Zirvenin ikinci gününde görüştüğüm çeşitli yetkililerden edindiğim bilgilere göre, NATO’da ABD ile Avrupa arasındaki görüş ayrılıkları sürüyor. Kulislere yansıyan değerlendirmeler, yalnızca liderlerin verdiği birlik fotoğrafına bakarak zirvenin sonuçlarını yorumlamanın eksik kalacağını gösteriyor. Çünkü NATO, bugün belki de kuruluşundan bu yana en karmaşık güvenlik ortamıyla karşı karşıya. Rusya-Ukrayna savaşı devam ederken Orta Doğu’daki istikrarsızlık derinleşiyor, Hint-Pasifik’te ise Çin’in yükselişi yeni bir jeopolitik rekabet alanı oluşturuyor. Buna karşın ittifakın tüm bu krizler karşısında ortak ve net bir strateji geliştirebildiğini söylemek zor.
STRATEJİK BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
Kulislere göre, müttefikler savunma harcamalarının artırılması konusunda büyük ölçüde uzlaşı sağlıyor. Ancak bu kaynakların hangi alanlara yönlendirileceği, öncelikli tehditlerin nasıl belirleneceği ve Avrupa’nın güvenlik politikalarında ne kadar bağımsız hareket edeceği konusunda ciddi görüş ayrılıkları devam ediyor. Başka bir ifadeyle, savunma bütçeleri büyüyor ancak stratejik belirsizlik ortadan kalkmış değil.
Eleştirilerin yoğunlaştığı bir diğer başlık ise savunma sanayii. NATO ortak üretim ve dayanışma mesajları verirken, bazı üye ülkelerin birbirlerine yönelik ihracat kısıtlamaları ve siyasi engelleri sürdürmesi bu söylemle çelişiyor. Ortak güvenlik vurgusuna rağmen savunma teknolojileri alanında tam anlamıyla güvene dayalı bir iş birliği ortamının oluşturulamamış olması, ittifakın inandırıcılığına gölge düşürüyor.
TÜRKİYE İÇİN TABLO NASIL?
Türkiye açısından da tablo tamamen sorunsuz değil. Ankara’nın stratejik öneminin müttefikler tarafından daha güçlü biçimde kabul görmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de, uzun süredir gündemde bulunan savunma iş birliği başlıklarında henüz somut ilerleme sağlanabilmiş değil. Bu nedenle zirvede verilen olumlu mesajların uygulamaya ne ölçüde yansıyacağı, önümüzdeki dönemin en önemli sınavlarından biri olacak.
Görüştüğüm bir yetkili ise NATO’nun bugün karşı karşıya olduğu en büyük sorunun dış tehditlerden çok ittifak içindeki uyum eksikliği olduğunu dile getirdi. Yetkili, “NATO askeri kapasitesiyle güçlü olabilir. Ancak siyasi güven ve ortak irade aynı ölçüde güçlenmediği sürece yeni güvenlik tehditlerine karşı kalıcı ve etkili bir strateji geliştirmesi kolay görünmüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Sonuç bildirgesi birlik yönünde yayımlanmış olsa da zirvenin ikinci günü, olumlu mesajların yanında önemli soru işaretlerini de geride bıraktı. Liderler kamuoyuna birlik görüntüsü verdi. Ancak kulislerde konuşulanlar, perde arkasındaki görüş ayrılıklarının henüz giderilemediğine işaret ediyor. NATO’nun geleceğini şekillendirecek asıl müzakerelerin önümüzdeki aylarda da devam etmesi bekleniyor.