Ana içeriğe geç

ABD dünyayı petrol oyunuyla nasıl dolandırıyor: İşte savaşın arkasındaki kurnaz strateji

ABD'nin İran ile sürdürdüğü savaşta petrol fiyatları üzerinden küresel piyasaları manipüle ettiği iddiaları tartışılırken; Doç. Dr. Şebnem Udum, ABD Başkanı Donald Trump'ın devlet yönetiminde itibar yerine kısa vadeli kazancı önceleyen bir yatırımcı profili çizdiğini belirtti.

ABD dünyayı petrol oyunuyla nasıl dolandırıyor: İşte savaşın arkasındaki kurnaz strateji
Yeniçağ
16

Dünya piyasaları ve küresel gündem üzerindeki ağırlığı tartışılan ABD’nin, üç aydır devam ettirdiği İran Savaşı’nı kendi menfaatleri doğrultusunda bir finansal stratejiye dönüştürüp dönüştürmediği sorusu kamuoyunun gündeminde yer alıyor. Özellikle askeri operasyonların gidişatı ve barış ihtimallerine dair birbiriyle çelişen beyanatlar vererek güven erozyonuna yol açan ABD Başkanı Donald Trump’ın, devlet idaresini alışkın olduğu iş insanı refleksleriyle yönetmesi bu sürecin merkezinde bulunuyor. Küresel ölçekte finansal dengeleri sarsan bu iddiaların ve petrol odaklı hamlelerin perde arkasını Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şebnem Udum, Milliyet’te tüm ayrıntılarıyla değerlendirdi.

ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALAR VE DALGALANAN PİYASALAR

Şubat ayının sonunda patlak veren savaş, ilk anlardan itibaren küresel piyasalarda sert dalgalanmalara yol açtı. Altın fiyatlarında düşüş gözlenirken, bölgenin en kritik kaynağı olan petrol fiyatları hızla tırmanışa geçti. Hürmüz Boğazı’nın kapatılma riskiyle zirveye ulaşan gerilim, petrol maliyetlerini artırarak ithalatçı ülkelerin yükünü ağırlaştırırken, üretici aktörlerin gelirlerini katladı.

Savaşın başlangıcından bu yana geçen süreçte, ABD yönetiminden gelen açıklamaların küresel ekonomi üzerindeki yön verici etkisi zayıflasa da varlığını koruyor. Trump’ın barışa yönelik her iyimser ifadesi petrol fiyatlarını aşağı çekerken, yeni bir saldırı haberi fiyatları yeniden tırmandırıyor. Sürecin başında, 27 Şubat tarihinde 71.32 dolar olan petrolün varil fiyatı, askeri yetkililerin operasyonların süreceği yönündeki mesajlarının ardından nisan başında daha da keskin bir yükseliş trendine girdi. Nisan ayı içinde tarafların Pakistan'da müzakere masasına oturması ve ateşkes kararları alınmasıyla piyasalardaki iniş çıkışlar devam etti.

"HAFTA SONU" STRATEJİSİ VE GÜVEN KAYBI

Savaş dönemi boyunca ABD Başkanı’nın izlediği çelişkili söylem politikası, askeri başarısızlıkların ardından yerini geçici ateşkes hamlelerine bıraktı. Doç. Dr. Udum’a göre Trump’ın hitabet ve uygulama zamanlamalarındaki detaylar dikkat çekti. Cuma günleri küresel piyasaların kapanış saatlerinden hemen önce barış mesajları verilirken, pazartesi günlerine yeni askeri hareketlilik haberleriyle başlanması piyasalarda spekülasyona neden oldu. Bu durum, ABD'nin aradaki tatil günlerinde petrol stoklarını uygun fiyatla takviye edip, yeni haftada yüksek değerden değerlendirdiği iddialarını beraberinde getirdi. Kısa vadeli ekonomik kazanç sağlamaya yönelik bu kurnaz adımlar, ABD’nin uluslararası arenadaki "Büyük Amerika" imajına ve Körfez ülkeleri nezdindeki güvenlik güvencesine zarar vererek ciddi bir meşruiyet ve güven kaybına yol açıyor.

"TRUMP PATRON ROLÜNÜ DEVAM ETTİRİYOR"

Donald Trump'ın dış politikadaki bu çizgisini ve devlet makamının niteliğini yorumlayan Doç. Dr. Şebnem Udum şu ifadeleri kullandı:

“Trump alışageldiği patron rolünü devlet yönetiminde aynen devam ettirmeyi normal buluyor. Buna karşın ABD’nin itibarı ve gücünün korunması için yapılması gerekenleri öncelemediği görülüyor. Savaş nedeniyle oluşan çatışma riski ve beklentileri, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişin kısıtlanması petrol fiyatlarını etkiliyor. Herhangi bir ülkenin ve yöneticisinin itibarı devletin çıkarlarını koruması ile ilintilidir. Trump’ın öncelikli hedefinin savaşın sonlandırılması ve petrol fiyatlarının düşmesine yönelik olması beklenirken, maruz kaldığı baskılara direnç gösteremeyen ve olayların gelişimiyle şekillenen piyasalara göre tavır alan bir yatırımcı görüntüsü veriyor. ABD’nin batağa saplandığı Vietnam’dan sonra bu isimle anılan sendromu daha sonra Irak’ta kendini tekrar etmiştir. İran savaşı ise iç ve dış politikada bir felakete yol açtığı için artık bir travmaya doğru evriliyor. Bundan dolayı kısa ve orta vadede ABD seçmeni ve iç siyasetindeki aktörler artık Orta Doğu politikasını ve siyaset-askeri endüstri ilişkilerini buna göre düzenleyecektir.”

SEÇİM ÖNCESİ DESTEK KAYBI VE DOKTRİN KRİZİ

Uygulanan dış politika hamlelerinin Trump’a iç siyasette ve yaklaşan seçimlerde ciddi bir güç kaybettirdiği belirtiliyor. ABD Başkanlık makamının tarihsel ve kurumsal saygınlığına dikkat çeken Doç. Dr. Udum, iş dünyasından gelen Trump'ın seçim kampanyasında belirli lobilerden ve teknoloji firmalarından aldığı destekle, ekonomik vaatleri ön plana çıkararak yükseldiğini hatırlattı. Dış politikanın ise diplomasi, tarih, coğrafya ve kültürel derinlik gibi özel nitelikler gerektirdiğini ifade eden Udum, finansal sömürünün tek başına yeterli olmadığını, müttefik ilişkilerinin doğru yönetilmesinin önemini vurguladı.

Doç. Dr. Şebnem Udum, devletlerin askeri ve ekonomik güçlerinin petrole olan bağımlılığına vurgu yaparak değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Devletlerin askeri, siyasi ve ekonomik gücü petrole bağımlı hale geldiğinden bu yana, petrolün bol, kesintisiz ve satın alınabilir olması bir gereklilik haline gelmiştir. Bu da hassasiyet noktası oluşturur, zarar görülebilirliği artırır. Taşıma güvenliği de bunun bir parçasıdır.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler