Ana içeriğe geç

Çin şirketleri Türk aklına ihtiyaç duyuyor

Çin ve Silikon Vadisi uzmanı Pascal Coppens, Çinli şirketlerin PR ve globale açılma konusunda Türk şirketlerle işbirliği aradığını belirterek, Türk şirketlerin bunu kullanarak Çin pazarına erişebileceğini söyledi.

Çin şirketleri Türk aklına ihtiyaç duyuyor
Akşam
16

Türkiye'nin ve uluslararası perakende sektörünün önemli buluşmalarından Perakende Günleri, 25. yılında sektörün öne çıkan isimlerini Haliç Kongre Merkezi'nde bir araya getirdi. Konuşmacı olarak organizasyona katılan Çin ve Silikon Vadisi uzmanı Pascal Coppens, AKŞAM gazetesinin sorularını yanıtladı. Türk şirketlerin Çinli şirketleri global alana taşıyabileceğini belirten Coppens, Türk şirketlerin de bu sayede başta Çin pazarı olmak üzere Asya'da ve güneyde büyüyen yeni pazarlarda daha büyük pay sahibi olabileceğini belirtti.

ORTAK NOKTA GLOBAL

Türkiye son dönemde markalaşmaya ve katma değerli üretimi artırmaya odaklanmış durumda. Çin modeliyle nasıl uyum sağlayabilir?

Türkiye ve Batılı ülkeler pazarlamaya, markalaşmaya ve değer yaratmaya odaklanarak büyüdü. Bu, ABD'den ve öncesinde Fransa'dan (Louis Vuitton örneği gibi) aldığımız evrensel modeldi. Çinliler şu an tam olarak Batı'nın bu markalaşma gücünü elde etmek istiyorlar ancak PR (halkla ilişkiler), tanıtım ve uluslararasılaşma konusunda çok kötüler. Çünkü Çin tek bir kültürden (monokültür) oluşuyor ve farklı kültürlerle çalışma alışkanlıkları yok. Türkiye ise içinde birçok farklı kültürü, dini ve düşünce yapısını barındırıyor. Çinliler markalaşmayı öğrenmek için Avrupa'dan, Amerika'dan ve Türkiye'den uzmanlar istihdam ediyorlar. Bana göre Türkiye, değer yaratma ve markalaşma gibi güçlü olduğu yönlerine sadık kalmalı, ancak bu süreci hızlandırmak için Çin'in bazı fikirlerini sistemine entegre etmelidir.

Türk şirketleri ile Çinli şirketler tam olarak nerede ve nasıl bir ortak noktada buluşmalı?

Çok basit bir ifadeyle en büyük kesişim noktası şu: Çin küresel bir oyuncu olmak istiyor, Türkiye ise uluslararası pazarlara nasıl açılacağını zaten çok iyi biliyor. Ortak nokta sadece "Türkiye pazarı" veya "Çin pazarı" değil. Eğer Türk şirketleri Çinli şirketlerin uluslararası pazarlara açılmasına rehberlik eder ve yardımcı olursa, Çinli şirketler de Türk şirketlerinin devasa Çin pazarına ve başka uluslararası pazarlara girmesine yardımcı olacaktır. Türkiye'nin Asya ile Avrupa arasındaki o benzersiz coğrafi konumu, bu güçlü işbirliğinin temel kesişim noktasıdır.

FIRSATLARIN YÜZDE 80'İ KÜRESEL GÜNEY PAZARINDA

Markalaşma konusunda, özellikle perakende sektöründeki Türk firmalarına neler önerirsiniz?

Türk markaları için burada büyük bir fırsat var. Sahip olduğunuz miras ve küresel bir oyuncu olarak yarattığınız değer işe yarayabilir. Çin şu anda gözünü "Küresel Güney" dediğimiz; Asya, Afrika, Latin Amerika, Orta Doğu ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu Batı dışı dünyaya dikmiş durumda. Çin şu an eski zengin pazarlarla ilgileniyor gibi görünse de, 10-15 yıl içinde ana odakları bu olmayacak. Markalaşma ve büyüme fırsatlarının %80'i bu "Küresel Güney" pazarında yatıyor ve Türkiye'nin asıl odaklanması gereken yeni pazar da burası.

ÇİN'İ YERİNDE GÖRMELİSİNİZ

Coppens'in öne çıkan açıklamaları:

Gidip Çin'i yerinde görmek, varsayımlara dayanarak hareket etmemek lazım. Çin o kadar hızlı dönüşüyor ki, şu anda medya üzerinden aldığınız bilgiler muhtemelen 5-10 yıl öncesinin gerçekliğini yansıtıyor.

Türkiye Çin'in bir rakibi sayılabilir ancak Çin bu rekabetten korkmuyor. Rekabeti ve işbirliğini aynı madalyonun iki yüzü olarak görüyorlar. Zaten kendi içlerinde yüzlerce rakipleri var, Türkiye'de bir rakip daha olması onlar için sorun teşkil etmiyor.

Dürüst olmak gerekirse, birçok endüstride üretim tarafında rekabetçi kalmak giderek zorlaşıyor. Türkiye'de, Avrupa'da veya ABD'de üretim yapmak artık çok pahalı. Bunun tek nedeni işçilik maliyetleri değil; asıl neden Çin'in kurduğu devasa üretim ekosistemidir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler