Ana içeriğe geç

15-16 Haziran'ın yıldönümünde grevde olan P&G işçilerine EMEP'ten ziyaret: 'Ortak taleplerimiz için genel direniş-genel eylem hattını kurmalıyız'

35 gündür grevde olan P&G işçilerini 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi'nin yıldönümünde ziyaret eden EMEP heyeti, talepler etrafında birleşme ve tabandan örgütlenme çağrısı yaptı. P&G işçileri de dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini vurguladı.

15-16 Haziran'ın yıldönümünde grevde olan P&G işçilerine EMEP'ten ziyaret: 'Ortak taleplerimiz için genel direniş-genel eylem hattını kurmalıyız'
Evrensel
16

Kocaeli — 1970 yılının 15-16 Haziran’ında sendika seçme özgürlüğünün kısıtlanmak istenmesine karşı ayağa kalkan işçilerin mücadelesi unutulmuyor. 35 gündür talepleri için grevde olan P&G işçilerini ziyaret eden Emek Partisi (EMEP) 15-16 Haziran direnişinden alınacak dersin, "Taleplerimiz için, asla geri adım atmadan, genel eylem ve genel direniş hattını önümüze koyarak ve aşağıdan, tabandan örgütlenerek mücadeleyi büyütme zamanıdır" dedi.

EMEP Genzel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan ve beraberindeki heyet P&G işçilerinin grevini ziyaret etti. 35 gündür süren grev, bu yıl 15-16 Haziran’ın yıldönümüne denk geldi. Grev çadırında sohbet eden EMEP üyeleri ile Lastik-İş üyesi işçiler, birlikte mücadele çağrısı yaptı.

"Nice 15-16 Haziran'lara ihtiyacımız var"

Gazetemize konuşan P&G Baştemsilcisi Ceyhun Kara, "Bugün bizim için özel bir gün. İşçilerin varoluş savaşı verdiği, benliğini ortaya koyduğu, birlik ve dayanışmayı çok kuvvetli gösterdikleri, tarih yazdıkları bir gün. İstanbul'da, Gebze'de ve Kocaeli'de binlerce işçinin şartel kapatmasından bahsediyoruz. Köklerimizde bu mücadele var. Yeter ki birlik olmamız lazım. Birlik olmamızı, dayanışmamızı istemiyorlar ama biz emek mücadelesi içindeki her partiyi, her yapıyı, her sendikayı kucaklamalıyız. Bizim için işçinin rengi yok, emek kutsal. Hepimiz emeğimiz için varız, bunun için mücadele ediyoruz. İşçi sınıfı içinden inşallah daha nice 15-16 Haziran'lar çıkar. Çünkü işçi sınıfının sesini yükseltmesi lazım, buna ihtiyacımız var" dedi.

"Birlik zeminini sağlayacak olan şey taleplerimiz"

15-16 Haziran'da sadece ekonomik talepler değil aynı zamanda politik talepler için de işçi sınıfının ayağa kalktığının altını çizen EMEP Genel Başkan Yardımcısı Arzu Erkan ise, "Peki bu nasıl sağlandı? İş yeri temeli bir örgütlenmeyle, sadece seçilmiş işyeri temsilcilerinin değil, aynı zamanda 'Anayasal Direniş Komiteleri' adı altında, doğrudan hem eylemlilik hem de karar alma, uygulama süreçlerinde işçilerin doğrudan etkin olduğu komitelerle, yapılanmalarla, birlikte uygulayarak hayata geçirdiği iki günlük devasa bir direnişten söz ediyoruz. Aynı zamanda 15-16 Haziran bir şeyi daha gösterdi. Farklı konfederasyonlarda örgütlenmiş, farklı iş kollarında çalışan işçilerin aslında talepleri etrafında tabanda nasıl bir araya gelebileceklerini, hem de bir araya gelmiş işçilerin nasıl büyük devasa bir gücü ortaya çıkarabileceklerini gösterdi. O günün sloganı şuydu, 'Bu sendika tasarısı geri çekilmeden fabrikalarımıza dönmeyeceğiz' demişti işçiler. Dolayısıyla da sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması, özgürce sendika seçme hakkının ortadan kaldırıldığı bir tasarıya karşı bu tasarı geri çekilene kadar mücadele edeceğiz direncini ve inancını görmek bize çok şey ifade ediyor. Bugün de birlik zeminini sağlayacak olan şey aslında bizim en acil, en yakıcı diye ifade ettiğimiz talepler. 15-16 Haziran aynı zamanda insanca çalışma koşulları, insanca yaşayacak bir ücret talepleri için nasıl yan yana gelebileceğini de gösterdi. Aynı zamanda da bu yetmez demokratik bir ülke istiyoruz diyen işçilerin mücadelesiydi. Kapitalist sömürüye karşı işçi sınıfının bir sınıf olarak ortaya çıktığını gösteren en önemli günlerden bir tanesiydi" diye konuştu.

"Bir adım daha öne atılma zamanı"

"Bizi birleştirecek gücün aslında bizim taleplerimiz olduğunu hatırlamaya ihtiyacımız var" diyen Erkan, "Başkasından beklemeden, örneğin bir sendika yöneticisinden beklemeden, örneğin konfederasyon başkanlarından beklemeden, örneğin herhangi bir siyasi partinin çağrısını beklemeden, aslında fabrikalarımızda, yaşadığımız mahallelerde yan yana gelmeye, o yan yana gelişi de biraz önce ifade ettiğimiz insanca yaşam, demokratik bir ülke, hak ve özgürlükler talepleri etrafında yapabilmeye, yürüyeceğimiz yolu birlikte belirlemeye, eylemin biçimini birlikte belirlemeye, nerede yürüyeceğiz, nerede duracağız, nerede geri çekileceğiz, nerede ileri hamle yapacağız bunu birlikte belirlemeye, böyle bir mekanizma kurmaya ihtiyacımız var. Çünkü böyle bir mekanizma kurduğumuzda, ancak o zaman sendikal bürokrasiyi aşacak bir örgütlenmeyi gerçekleştirmiş oluruz. Böyle bir mekanizma kurduğumuzda, tıpkı 15-16 Haziran'da işçilerin yaptığı gibi sadece fabrikalarla sınırlı kalmaz emekçi mahallelerine de gideriz. O emekçi mahallelerinde, evlerde yan yana geliriz. İşçilerin bir araya geldiği kahvehanelerde, çay ocaklarında yan yana geliriz ve hep birlikte yürüyeceğimiz yolu, yürüyeceğimiz hattı, taleplerimizi birlikte belirleyebiliriz. Bugünün ihtiyacı da bu. Bugünün ihtiyacı hep birlikte taleplerimizi belirlemek, yan yana gelmek, yan yana geldiğimiz andan itibaren de eylemin biçimini, eylemin yolunu, hattını birlikte belirleyebilmek. Bugün de demokrasi için, özgürlükler için, seçme ve seçilme hakkı için, siyaset yapma hakkı için, sendika hakkı için, grev kırıcılığına karşı, grev yasaklarına karşı mücadele için, insanca yaşayacak ücretler için, iş cinayetlerinin son bulması için, özcesi bütün taleplerimiz için, asla geri adım atmadan, genel eylem ve genel direniş hattını önümüze koyarak ve aşağıdan, tabandan örgütlenerek mücadeleyi büyütme zamanıdır. 15-16 Haziran'dan çıkarılacak ders budur. Partimizin de çağrısı P&G grev alanında, bu direniş hattını, bu genel eylem genel direniş hattını hep birlikte örgütleyebilmek için bir adım daha öne atılma zamanıdır" dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler