Ana içeriğe geç

Emek Partisinden ek zam için birleşme çağrısı: 'Saray’ın ‘işçiden al patrona ver’ düzenine karşı örgütlenelim'

Saray rejiminin faiz ödemelerine geldiğinde bonkör olduğunu, mesele sermaye olunca musluğun vanasını hızlı açtığını belirten EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, tüm emekçilere ek zam için birleşme çağrısı yaptı.

Evrensel
16

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, partisinin İstanbul Bakırköy’de bulunan Genel Başkanlık İrtibat Bürosu’nda işçi ve emekçilerin yüksek enflasyon nedeniyle yaşadığı gelir kaybı ve ek zam talebine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yılın başından bu yana temel tüketim maddelerine gelen zamlar nedeniyle asgari ücret, emekli aylıkları ve çeşitli fabrikalardaki ortalama ücretlerde yaşanan kaybı anlatan Aslan, tüm işçi ve emekçilere ek zam talebiyle mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

“Operasyonların amacı uyuşturucu ile mücadele değil”

EMEP Genel Başkanı Aslan konuşmasına sanatçılara dönük uyuşturucu operasyonlarına değinerek başladı. İktidarın “Uyuşturucu Türkiye’ye nasıl geliyor, kimler getiriyor, uyuşturucu ticaretini yapan baronlar kimler, baronlara kimler yol veriyor” gibi sorulardan uzak durduğunu söyleyen Aslan, “Baronlar Türkiye’ye tonlarca uyuşturucu getirecek ancak sadece sanatçılara operasyon yapılacak. Bu ülkede güvenlik güçlerinin resmi araçlarla uyuşturucu taşıdığını gördük. Ancak iktidar bunun peşine düşmedi” dedi. Aslan sanatçılara dönük operasyonların uyuşturucu ile mücadeleyi değil, toplumu sindirmeyi amaçladığını vurgulayarak “Amaç uyuşturucu ile mücadele ise baronları tutuklayın, uyuşturucu trafiğini engelleyin, uyuşturucu trafiğine yol veren kamu görevlilerini yargılayın” dedi.

Cezaevlerindeki çıplak arama uygulamalarına da değinen Aslan, “Türkiye İnsan Hakları Vakfına gelen şikayetlerin yüzde 48’i çıplak arama dolayısıyla. İktidar ‘İşkenceye sıfır tolerans’ diyordu. Ancak cezaevlerinde işkencenin yaygınlaştığını, mahpusların çıplak aramaya maruz bırakıldıklarını görüyoruz. İnsan onurunu kırıcı tüm uygulamalardan vazgeçilmesini istiyoruz, işkence son bulmalıdır” dedi.

“Çocuk işçiliği ile mücadele dediler, 400 bin yeni çocuk işçi yarattılar”

12 Haziran’ın Uluslararası Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü olduğunu hatırlatan Aslan, çocuk işçiliğinin iktidar tarafından teşvik edildiğini vurgulayarak “İktidar 2017-2023 yılları arasındaki 6 yılı çocuk işçiliği ile mücadele dönemi belirlemişti. 6 yıllık kampanya sonunda çocuk işçi sayısında yaklaşık 400 bin artış oldu. Resmi kayıt tutulmuyor ancak emek örgütlerinin yapmış olduğu araştırmalara göre Türkiye’de 2 milyona yakın çocuk işçi var. MEB eliyle 560 bin çocuk MESEM’lerde çalıştırılıyor. Bu çocuk işçiliğinin devlet ve iktidar eliyle resmileştirildiğinin göstergesidir. Bu çocuklar atölyelerde, fabrikalarda iş cinayetlerine kurban ediliyor” diyerek çocuk işçiliğine karşı mücadele çağrısı yaptı.

“Dün ‘zalimler’ diyen Erdoğan şimdi zalimin kendisi”

Saray yönetiminin ekonomi politikalarının halkı her gün yoksullaştırdığının altını çizen Aslan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1993 yılında çay ve simit üzerinden yaptığı asgari ücret hesabını hatırlatarak “Erdoğan’ın hesabı üzerinden 33 yıl geçti ve bu 33 yılın 25 yılında AKP iktidardı. Bugün bir bardak çay 30 lira, bir simit 25 lira. 5 kişilik bir işçi ailesi sadece çay içip simit yese bir öğünün maliyeti 275 lira. 3 öğün 825 lira. Ay boyunca sadece çay-simit 24 bin 750 lira. Asgari ücret 28 bin 75 TL. Çay simitten geriye elde 3 bin 335 lira kalıyor. Nerede kira, nerede doğalgaz parası, nerede çocukların eğitim ve sağlık giderleri… 93’te Erdoğan ‘Bu zalimler bize bunu yaşatıyor’ demişti. Erdoğan şimdi zalimin kendisidir. Kendisi 1150 odalı sarayda, şatafat içerisinde, araba filoları, uçaklar… Bir yanda harcadığının hesabını vermeyen Erdoğan diğer yanda işçi ailesinin durumu. Bunu kabul etmiyoruz” dedi.

“Asgari ücretlinin 125 kilogram tavuk pirzolasını çaldılar”

Çeşitli temel tüketim maddelerine gelen zamlarla 28 bin 75 liralık asgari ücreti karşılaştıran EMEP Genel Başkanı Aslan, bu parayla 1 Ocak’ta 202 kilo tavuk pirzola alabilen asgari ücretlinin gelen zamların ardından ancak 125 kilogram tavuk pirzola alabildiğini vurguladı. Geçen süre içerisindeki kayıp ise 77 kilogram. Benzer şekilde beyaz peynir üzerinden aynı hesabı yapan Aslan, 1 Ocak’ta 83 kilogram peynir alınabilirken 10 Haziran’da alınabilecek aynı peynirin 19 kilogram azalarak 64 kilograma gerilediğini söyledi. Aslan’ın hesaplamasına göre 1 Ocak’ta 1006 kilogram kırmızı biber (kapya) alabilen asgari ücretlinin geçen 5 ayda 605 kilogram biberinin çalındığını ve geriye 401 kg kapya biber kaldığını vurguladı.

“Çocuğun çikolatasını Saray yedi”

Asgari ücretli anne ve babanın çocuklarına aldığı çikolatadaki kaybı da anlatan Aslan, 1 Ocak’ta asgari ücretle 60 gramlık 624 paket çikolata alınabilirken 10 Haziran’da ancak 449 paket çikolata alınabildiğini vurguladı ve “Çocukların 175 paket çikolatasını Saray yedi” dedi.

Kuru çay üzerinden yapılan hesabı da paylaşan Aslan, asgari ücretle 1 Ocak’ta 152 kg kuru çay alabilen işçinin 10 Haziran’da ancak 128 kg çay alabildiğini söyledi ve kaybın 24 kg olduğunu söyledi.

“Emeklinin kümesine tilki girdi: 609 yumurta kayıp”

Benzer hesabı 20 bin lira aylıkla geçinmek zorunda bırakılan milyonlarca emekli üzerinden yapan Aslan, “Emeklilerin alacağı ücret Saray’ın iki dudağı arasında. TÜİK’in yalan istatistikleri üzerinden belirleniyor. Erozyon çok ciddi” dedi. Aslan’ın 20 bin liralık emekli aylığı üzerinden paylaştığı hesaplar şöyle:

- Yumurta

1 Ocak’ta 4 bin 137 adet alınabiliyordu

10 Haziran’da 3 bin 528 adet alınabiliyor

609 yumurta kayıp

- Yoğurt

1 Ocak’ta 228 kg alınabiliyordu

10 Haziran’da 177 kg alınabiliyor

51 kg yoğurt kayıp

- Domates

1 Ocak’ta 506 kg alınabiliyordu

10 Haziran’da 222 kg alınabiliyor

284 kg domates kayıp

- Un

1 Ocak’ta 768 kg alınabiliyordu

10 Haziran’da 666 kg alınabiliyor

102 kg un kayıp

- Kuru fasulye

1 Ocak’ta 125 kg alınabiliyordu

10 Haziran’da 104 kg alınabiliyor

21 kg kuru fasulye kayıp

Arabası olan işçi benzin dolduramıyor: 180 litre kayıp

Sendikalı olarak çalışan fabrikalardaki ücretlerinde yaşanan kayba da dikkat çeken Aslan, Ford fabrikasında ortalama ücretlerin 60 bin TL olduğunu ifade ederek kayıp tablosunu şöyle açıkladı:

- Salça (700 gr)

1 Ocak’ta 681 kavanoz alınabiliyordu

10 Haziran’da 555 kavanoz alınabiliyor

126 kavanoz salça kayıp

- Pirinç

1 Ocak’ta 639 kg alınabiliyordu

10 Haziran’da 570 kg alınabiliyor

69 kg pirinç kayıp

- Muz

1 Ocak’ta 800 kg alınabiliyordu

10 Haziran’da 500 kg alınabiliyor

300 kg muz kayıp

- Süt

1 Ocak’ta 1.770 litre alınabiliyordu

10 Haziran’da 1.464 litre alınabiliyor

306 litre süt kayıp

- Benzin

1 Ocak’ta 1.131 litre alınabiliyordu

10 Haziran’da 951 litre alınabiliyor

180 litre benzin kayıp

Tüpraş işçisinin 33 kilogram kıymasına çöktüler

Benzer bir hesabı TÜPRAŞ işçileri üzerinden de yapan Aslan, 20 yıllık kıdemli bir işçinin ortalama 85 bin lira ücret aldığını ifade ederek kayıp tablosunu şöyle özetledi:

- Kira

1 Ocak’ta 238 metrekarelik ev kiralanabiliyordu

10 Haziran’da 194 metrekarelik ev kiralanabiliyor

45 metrekare kayıp

- Kıyma

1 Ocak’ta 136 kg alınabiliyordu

10 Haziran’da 103 kg alınabiliyor

33 kg kıyma kayıp

- Bal (450 gr)

1 Ocak’ta 531 kavanoz alınabiliyordu

10 Haziran’da 425 kavanoz alınabiliyor

106 kavanoz bal kayıp

- Zeytin

1 Ocak’ta 370 kg alınabiliyordu

10 Haziran’da 272 kg alınabiliyor

98 kg zeytin kayıp

- Ayçiçek yağı

1 Ocak’ta 858 litre alınabiliyordu

10 Haziran’da 817 litre alınabiliyor

41 litre Ayçiçek yağı kayıp

“Emekçiden çalıp sermayeye veriyorlar”

Saray ve sermayenin işçi ve emekçilerden çalmaya devam ettiğini vurgulayan Aslan, “Yıl sonuna 7 ay var, bu sürede kayıp tablosunun daha da ağırlaşacağını biliyoruz” dedi. Ford’un da TÜPRAŞ’ın da Koç Holding’e ait olduğunu hatırlatan Aslan, “Koç ailesi 100 yıldır bu ülkenin emeğini sömürüyor. Zenginliklerinin kaynağı budur” ifadelerini kullandı.

Saray düzeninin sıcak para arayışına da dikkat çeken Aslan, “Saray rejiminin temsilcileri ve Erdoğan bir bakıyorsunuz Londra’da, bir bakıyorsunuz Körfez ülkelerinde, bir bakıyorsunuz ABD’de, bir bakıyorsunuz Almanya’da kaynak peşinde. Gelen kaynakların da işçi ve emekçilere bir faydası yok” dedi.

Verginin emekçilerden toplandığını, kaynakların sermayeye aktarıldığını söyleyen Aslan, yılın ilk 5 ayında ücretlilerden 1.06 trilyon lira gelir vergisi alındığına, emekçilerin yaptıkları harcamalar üzerinden de 1.6 trilyon lira KDV toplandığına dikkat çekti. Dolaylı ya da doğrudan vergilerle emekçilerden 2.66 trilyon lira alındığını söyleyen Aslan, bu süreçte devasa kârlar elde eden Sabancı, Koç gibi büyük holdinglerden ve yabancı şirketlerin kârlarından alınan kurumlar vergisinin ise yalnızca 445.7 milyar lira olduğunu söyledi. Aslan, bu yıl sermayenin muaf tutulan kurumlar vergisi miktarının da 768 milyar lira olduğunu hatırlattı.

Emekçilerden toplanan vergilerin teşvik ve faiz ödemesi adı altında yeniden sermayeye aktarıldığını söyleyen Aslan, 2026’da sermayeye ödenecek teşvik miktarının 713 milyar lira olduğunu, yılın ilk 5 ayında kamu bütçesinden şirketlere ve bankalara yapılan faiz ödemelerinin ise 1.2 trilyon lira olduğunu vurguladı.

“Ek zam talebiyle mücadeleyi büyütmeliyiz”

Aslan işçi ve emekçiler ek zam istediğinde yerinden zıplayan Saray rejiminin faiz ödemelerine geldiğinde bonkör olduğunu vurgulayarak “Mesele sermaye olunca musluğun vanasını nasıl hızlı açtıklarını görüyoruz. Yetmiyor bir de uluslararası sermayeye çağrı yapıyorlar, ‘Paranızı getirin, 20 yıl vergi almayacağız’ diyorlar. İster kara para, ister suç geliri fark etmiyor, vergi muafiyeti sağlayacaklarını söylüyorlar. Bu ülkede günde 12 saat çalışan işçiye, ömrünün 30-35 yılını işçilikle geçiren emekliye gelince iktidar tek kuruşun hesabını yapıyor. Bugün asgari ücret açlık sınırının 7 bin lira altında. Yoksulluk sınırı 115 bin liraya dayandı. Bu durumda ev geçindirmek, yaşamak mümkün değil. Gıdaya para verseniz ev kirasını ödeyemezsiniz, kirayı ödeseniz çocuğun eğitim masraflarını ödeyemezsiniz, okula para bulsanız elektrik-doğalgaz faturasını ödeyemezsiniz. Bu yüzden bütün ücretlere ek zam talebiyle mücadele etmek durumundayız” diyerek işçi ve emekçilere, emeklilere ek zam mücadelesini büyütme çağrısı yaptı.

“İnsanca bir düzeni birleşerek kurabiliriz”

Saray rejiminin, kapalı kapılar ardında toplantılar yaptığı sermayenin taleplerini anında yerine getirdiğini söyleyen Aslan, işçi ve emekçilerin taleplerini kazanabilmesinin tek yolunun ise sokaklarda, alanlarda verilecek mücadele olduğunu söyledi. Sendikal haklar ve insanca yaşanacak ücret talepleriyle süren grev ve direnişleri de hatırlatan Aslan, bu mücadelelerin yaygınlaşması gerektiğini söyledi. Birleşik Metal-İş Temsilciler Kurulu’nun geçtiğimiz hafta aldığı kararların bu açıdan önemli olduğunu ifade eden Aslan, “Diğer sendikaların da Birleşik Metal-İş sendikası gibi temsilciler kurullarını toplayarak, işçi temsilcilerinin düşüncelerini de alarak vergide adalet, insanca yaşanacak ücret talebiyle mücadele örgütlemeleri gerekmektedir. Saray’ın ‘işçiden al patrona ver’ düzenine karşı birleşik mücadeleyi örgütleme zamanıdır. Genel eylem, genel direnişi örgütleme zamanıdır. Bu saray düzeni ile yalnızca işçi ve emekçilerin örgütlü birleşik mücadelesi ile baş edilebilir. Ancak işçi ve emekçilerin mücadelesi Saray’ın saldırılarını püskürtebilir. Bugün ekonomik taleplerle demokratik taleplerin birleşmesi gerekmektedir. Ancak birleşirsek insanca yaşanacak bir düzeni kurabiliriz” ifadelerini kullandı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler