “normal bir ülke gibi davranmasına” bağlı olacağını belirtti.

Avrupalılara gelince, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin sadece “sahada gerçek bir değişim” gördüğünde yaptırımları hafifleteceğini söyledi.

Sızdırılan anlaşma, 300 milyar dolarlık yeniden imar fonunun kaynağının nereden geleceğine açıklık getirmiyor.

ABD’nin mali katkıda bulunup bulunmayacağı sorulduğunda, ABD Başkanı cuma günü gazetecilere “Tahran’a bir kuruş gitmeyecek” derken, buna karşın diğer ülkelerin isterlerse İran’a yatırım yapmalarını engelleyemeyeceğini de sözlerine ekledi.

Trump ayrıca, Körfez ülkelerinin yeniden imar fonuna olası katkıları konusunda bu ülkelerle konuyu gündeme getirmediğini söyledi. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri liderleri, salı günü G7 marjında ABD ile ikili görüşmeler yaptı.

Rejim değişikliği yok

Belgede, “İran ve ABD, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmaktan kaçınmayı taahhüt eder” ifadesi de yer alıyor. Bu ifade, ABD’nin İran’da rejim değişikliği hedefini takip etmeyi bırakmayı kabul ettiğine işaret ediyor.

Washington, savaşın başlamasından önce ve sonra, rejim değişikliğini en üst hedefi olarak açıkça dile getirmiş ve bunu Tahran’a karşı İsrail’in de destek verdiği askeri harekâtının başlıca amaçlarından biri olarak sunmuştu.

Metnin dili, ABD’nin İran’dan daha fazla taahhütte bulunduğunu ortaya koyarak, İran’ın Beyrut’taki bombardımanlara karşı İsrail’e yeniden saldırmaya hazırlandığı geçen hafta sonunda Trump’ın anlaşmayı ilerletmek için taviz vermeyi tercih ettiğine dair önceki haberleri teyit ediyor.

Belgedeki son madde, “Nihai anlaşma, BM Güvenlik Konseyi’nin bağlayıcı bir kararıyla onaylanacaktır” diyerek, ABD ve İsrail’in bir daha asla İran’a saldırmaması için uluslararası toplumdan ilave güvence talep eden Tahran’ın isteğinin karşılandığını gösteriyor.

Teknik ayrıntıların hâlâ netleştiriliyor olması ve tarafların tamamının içerik konusunda gizliliği koruması nedeniyle, belgenin nihai metninin cuma günkü törene kadar değişme ihtimali bulunduğu bildiriliyor.

Trump, pazartesi günü yaptığı açıklamada, mutabakat zaptının ABD ve İran tarafından elektronik ortamda imzalandığını doğruladı, ancak başka ayrıntı vermedi. Metnin tamamının bu hafta içinde yayımlanacağını, ancak kesin bir tarih belirtmediğini söyledi.

“Anlaşmanın tamamı imzalandı. Ve boğaz şimdiden kısmen açıldı” diyen Trump, G7 liderler zirvesi için Fransa’ya varışının hemen ardından konuştu.

Taslağın tam metnini buradan (kaynak İngilizce) okuyabilirsiniz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler