Bağımsız enflasyon araştırma grubu ENAG ile devletin resmi kurumu TÜİK'in verileri arasındaki çelişki dikkat çekti. ENAG’ın haziran ayı enflasyonunu aylık yüzde 1,94, yıllık yüzde 51,49; TÜİK’in ise haziran ayı enflasyonunu aylık yüzde 0,99, yıllık yüzde 32,11 olarak açıkladığını hatırlatan Başevirgen, en düşük emekli maaşının enflasyon oranlarıyla birlikte 23 bin 552 liraya çıkacağını kaydetti.
Başevirgen, "Yani yeni zam oranlarıyla bile emekli açlık sınırının 12 bin lira altında maaş alacak. Bu zam değil, yoksulluğun resmileştirilmesidir. İktidar milyonlarca emekliye çok net bir biçimde 'açlık sınırının altında yaşayacaksınız' diyor. Bir ömür çalışmış insanların maaşı, bırakın insanca yaşamayı, mutfak masrafını bile karşılamıyor. Bu tablo ekonomik başarı değil, sosyal çöküştür" dedi.
"ASGARİ ÜCRETLİNİN CEBİNDEN 5 BİN LİRA ÇALINDI"
Yılın ilk altı ayında asgari ücretin enflasyon karşısında 4 bin 986 lira eridiğini vurgulayan Başevirgen, milyonlarca çalışanın bilinçli olarak enflasyona ezdirildiğini ifade etti.
Asgari ücretlilerin durumuna dikkat çeken Başevirgen, "Ocak ayında verilen maaş bugün aynı maaş değil. İşçinin cebinden altı ayda yaklaşık 5 bin lira çalındı. Bunun adı enflasyon değil, emeğin sistematik olarak yoksullaştırılmasıdır. Asgari ücretli daha maaşını almadan kaybediyor. Buna rağmen iktidar açlık, yoksulluk altında ezilen asgari ücretliye ara zammın konuşulmasını bile tahammül edemiyor" ifadelerini kullandı.

"VATANDAŞ TÜİK'İN TABLOLARIYLA DEĞİL BOŞ BUZDOLABIYLA YAŞIYOR"
Maaş zammı dönemine denk gelen haziran ayı enflasyonunun "yılın en düşük enflasyonu" olarak sunulmasını eleştiren Başevirgen, çarşı ve pazardaki gerçekliğin tablolardan farklı olduğunu belirtti.
Başevirgen, "Enflasyonun düştüğünü söylemek vatandaşın mutfağındaki yangını söndürmüyor. Markette etiketler düşmüyor. Kiralar düşmüyor. Elektrik, doğalgaz, su faturaları düşmüyor. Çocuğun okul masrafı düşmüyor. Vatandaş TÜİK'in tablolarıyla değil, boş buzdolabıyla yaşıyor" diye konuştu.
Ekonomik krizin faturasının emekçilere ve emeklilere kesildiğini ifade eden Başevirgen, "Bugün bu ülkede emekli pazara akşam saatlerinde ucuzlayan sebzeyi toplamak zorunda kalıyor. İşçi maaşının daha ortasında kredi kartına sarılıyor. Memur ayın sonunu borçla getiriyor. Ama Saray'da tasarruf yok, israf bitmiyor. Millet kemer sıkarken iktidar itibar ve şatafat harcamalarından vazgeçmiyor" değerlendirmesini yaptı.
"YOKSULLUĞU YÖNETMEYİ SİYASET HALİNE GETİRDİLER"
Açıklanan resmi verilerin bir başarı göstergesi olmadığını söyleyen Başevirgen, mevcut tablonun yoksulluğun bir itirafı olduğunu dile getirdi.
CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bugün açıklanan rakamlar iktidarın övündüğü değil, utanması gereken rakamlardır. Açlık sınırının 35 bin 759 liraya çıkmış, en düşük emekli maaşı 23 bin 552 lirada kalmış, asgari ücret altı ayda yaklaşık 5 bin lira erimiş. Bunun adı ekonomik program değil, milyonlarca insanı yoksulluğa mahkum eden bir düzenin itirafıdır. Bu iktidar enflasyonla değil, vatandaşı aç bırakmak için var gücüyle mücadele ediyor. Çalışanın alın terini, emeklinin yıllarca ödediği primleri, memurun emeğini enflasyona kurban ediyor. Türkiye'nin sorunu enflasyon rakamları değil, yoksulluğu yönetmeyi siyaset haline getiren bu anlayıştır."