Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan Kazancı Holding’e ait Bursagaz’da DİSK/Enerji-Sen’de örgütlenen işçilere yönelik sermaye kuşatmasını; Çalışma ve Adalet Bakanlıklarına sunduğu soru önergeleriyle Meclis gündemine taşıdı
İş mahkemesinin yetki davasını Ekim ayına erteleyerek patronun sendikayı etkisizleştirme operasyonuna yargısal kalkan olduğunu ifade eden Bayhan sendikal hak ihlalinden hapis cezası alan Lezita Genel Müdürünü hatırlatarak sordu: "Bursagaz patronuna yargısal koruma mı sağlanıyor?"
"Yetkiyi boğmak için SGK’da sahtekarlık oyunu"
Verdiği önergelerde, Bursagaz patronunun sendikal çoğunluğu baltalamak amacıyla Çalışma Bakanlığı'nın veri tabanını ve yetki sistemini açıkça manipüle ettiğini belgeleriyle ortaya koyan İskender Bayhan; “Sendikanın Mart 2026 ortalarında yüzde 50 yasal çoğunluk eşiğini aşarak yetki tespiti başvurusu yapacağı süreçte, patron Kamu Uygulamaları Merkezi sistemi üzerinden işçilerin haberi ve onayı olmaksızın anlık geçişler gerçekleştirdi. Normal şartlarda şirkete ait iki ayrı SGK işyeri sicil numarasından birinde hiç çalışan yokken diğerinde 286 işçi görünmekteydi. Patron, yetkiyi sabote etmek için holding bünyesinde sayaç okuma işi yapan Koni Teknik Mühendislik çalışanlarını kağıt üzerinde Bursagaz’a aktararak toplam çalışan sayısını yapay şekilde 310’a yükseltti” dedi.
Asıl işi Bursagaz bünyesinde yürüten Müşteri Hizmetleri ve İç Tesisat birimi işçilerinin, "Koni A.Ş.’ye geçişi kabul ettiklerine ve Bursagaz üzerinde hiçbir haklarının kalmadığına" dair taahhütnameleri imzalamaya zorlandığını; imzalamayanların tazminatsız işten atılmakla tehdit edildiğini belirten Bayhan, “Bu muvazaalı (danışıklı) işlemin temel amacı, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) aşaması geldiğinde masada yetkiden faydalanacak işçi bırakmamak ve Bursagaz’ın içini tamamen boşaltmak olduğunu” söyledi.
“Whatsapp grupları üzerinden işçilere baskı uygulandı”
İşçilerin iradesini kırmak adına şirket yöneticilerinin ortak iletişim kanalları ve Whatsapp grupları üzerinden işçilere açıkça baskı uyguladığını vurgulayan Bayhan; “İşçilere e-devlet üzerinden DİSK/Enerji-Sen’e üye olmamaları dayatılırken, Tes-İş sendikasına geçmeleri için zor kullanıldı. Bu organize baskılara, tehditlere ve hak gasplarına karşı direnen, sendikal faaliyete öncülük eden ve basın açıklamalarına katılan 14 öncü işçi gerçeğe aykırı gerekçelerle işten çıkarıldı” ifadelerini kullandı.
“İşçinin anayasal ifade özgürlüğü baskılanmak istendi”
Ayrıca işyerindeki mobbinge karşı sosyal medya üzerinden "Bursagaz Çalışanları Mobbinge Dur Demek İçin Toplanıyoruz" görselini paylaşan işçi Işık Önder hakkında, İnsan Kaynakları tarafından jet hızıyla resmi "Savunma İstem Yazısı" tebliğ edildiğine işaret eden Bayhan, işçi, İş Kanunu'nun 25/2 maddesi (tazminatsız fesih) ve TCK m.271 (Suç uydurma) ile tehdit edilerek anayasal ifade özgürlüğünün baskılanmak istendiğini belirtti.
Güvencesizlik, aşırı iş yükü ve iş cinayetine davetiye!
Bayhan verdiği önergelerde, Bursagaz’da 4857 sayılı İş Kanunu ve 6331 sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kanunu’nun tamamen ayaklar altına alındığı bir kölelik düzeninin hüküm sürdüğünü şu bilgilerle ortaya koydu;
- "Eksik personel ile çalıştırma" modelinin dayatıldığı işyerinde, 187 Acil Müdahale birimi çalışanlarına ihbar noktalarına ulaşmaları için saniyelerle yarışan süre sınırları konuluyor, trafik kazası riski artırılıyor ve SRC belgesi (mesleki yeterlilik) olmayan personele zorla araç kullandırılıyor.
- "Kirazlı Uludağ Oteller Bölgesi" istasyonunda çalışan acil müdahale işçileri, art arda 4 gün boyunca ve istasyonda tek başlarına nöbet tutmaya zorlanıyor. Tek bırakılan işçi alanı terk edemediği için en temel insani ve fizyolojik ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor. Olası bir gaz kaçağı ya da iş kazası anında müdahale edecek ikinci bir personelin olmaması, açıkça iş cinayetlerine davetiye çıkarıyor.
- Günlük 11 saati, gece vardiyasında ise 7,5 saati aşan yasa dışı çalışma süreleri ile iki vardiya arasında uygulanması zorunlu olan 11 saatlik dinlenme hakkının gasp edilmesi işyerinde rutin bir uygulama haline gelmiş durumda.
“Patronun İmdadına yargı yetişti: Karar neden ekim’e erteleniyor?”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yasal incelemeleri sonucunda sendika lehine verdiği resmi "olumlu yetki tespiti" kararına karşı, Bursagaz (AKSA Doğalgaz) yönetimi ve Tes-İş’in ortaklaşa itiraz davası açtığının altını çizen Bayhan; “İşçi sınıfının haklarının korunmasında en hızlı şekilde tecelli etmesi gereken yargı mekanizması, Bursagaz işçileri söz konusu olduğunda adeta kaplumbağa hızına büründü. Bursa 4. İş Mahkemesi, bu kritik yetki itirazı davalarını Ekim 2026 gibi çok uzak bir tarihe erteleyerek işçilerin yoluna taş koydu” diye belirtti.
EMEP Milletvekili İskender Bayhan, Adalet Bakanlığı’nın ticari uyuşmazlıklar veya patronların mülkiyet hakları söz konusu olduğunda "Yargıda Hedef Süre" ve "Hızlı/Acil Çözüm Hatları" kurmakla övündüğünü hatırlatarak, işçinin ekmeği söz konusu olduğunda yargının neden hantallaştığını sordu.
Bayhan, mahkemenin bu uzun erteleme kararının doğrudan Kazancı Holding sermayesine sendika tasfiye operasyonunu tamamlaması için zaman kazandırdığını ve can suyu olduğunu vurgulayarak, yargının bu tutumuyla, Çalışma Bakanlığı'nın resmi kararını fiilen "yok hükmünde" sayıp saymadığını sordu.
"Lezita’da genel müdüre hapis cezası verildi, Bursagaz’da soruşturma neden bekletiliyor?"
Bayhan, sendikal hak ihlalleri konusunda yargı önünde çok taze ve somut bir ceza mahkumiyeti emsali olduğunu hatırlatarak; “Lezita işyerinde yaşanan sendikal hak ihlalleri ve baskılara karşı açılan ceza davasında, mahkeme doğrudan şirketin Genel Müdürüne hapis cezası verdi. Sendika düşmanlığının ertelenemez bir hapis suçu olduğu tescillendi” dedi..
Buna karşın, Bursagaz yöneticileri hakkında "Sendikal Hakların Kullanımını Engelleme" (TCK m.118) suçu kapsamında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde açılan 2026/55185 sayılı soruşturma dosyasının aylardır ağır aksak yürütülmesini eleştiren Bayhan, ortada Whatsapp ekran görüntüleri gibi somut deliller varken iddianamenin neden geciktirildiğini ve Bursagaz yöneticilerine yargısal bir koruma sağlanıp sağlanmadığını sordu.
Bayhan’ın, önergelerinde şu soruları sordu;
- Bursagaz yönetimi, işçilerin anayasal sendika hakkını baskı, işten çıkarma, şirketler arası kayıt oyunları ve disiplin tehditleriyle fiilen kullanılamaz hale getirmeye çalışırken bu cesareti Bakanlığınızın sessizliğinden ve denetimsizliğinden mi almaktadır?
- Lezita davasında sendikal hak ihlali gerçekleştiren Genel Müdüre mahkeme tarafından doğrudan hapis cezası verilerek bu eylemin ağır bir suç olduğu tescillenmişken, Bursagaz yöneticileri hakkındaki ceza soruşturması neden aylardır ağır aksak yürütülmektedir?
- BURSAGAZ yönetiminin baskılarına boyun eğmediği ve sendikal faaliyete katıldığı için gerçeğe aykırı gerekçelerle işten çıkarılan 14 işçinin işe iade davalarının haksız yere uzatılmasını ve işçilerin sefalete mahkûm edilmesini önlemek adına Bakanlığınızın bir adımı olacak mıdır?
- Bakanlığınızın her fırsatta propaganda ettiği "Yargıda Hedef Süre" uygulaması ve adli süreçlerin tıkanmasını önlemek adına kurulan "Hızlı/Acil Çözüm Hatları", neden anayasal hakları gasp edilen, Toplu İş Sözleşmesi hakları patronlar tarafından sabote edilen BURSAGAZ işçileri için işletilmemektedir?
- Bayhan son olarak, Bursagaz’da yaşanan vahşi sömürü ve hukuksuzluğun, işçilerin “barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş” talebinin ne kadar yakıcı olduğunu bir kez daha kanıtladığını belirterek, on binlerce işçinin imzasıyla meclise sunulan bu kanun teklifinin ne zaman gündeme alınacağını sordu