Ana içeriğe geç

Gıdada dengeyi üç etken bozdu

Yüksek rekolte beklenen yılda gıda sektörü maliyet alarmı veriyor. Girdi fiyat artışları enflasyonu güçlü tutarken, rekabetteki zafiyet dış fazlanın azalmasına neden oluyor. DÜNYA’ya konuşan sektör temsilcileri, navlun, işçilik ve hammadde maliyetlerine dikkat çekti.

Gıdada dengeyi üç etken bozdu
Dünya Gazetesi
16

Tarımda bu yıl uygun ik­lim koşulları sayesinde birçok üründe yüksek rekolte bekleniyor. Buna karşın son dönemde gıda sektöründe­ki zafiyet dikkat çekiyor. İstan­bul Sanayi Odası (İSO) Türkiye Sektörel PMI verileri Haziran 2026 sonuçlarına göre, bu ayda en belirgin yavaşlama Temmuz 2025’ten bu yana en sert üretim daralmasının kaydedildiği gı­da ürünleri sektöründe yaşan­dı. Sektör PMI endeksinin son dört aydır küçülme bölgesine seyrettiği görüldü. Sektördeki firmalar, girdi maliyetlerindeki keskin artışa ve tedarik zinciri aksamalarına bağlı olarak satın alma faaliyetlerini önemli ölçü­de azalttı. Satış fiyatları belirgin bir şekilde artmaya devam etti.

Fiyat artış hızı manşeti aştı

Sektörün son altı ayında ba­kıldığında girdi fiyatları en­deksinin 61-67 bandında, nihai ürün fiyatlarının da 54-61 ban­dında seyrettiği görülüyor. 50 eşik değerin oldukça üzerinde seyreden endeks değerleri güç­lü fiyat artışlarına işaret ediyor. Nitekim yurt içi üretici fiyatla­rı endeksi (Yİ-ÜFE) Haziran 2026 verilerine göre, yıllık üre­tici fiyat artışı yüzde 33,07 ile yüzde 28,09’luk manşet yurt içi üretici enflasyonunun üzerin­de seyrediyor. Tüketici fiyat en­deksine (TÜFE) göre de hazi­randa gıda ve alkolsüz içecekler enflasyonu yüzde 35,45 ile yüz­de 33,11’lik manşet TÜFE’nin üzerine gelişti.

TÜSİAD’ın Maliyet Bazlı Re­kabet Gücü Endeksi (TÜSİ­AD-RGE), 2026 yılı ilk çeyrek so­nuçlarına bakıldığında sektörler arasında en sert rekabet kaybı­nın gıdada yaşanması dikkat çe­kiyor. Buna göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde gıda imalatı sektö­ründe yurt içi maliyetler bir ön­ceki çeyreğe göre yüzde 5,5 ar­tarken, rakip ülkelerde maliyet artışı yüzde 1,1 seviyesinde kal­dı. Özellikle ara malı maliyetle­rindeki artış (yüzde 6,4), sektör maliyetlerindeki yükselişte be­lirleyici olurken enerji maliyet­lerindeki gerileme (yüzde -6,8) bu artışı kısmen sınırladı. Son iki yıllık dönemde sektör maliyet­leri rakip ülkelere kıyasla daha yüksek bir artış eğilimi sergiledi.

Dış fazlada dramatik düşüş

Sektördeki maliyet artışları gıda enflasyonu yüksek tutar­ken, rekabet kaybının nesnel so­nuçları da dış ticaret tarafında görüldü. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyo­nu (TGDF) Mayıs 2026 raporu­na göre, Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörü 2026 yılının Mayıs ayında 5 aylık dönem iti­barıyla 11,64 milyar dolar ihra­cat; 11,34 milyar dolar ithalat yaptı. Böylece sektör 300 milyon dolarlık dış fazla verdi. Geçen yı­lın aynı döneminde bu rakam 1,29 milyar dolardı. Yıllık düzey­de bakıldığında 2024 sonunda 9,45 milyar dolar olan sektörün dış fazlası 2025 sonunda 4,91 milyar dolara geriledi.

İthalata bağımlı yapı etkiliyor

Türkiye Oda­lar ve Borsa­lar Birliği (TOBB) Tür­kiye Gıda Sa­nayi Meclisi Başkanı Nec­det Buzbaş, DÜNYA’ya yaptığı değerlendir­mede, genel PMI verisinin ay­lardır 50 eşik değerin altında seyrettiğini fakat gıdadaki du­rumun kısa dönemde meydana gelen gelişmelerden kaynaklan­dığını söyledi. Buradaki en bü­yük nedenin ise İran merkezli savaş olduğunu dile getiren Buzbaş, şunları söyledi: “Sava­şın etkisiyle girdilerde hızlı fi­yat artışları oldu. Bu sadece enerji ile sınırlı kalmadı gübre ve plastik hammaddesi fiyatları yükseldi. Özellikle lojistikte sü­relerin uzaması ve sigorta mali­yetlerinin de etkisiyle navlun tarafında fiyat artışları oldu. Genel olarak gıda enflasyonuna bakınca işlenmemiş gıda fiyat­larından kaynaklı bir yükseliş söz konusu. Yani tarladaki ürünler kaynak. Toprak bizim ama diğer bütün girdiler ithal. Hem kırmızı ette hem beyaz et­te yem girdisi ithal. Dışa bağım­lılığı azaltmak için yeterli çaba sarf edilmiyor. Radikal tedbir­lerle gübre ve yemde yerlileş­meyi sağlayacak kararlar alın­ması lazım. Aksi halde gıda enf­lasyonu mevsimsel etkilerle ve dış koşullara göre değişir.”

Yurt içi maliyetlerle rekabet zor

Sektördeki ge­lişmeleri DÜNYA’ya değerlendiren İstanbul Hu­bubat, Bakli­yat, Yağlı To­humlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Başkanı Kazım Taycı, sektördeki zafiyetin üç ana se­bepten kaynaklandığı belirtti. Navlun maliyeti, emek maliyeti ve yurt içi hammadde fiyatlarına dikkat çeken Taycı, “Bizim sek­törün navlunları hacimli bu yüz­den yüksek bedeller tutuyor. Emek yoğun sektör olduğumuz­dan işçi maliyetlerinin payı da yüksek. Bu iki maliyet baskısı dı­şında hammadde bakımından ihtiyaçların çoğununu yurt için­den tedarik ediyoruz. TL mali­yetler ile yurt dışına ürün sat­mak zorundayız. Yurt içi enflas­yon yüksek olduğundan yurt dışı ile fiyat tutmuyor” dedi.

“Doğru politikalarla yeniden yüksek dış fazlaya döneriz”

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Demir Şarman, DÜNYA’ya yaptığı değerlendirmede, “Gıda sanayiindeki yavaşlama tek bir nedene değil, aynı dönemde üst üste gelen birkaç gelişmenin birleşik etkisine dayanıyor. Öncelikle, sıkı para politikası ve yüksek finansman maliyetleri iç talebi belirgin şekilde yavaşlattı. Tüketicinin alım gücündeki zayıflama ve harcamalardaki temkinli seyir, özellikle katma değerli gıda ürünlerinde üretimi ve yeni siparişleri olumsuz etkiledi” dedi. İkinci olarak, sektörün maliyet yapısı ile döviz kuru arasındaki dengenin bozulduğuna işaret eden Şarman, “İşçilik, enerji, lojistik ve finansman giderleri enflasyonist baskılar nedeniyle artmaya devam ederken, döviz kurunun aynı ölçüde hareket etmemesi ihracatçıların fiyat rekabetini zayıflattı. TÜSİAD Rekabet Gücü Endeksi’nin de işaret ettiği üzere, gıda sanayi bu dönemde uluslararası rekabet gücünü en fazla kaybeden sektörlerden biri oldu” ifadelerini kullandı.

Bunun doğal sonucu olarak ihracat artış hızı yavaşlarken, ithalatın daha güçlü seyrettiğini ve sektörün dış ticaret fazlasında belirgin bir gerileme yaşandığını vurgulayan Şarman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak burada altını çizmek gerekir ki, sektör hâlâ dış ticaret fazlası vermeye devam ediyor; mesele fazla vermemesi değil, fazlanın önemli ölçüde daralmış olmasıdır. Bunun yanında, iklim koşulları ve tarımsal arz tarafındaki olumsuzluklar da bazı ürün gruplarında hammadde maliyetlerini ve tedarik sürekliliğini olumsuz etkiledi. Önümüzdeki dönemde sektörün yeniden ivme kazanabilmesi için fiyat istikrarının kalıcı biçimde sağlanması, rekabet gücünü destekleyecek makroekonomik dengenin korunması ve özellikle ihracatçı üreticilerin maliyet baskısını hafifletecek yapısal adımların atılması büyük önem taşıyor. Malumunuz, gıda sanayi, Türkiye’nin en güçlü üretim ve ihracat alanlarından biridir; doğru politikalarla yeniden yüksek dış ticaret fazlası üreten bir yapıya kavuşabilecek potansiyele sahiptir.”

Ev dışı tüketimde re-export etkisi

Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz, sektörün artan ithalatına bakıldığında özellikle ev dışı tüketim tarafında re-export’un öne çıktığını ifade etti. Yurt dışından ürün tedarik edip burada işleyerek yurt dışına ihracat yapanlar olduğunu dile getiren Şahinöz, “İthal üründe raf ömrü de kısa oluyor. Yerli sanayici önceden dışarıdan gelen birçok sosu yerli üretmeye başladı. Burada üç etki var. Hem çiftçi destekleniyor hem taze ürün sunuluyor hem de raf ömrü daha uzun oluyor. Hatırlayın önceden bitki bazlı sütler hep ithal gelirdi artık yerliler hepsinden iyi” diye konuştu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler