Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, resmi bildirilerde “birlik” ve “kararlılık” vurgusuyla tamamlandı. Ancak zirvenin hemen ardından Batı basınında çıkan değerlendirmeler, resmi açıklamalardan oldukça farklı bir tablo ortaya koydu. Fransa'dan Almanya'ya, Yunanistan'dan İspanya'ya ve ABD'ye kadar geniş bir yelpazede yapılan yorumlarda ortak tema; NATO'nun askeri kapasitesinden çok siyasi kırılganlığının öne çıkması oldu.
Özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın zirve boyunca sergilediği tutum, Avrupa ülkelerine yönelik sert çıkışları ve savunma harcamaları konusunda uyguladığı baskı, Batı medyasında en fazla tartışılan başlık haline geldi. Zirvenin ardından yapılan yorumlar incelendiğinde şu temel eleştiriler dikkat çekiyor: ABD'nin güvenilirliğinin sorgulanması, Avrupa'nın stratejik özerklik arayışı, NATO içinde ekonomik baskıların artması, Türkiye'nin yükselen diplomatik rolü ve ittifakın geleceğine ilişkin belirsizlikler.
Fransa basını: “Avrupa artık kendi güvenliğini düşünmek zorunda”
Fransız basını zirveyi uzun süredir savunduğu “Avrupa stratejik özerkliği” tartışmasının yeniden güç kazanması açısından değerlendirdi.
Le Monde, zirveyi “Trump'ı memnun etme zirvesi” olarak nitelendirirken, Avrupa'nın artık ABD'nin güvenlik garantisini eskisi kadar kesin göremeyeceğini yazdı. Gazeteye göre zirvenin en önemli sonucu, NATO'nun ayakta kalmasından ziyade Avrupa'nın kendi savunmasını kurma fikrinin daha güçlü biçimde gündeme gelmesi oldu.
Muhafazakar çizgideki Le Figaro ise farklı bir noktaya dikkat çekti. Gazete, Ankara Zirvesi'nin en büyük başarısının NATO'da açık bir kriz yaşanmaması olduğunu belirtirken, Trump'ın öngörülemez tavrının ittifakı her an yeni krizlere sürükleyebileceğini yazdı. Avrupa'nın savunma sanayisini hızla büyütmesi gerektiği vurgulandı.
Almanya: “Birlik görüntüsü var ama güven yok”
Alman basınında ortak kanaat, NATO'nun birlik görüntüsü verdiği ancak güven krizinin devam ettiği yönünde oldu.
Der Spiegel, Trump'ın zirve boyunca Avrupa liderlerini savunma harcamaları üzerinden baskı altında tuttuğunu yazdı. Almanya'nın artık savunma harcamalarını artırmasının siyasi tercih olmaktan çıktığı, jeopolitik zorunluluk haline geldiği yorumları öne çıktı.
Benzer biçimde Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), Avrupa'nın kendi askeri kapasitesini geliştirmesi gerektiğini, NATO kararlarının uygulanmasının ise siyasi ve ekonomik nedenlerle oldukça zor olacağını değerlendirdi. Avrupa'nın ABD'ye bağımlılığının azaltılması gerektiği yönündeki görüşler önceki yıllara kıyasla daha belirgin hale geldi.
Yunanistan: “Türkiye’nin Batı ile sorunları ortadan kalkmadı”
Yunan basını zirveyi daha çok Türkiye perspektifinden değerlendirdi.
Kathimerini, Türkiye'nin Batı ile yaşadığı yapısal sorunların ortadan kalkmadığını, özellikle F-35 programı ve yaptırımlar konusundaki belirsizliklerin sürdüğünü belirtti.
To Vima ise NATO'nun Türkiye'yi yeniden ittifakın merkezine çekmeye çalıştığını, bunun Doğu Akdeniz dengeleri açısından Atina tarafından dikkatle izlendiğini değerlendirdi. Türkiye'nin Ukrayna, Karadeniz ve Orta Doğu dosyalarında artan rolünün NATO açısından stratejik önem taşıdığı ifade edildi.
İspanya: “Zirvenin en sert tartışması Madrid ile Washington arasında yaşandı”
Ankara Zirvesi'nin en büyük siyasi krizlerinden biri İspanya ile ABD arasında yaşandı.
İspanyol basını, Başbakan Pedro Sanchez'in NATO'nun savunma harcamalarını GSYH'nin yüzde 5'ine çıkarma hedefini kabul etmemesinin ardından Trump'ın ticaret yaptırımı tehdidini sert biçimde eleştirdi.
El País, NATO içerisinde ilk kez savunma harcamalarının açık biçimde ekonomik yaptırım tehdidiyle ilişkilendirildiğini yazdı. Gazeteye göre bu durum NATO'nun askeri ittifak kimliğinin ötesinde ekonomik baskı mekanizmasına dönüşme riskini ortaya çıkardı.
El Mundo ise Madrid'in yalnızlaştırılmaya çalışıldığını ancak hükümetin savunma bütçesi konusunda geri adım atmadığını vurguladı. Trump'ın İspanya'ya yönelik ticareti durdurma tehdidinin Avrupa Birliği içinde de tepkiyle karşılandığı ifade edildi.
ABD: “Başarı ölçüsü Trump'ın kriz çıkarmamasıydı”
Amerikan basınında zirvenin en dikkat çekici yönü NATO kararlarından çok Trump'ın davranışları oldu.
The Wall Street Journal, “NATO için başarı ölçüsü Trump'ın mutlu ayrılmasıydı” değerlendirmesini yaptı. Gazeteye göre Avrupalı liderler zirve boyunca stratejik karar almaktan çok Trump'ı memnun edecek diplomatik bir atmosfer oluşturmaya çalıştı.
Associated Press, zirvenin ilk saatlerinde ciddi gerilim yaşandığını, ancak son bölümde liderlerin birlik mesajı vermeyi tercih ettiğini yazdı. Buna rağmen NATO içindeki temel görüş ayrılıklarının çözülemediği vurgulandı.
The Guardian ise zirvenin en önemli sonucunun Avrupa'nın artık ABD'nin güvenlik garantisine eskisi kadar güvenemeyeceğinin kabul edilmesi olduğunu savundu. Gazeteye göre Trump'ın gün içinde sert açıklamalardan “birlik ve sevgi” mesajlarına geçmesi, NATO'nun kurumsal istikrarından çok ABD başkanının kişisel tutumuna bağımlı hale geldiğini gösterdi.
Ankara Zirvesi'nin ardından Batı basınının genel yaklaşımı, NATO'nun askeri açıdan varlığını sürdürdüğü ancak siyasi açıdan yeni bir döneme girdiği yönündedir. Zirve, Rusya'ya karşı ortak duruş kadar, ABD ile Avrupa arasındaki güven krizini de görünür hale getirdi. Bu nedenle birçok yorumcu açısından Ankara Zirvesi, yalnızca bir NATO toplantısı değil; transatlantik ilişkilerin yeniden tanımlandığı kritik bir eşik olarak değerlendirildi.