Yeni Akit gazetesi yazarı Ahmet Can Karahasanoğlu, bugünkü köşe yazısında insanın hayatı anlamlandırma çabasını, acının olgunlaştırıcı yönünü ve Allah'a teslimiyetin önemini ele aldı. Karahasanoğlu, yazısını ise yüzyıllardır dilden dile aktarılan ibretlik bir kıssayla tamamladı.
Şakik-i Belhi'nin ibret aldığı cevap
Karahasanoğlu'nun aktardığı kıssaya göre, büyük mutasavvıf Şakik-i Belhi, kıtlık döneminde pazarda insanların açlık korkusuyla büyük bir endişe içinde olduğunu görür.

Ancak kalabalığın arasında efendisinin yanında son derece huzurlu ve neşeli duran bir köle dikkatini çeker.
Şakik-i Belhi, kölenin yanına giderek şaşkınlıkla şu soruyu yöneltir:
"Ey genç! İnsanların kıtlıktan feryat ettiği, açlıktan kırıldığı böyle bir günde bu neşenin sebebi nedir? Hiç mi hüzün duymazsın?"
Kölenin verdiği cevap ise büyük mutasavvıfı derinden etkiler.

"Niye endişem olsun ki? Benim çok zengin bir efendim var. Kendisine ait çiftlikleri, ambarları ve binlerce koyunu bulunuyor. Benim gibi bir köleyi asla aç bırakmaz."
"Yazıklar olsun bana!"
Bu sözleri duyan Şakik-i Belhi, derin bir muhasebeye yönelerek şu ifadeleri kullanır:
"Yazıklar olsun bana! Şu köle, fani bir insana olan güveni sayesinde böylesine huzurluyken; ben mülkün gerçek sahibi olan Allah'a nasıl olur da tam anlamıyla güvenemem?"

Karahasanoğlu, bu kıssanın insanın tevekkül anlayışını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini gösterdiğini belirterek, gerçek huzurun dünyanın geçici imkânlarında değil, Allah'a duyulan teslimiyet ve güvende saklı olduğunu vurguladı.
"Hayatın anlamı hikmete yönelmekte"
Yazısında modern insanın mutluluğu çoğu zaman dış etkenlerde aradığını ifade eden Karahasanoğlu, acının ve musibetlerin insanı olgunlaştıran önemli imtihanlar olduğuna dikkat çekti.
Sufi geleneğin "dur, bekle, anla ve farkında ol" çağrısını hatırlatan Karahasanoğlu, hayatı anlamanın çok konuşmaktan değil; dinlemekten, sadeleşmekten, affetmekten ve hikmete yönelmekten geçtiğini ifade etti.
Yazar, insanın faniliği unutmadan yaşaması gerektiğini belirterek, geçici olana bağlanmak yerine kalıcı değerlere yönelmenin gerçek huzurun kapısını aralayacağını dile getirdi.
AHMET CAN KARAHASANOĞLU’NUN YAZISININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN>>>