Ana içeriğe geç

Anlaşmadaki 5 madde kafaları karıştırdı: İran’a büyük oyun mu kuruldu? İlk tankerler yola çıktı, neler oluyor?

Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat hem ABD içinde hem de dünya başkentlerinde dengeleri yeniden sarsmış durumda. Savaş boyunca sert söylemlerle anılan Trump’ın bu kez İran’la aynı masaya oturması, ‘perde arkasında ne değişti?’ sorusunu gündeme taşıdı. Metnin içeriği ilk bakışta bir ‘uzlaşma’ gibi görünse de, uzmanlara göre gerçek çok farklı… Sahada ise şimdiden hareketlilik başlamış durumda…

Anlaşmadaki 5 madde kafaları karıştırdı: İran’a büyük oyun mu kuruldu? İlk tankerler yola çıktı, neler oluyor?
Hürriyet
16

ABD Başkanı Donald Trump ile İran yönetimi arasında imzalanan yeni mutabakat zaptı hem Washington’da hem de uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Aylar önce İran’a yönelik sert açıklamalar yapan ve “koşulsuz teslimiyet dışında hiçbir anlaşma olmayacak” ifadelerini kullanan Trump’ın, şimdi diplomatik bir mutabakata imza atması doğal olarak siyasi çevrelerde farklı yorumlara neden oldu.
Dün açıklanan ve çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan anlaşma metni, bazı uzmanlara göre bir ‘teslimiyet belgesi’ olmaktan uzak görünüyor. Anlaşmanın detayları incelendiğinde İran’ın ekonomik ve diplomatik açıdan önemli kazanımlar elde ettiği değerlendirmeleri öne çıkıyor. Detaylara yakından bakalım…
14 maddelik ABD-İran anlaşmasının neler olduğuna aşağıdaki haberimizden ulaşabilirsiniz.

İRAN’A EKONOMİK RAHATLAMA KAPISI MI AÇILDI?
New York Times’ta yer alan haberde mutabakatın en dikkat çekici unsurlarından biri, İran’ın uzun süredir yaptırımlar nedeniyle kısıtlanan petrol ihracatından yeniden gelir elde etmesinin önünü açması oldu. Uzmanlara göre bu gelişme, ekonomik baskı altında bulunan Tahran yönetimine önemli bir nefes alma alanı sağlayabilir.
Anlaşma ayrıca İran’ın yıllardır çeşitli uluslararası yaptırımlar nedeniyle erişemediği milyarlarca dolarlık dondurulmuş varlıklarının belirli şartlar altında serbest bırakılabilmesine yönelik bir yol haritası da içeriyor. Trump yönetimi, söz konusu fonların yalnızca İran’ın yükümlülüklerini yerine getirmesi ve ‘iyi davranış göstermesi’ durumunda kullanılabileceğini savunuyor. Ancak uzmanlar bunun, eski Başkan Barack Obama döneminde uygulanan politikalarla benzerlik taşıdığı görüşünde.
İran’ın dondurulmuş varlıklarının ne kadar olduğuna ve hangi ülkede bulunduğuna ise aşağıdaki haberimizden ulaşabilirsiniz.

Yine pek çok uzmana göre İran, savaş öncesi üretim seviyelerine dönmesi ve mevcut petrol fiyatlarının korunması halinde yalnızca bir yıl içerisinde 60 milyar doların üzerinde petrol geliri elde edebilir. Bu gelişme, son 10 yıldan fazla süredir İran’a uygulanan yaptırımların temel dayanaklarından biri olan enerji kısıtlamalarının fiilen gevşetilmesi anlamına da geliyor.

Konuyu İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Dr. Serhan Afacan’a danıştığımda, “Şu anki süreç İran’a ekonomik olarak bir nebze rahatlama kapısı açmış olabilir. Bu mutabakat zaptını şöyle yorumladım: İfade bimiyle İran’ın, sanki içeriği itibariyle de ABD’nin istedikleri oluyor gibi geliyor bana” dedi ve şöyle devam etti:
-- Maddeleri ilk okuduğunuzda ‘İran’a daha ne verilecek?’ gibi bir algı oluşuyor; ancak içeriği doğru analiz ettiğimizde, özellikle son maddeye baktığımızda, nihai anlaşmanın bağlayıcı bir BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanacağı görülüyor. Bu da İran’ın taleplerini bütünüyle karşılayan bir sonuç çıkmasını oldukça zorlaştırıyor. Çünkü BM Güvenlik Konseyi dediğimiz yapı içinde Fransa, İngiltere, Almanya, Çin ve Rusya gibi farklı çıkarları olan aktörler de sürece dahil. Dolayısıyla bu koşullarda, İran’ın Trump’la ikili düzeyde istediği her şeyi alıp bunun doğrudan nihai metne dönüşmesi pek mümkün görünmüyor.
-- Kaldı ki yaptırımların önemli bir bölümü BM yaptırımlarıdır ve bunları tek başına Trump’ın kaldırma yetkisi yoktur. ABD ancak kendi tek taraflı yaptırımlarını kaldırabilir. Öte yandan İran’ın nükleer programına ilişkin de bazı değerlendirmeler yapılıyor. Ben özellikle ABD’nin bu alanı muğlak bıraktığını düşünüyorum. Çünkü müzakerelere açık olduğu söyleniyor, ancak İran’ın bu konudaki temel hassasiyetlerinin güvence altına alındığına dair net bir ifade yok. İran’ın nükleer faaliyetlerine yönelik ciddi kısıtlamalar getirilmesinin oldukça olası olduğu görülüyor.

İLK TANKERLER YOLA ÇIKTI

Wall Street Journal’da yer alan haberde anlaşmanın etkileri sahada görülmeye başladı. Bu hafta içerisinde petrol yüklü birkaç İran tankerinin limanlardan ayrılarak ABD deniz ablukasını aşması, ihracatın yeniden canlanacağının ilk somut işaretleri olarak değerlendiriliyor.
Haberde yer alan bilgilerde denizcilik takip verilerine göre, toplamda 5 milyon varilden fazla İran ham petrolü taşıyan Sonia I, Diona ve Hero II isimli tankerler Çabahar Limanı’ndan ayrılarak Umman Körfezi üzerinden uluslararası sulara açıldı. Bu hareketlilik olası yaptırım gevşemesine yönelik piyasa beklentilerinin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Aynı haberde Vortexa Denizcilik Risk ve İstihbarat Direktörü Claire Jungman, tanker hareketlerinin zamanlamasına dikkat çekerek, gemilerin potansiyel anlaşma beklentisi doğrultusunda konumlandırılmış göründüğünü ifade etti.
Dr. Serhan Afacan da bu durumu ihracatın yeniden canlanacağının ilk somut işaretleri olarak yorumlayarak, “Aslında bir süredir durum zaten bu yöndeydi. Son birkaç gündür fiilen ABD ve İran, bu geçişleri karşılıklı olarak bir miktar esnetmişti. Bir anlamda taraflar, kontrollü bir ‘iyi niyet adımı’ göstererek süreci yumuşatmışlardı. Aksi halde bu noktaya gelinmesi pek mümkün görünmezdi. Bu gelişme de ihracatın yeniden canlanabileceğine dair ilk somut işaretler olarak değerlendirilebilir” dedi.

MEVCUT DURUM YENİ ANLAŞMAZLIKLARA ZEMİN HAZIRLAYABİLİR Mİ?

New York Post’ta yer alan haberde Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü İran Araştırmaları Uzmanı Beni Sabti, söz konusu sorudan hareketle önemli değerlendirmelerde bulundu. Beni Sabti, anlaşmanın içerdiği muğlak ifadelerin ilerleyen süreçte taraflar arasında ciddi görüş ayrılıklarına neden olabileceğini söyledi.
Sabti, yaptığı değerlendirmede, “Bu metin farklı yorumlara açık. Taraflar aynı ifadeleri farklı şekillerde okuyabilir. Bu da yeni yanlış anlaşılmaların ve hatta yeni çatışmaların önünü açabilir” ifadelerini kullandı. İran yönetiminin geçmişte uluslararası anlaşmalarda metinlerde yer almayan ek kazanımlar elde etmeye çalıştığını söyleyen Sabti, “İran rejimi her zaman yazılı olanın ötesinde avantaj elde etmeye çalışır” değerlendirmesinde bulundu.

DR. SERHAN AFACAN: ‘İRAN'IN EN SOMUT KAZANIMI LÜBNAN’
“Benim gördüğüm kadarıyla İran’ın en somut kazanımı, hatta beni şaşırtan kısmı Lübnan meselesi” diyen Dr. Serhan Afacan, “Lübnan üzerinden ABD, sanki İran’ın hamiliğini kabul etmiş gibi bir görüntü veriyor. Bir taraftan ABD ve müttefikleri, Lübnan’da tüm cephelerde saldırıların durdurulmasından söz ediyor; ardından da kalıcı olarak Lübnan’da saldırıların sona erdirilmesi için müzakereler yapılacağına dair ifadeler yer alıyor” dedi ve şöyle devam etti:
-- Burada ilk akla gelen anlam şu: Hatırlayalım, İran 7 Haziran’da İsrail’i vurmuştu. İsrail İran’ı doğrudan vurmasa da Lübnan’ı hedef aldığı için İran da İsrail’i vurdu. Dolayısıyla İran açısından mesaj netleşti: ‘Ya Lübnan ya hiç.’ Aslında İranlı yetkililer de bunu açıkça ifade ediyordu; İran bu kazanımı elde etmiş gibi görünüyor. ABD, bir başka egemen devlet olan Lübnan üzerinde İran’a dolaylı bir söz hakkı vermiş gibi duruyor; bu oldukça dikkat çekici.
-- Öte yandan, mutabakatta ne İsrail ne de Lübnan masada yer alıyor. Ancak diğer taraftan tüm taraflara ‘saldırıları durdurma’ çağrısı yapılıyor. Bu durumda Hizbullah’ın pozisyonunun da yeniden tanımlanması gerekiyor. Benim anladığım kadarıyla ABD, burada Oslo sürecine giden bir mekanizma işletmek istiyor. Yani Hizbullah ile İsrail arasında dolaylı bir normalleşme sürecinin zeminini oluşturmaya çalışıyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler