Samsun'da Mart 2022 tarihinde meydana gelen ve kamuoyunda "La Casa De Samsun" olarak bilinen 16 milyar liralık tarihi banka vurgununda sular durulmuyor. Özel bir bankanın sistem açığından faydalanarak hesaplarına devasa miktarda para aktardıkları tespit edilen R.G. ve E.G. kardeşler, yargılandıkları davada "bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık" suçundan 5'er yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
"Şifremi Verdim, Hayatım Karardı"
Mahkemenin verdiği 5 yıllık hapis cezasının ardından ilk kez konuşan ve olayda hiçbir suçunun olmadığını iddia eden R.G.'nin açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde kaydedildi:
R.G., vurgunun gerçekleştiği anlarda ağabeyi E.G.'nin telefon ihtiyacı olduğunu söyleyerek kendi telefonunu ve mobil bankacılık şifresini aldığını, tüm işlemlerin bu sırada kendi bilgisi dışında yapıldığını savundu.
Adli süreçte kendisini savunmak adına olay saatinde iş yerinde çalıştığını kanıtlayacak rapor ve güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesini talep ettiğini belirten R.G., hakimin "gerek yok" diyerek bu talebi reddettiğini ve kendisini doğrudan suça dahil ettiğini ileri sürdü.
"Teknik Aksaklık" Vurgusu
Banka yetkililerinin mahkemeye sunduğu beyanlarda, bu olağanüstü para transferinin tamamen kurumsal bir teknik aksaklıktan kaynaklandığının ifade edildiği belirtildi.
R.G., ağabeyinin eylemi ve mahkemenin kararı yüzünden tüm çalışma hayatının bittiğini, büyük ekonomik sıkıntılarla baş başa kalarak "Bu hikayede yanan ben oldum" diyerek mağduriyetini dile getirdi.
Samsun'da 2022 yılının Mart ayında Yapı Kredi Bankası'nın mobil uygulamasındaki sistemsel açık nedeniyle hesaplarına milyarlarca lira aktarılmasıyla gündeme gelen ve kamuoyunda "La Casa De Samsun" olarak anılan olayda yeni bir gelişme yaşandı. Mahkeme, R.G.(30) ve E.G.(35) "bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık" suçundan 5'er yıl hapis cezasına çarptırırken, bankanın zararının da kardeşlerden tahsil edilmesine hükmetti. Kararın ardından R.G., ilk kez İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine olayın detaylarını anlattı.
"Ağabeyim benim telefonumdan yaptı"
R.G., olayın yaşandığı dönemde aynı evde yaşadığı ağabeyinin telefona ihtiyacı olduğunu belirterek, "5 yıl önce adım 'dünyanın en büyük soygunu' adı verilen bir olaya karıştı. Bunun neticesinde 5 yıldır sancılı bir süreç yaşadım. 5 yıl önce aynı evde yaşadığım ağabeyimin telefona ihtiyacı vardı. O dönem telefonu yoktu. Ben o dönem telefonumu ona verdim. Benim iş yerimde telefon kullanımı yasaktı. 8 saat telefon kullanamayacaktım. O dönemde mobil bankacılıktan şifre almak çok kolaydı. Telefonumdan 'şifreyi unuttum' dedikten sonra gelen mesaj ile şifre almak kolaydı. Ağabeyimin paraya ihtiyacı vardı. Benim banka hesaplarıma giriyor. Sadece olayın yaşandığı banka değil, birçok banka hesabıma girmiş. Bankanın faturalardan artan paralar ile yapılan ufak tefek yatırımlar var. Orada yatırım hesabıma giriyor. Hisse senedi menüsünden 'para çek' diye bir menü var. Banka tüm kullanıcılarına sunuyor. Buraya miktar yazıyor ve onaylanıp mevduat hesabıma geçiyor. Miktarlar yazıyor ve mevduat hesabına geçiyor. 'Acaba benim param mı, yoksa bankada bir sıkıntı mı var' diyerek kendi hesabından, kız arkadaşının hesabından deniyor ve 4-5 banka hesabından bu işlemi yapıyor. İşlem sadece benim banka hesabımdan olduğunu görünce parayı kendine aktarıyor, kullanıyor. Benden direkt ona gitmesi bu olayı onun yaptığını doğruluyor. Mahkemeden 'O gün o saatlerde çalıştığıma dair raporları ve kamera kayıtlarını' talep ettim. Beni yargılayan hakim direkt 'gerek yok' dedi. Beni olayın içine dahil etti" diye konuştu.
"Aklı başında bir insan böyle bir parayı kullanacağı zaman başına bir şey geleceğini anlar"
Hesabına geçen milyarlarca lirayla ilgili konuşan Gezek, "O dönem hesabıma 16 milyar TL'lik bir para geçişi oldu. Bu geçiş sadece benim hesabımda oldu. Daha sonra haberler olunca Kocaeli'de bir kişinin de bu şekilde yaptığı ortaya çıktı. Milyonlarca kişinin kullandığı bankada sadece 2 kişiye denk gelmiş. Sadece hisse senedi menüsü var ve oraya miktar yazılınca onaylanıyor. Karşı tarafın avukatları mahkemede benim yazılıma müdahale ettiğime dair savunmalar yaptı. Gerekçeli kararda ise o an oluşan teknik bir aksaklıktan bahsediyorlar. Dediğim gibi iş yerimde o saatlerde çalıştığıma dair raporları talep ettiğimde hakim bey buna gerek duymadı. Bu olay yüzünden hayatımda ilk defa cezaevi gördüm. Çalışma hayatım bitti, ekonomik sıkıntılar geçirdim. 16 milyar hesaba geçtiğini duyduğumda böyle bir paranın olacağını kimse düşünmez. Ağabeyim ilk gösterdiğinde kendi hesabından yaptığını düşündüm. Benim hesabımdan yaptığını düşünmedim. Haberlerde atılan 2 günlük milyarder heyecanı gibi bir şey yok. Heyecan değil, tedirginlik duydum. Aklı başında bir insan böyle bir parayı kullanacağı zaman başına bir şey geleceğini anlar. Bu hikayede yanan ben oldum. Kasti olarak kullandırma yok. Ağabeyim o an birçok banka hesabıma giriyor. Olayın yaşandığı banka nezdinde böyle bir olay yaşanmasa ağabeyim girecek para olmadığı görünce çıkacak. Benim hayatımda da 5 yıl boyunca böyle zorluklar olmayacaktı. Bu hikayede yanan ben oldum. Böyle bir şeyin başına geleceğini kimse tahmin edemezdi" şeklinde konuştu.
"Yazılımla müdahalede bulunduğumuzu söylüyorlar"
Bankanın süreç boyunca farklı iddialar ortaya attığını öne süren Gezek, "Günümüzde yapılan kiralanan bir hesap gibi de değil. Öyle olsa kabulüm olacak ama değil. Ağabeyimin bir hatası var. Kaynağını bilmediği bir parayı kendince kullanmak oldu. O da miktarı azken kullanmaya başladığını söylüyor. Miktar azken kullanmaya başlıyor ve devamını getiriyor. Mahkemede hakim bey bu olayın sorumlusu olarak beni tuttu. Ben suçsuzluğumu ispat etmeye çalışırken buna gerek duymadı. Bu paranın kaynağı ne? Önemli olan kısım da bu. 'Yatırım havuzumuza girdiler, aldılar ve çıktılar' diyorlar. 'Hiçbir şekilde bankamızın onayı yoktur' diyorlar ama yatırım havuzuna girmek bu kadar kolay olmamalı. Yazılımla müdahale zaten yok. IPhone 7 gibi bir telefon kullanılarak bu işlem yapılıyor. Evimizde ne kadar teknolojik alet varsa incelendi. Buna dair bir şey yok. Karşı taraf 6-7 mahkeme boyunca bizim yazılımla müdahalede bulunduğumuzu söylüyor. Böyle bir şey söz konusu değil. Banka hep bir delil kaçırma derdine düştü. Banka gerekçe olarak bu durumun teknik bir aksaklıktan dolayı olduğunu söylüyor. Milyonlarca kullanıcısı olan bir bankanın böyle 4-5 günlük bir aksaklıkta bu olayın bizim başımıza gelmesi onların şansı mı, yoksa bizim şanssızlığımız mı, bilemiyorum" ifadelerini kullandı.
"5 yıl boyuncu suçsuzluğumu ispatlamaya çalıştım"
R.G., konuyla ilgili ayrıca şunları söyledi:
"Mahkeme sürecinden önce tutukluluk süreci geçirdim. Adli kontrol süreci geçirdim. Bu olayın peşine ağabeyim zorluklar yaşadı. Bu olaydan sonra ağabeyimle aram açıldı. Arkadaşlarımda kalmak zorunda kaldım. Türkiye'deki tüm bankalara erişimim yasaklandı. Günümüzde herhangi bir kurum bir bankayla maaş anlaşması olduğu için bu yüzden çalışma hayatımı bitirdiler. Bir mesleğim vardı ve o mesleğim üzerinde geçimimi sağladım. Hesap sahibi benim olmam ve ağabeyimin bu hesabı kullanması aslında bütün olay bu. Karar açıklandı. 5 yıl gibi bir ceza aldık. Şimdi üst mahkemeye hazırlanıyoruz. Geçmişte bu olaydan dolayı polisler bizi yakalamadı. Evet, ağabeyim silahla yakalandı ve karakola götürüldü. Ben de oraya gittiğimde ağabeyimle bu olayı söyledik. O dönem bankayla da bu durumu konuşmuştuk. Banka bizden şikayetçi olacağını söylemişti. O dönem banka beni aradı ve 'Efendim, bir yanlışlık oldu, bu para nereden geldi' diyerek bana sordu. Bunu siz bilemiyorsanız biz nasıl bilelim? 5 yıl boyunca suçsuzluğumu ispatlamaya çalıştım. Benim bulunduğum yer belli. Paranın çekim saatleri belli, aktarıldığı yer belli. Mahkeme bunları bulmak yerine, mahkeme sürekli ileri tarihe atıldı. Bizim istediklerimiz de olmadı. Sonunda bu cezayı aldım. Paranın çoğu hesaplar da blokeliydi. Bunları kolaylıkla alabilirlerdi. Mahkemede 1,5 milyon TL gibi bir borç olduğunu söylüyorlar ama paranın hükmü henüz verilmedi."
İHA