Gebze – Türk-İş, DİSK, HAK-İş, KESK ve Birleşik Kamu-İş’e bağlı sendikaların ortak eylem ve mücadele platformu Gebze Sendikalar Birliği, NATO’nun 7-8 Temmuz’da Türkiye’de gerçekleştireceği toplantıya karşı kent meydanında “NATO Defol” şiarıyla eylem düzenledi. Yüzlerce işçi, polis tarafından ablukaya alınan Gebze’de, yürüyüş rotasının kısıtlanmaya, sloganların susturulmaya çalışılmasına rağmen toplanan işçiler ortak taleplerini yükseltti. Dünyada ve özellikle bölgemizde yürütülen emperyalist savaşların kendi hayatlarına ölüm, yoksulluk, ağır ve baskı altında çalışma koşulları olarak döneceğini vurgulayan işçiler, bu savaşların planlayıcı örgütlerinden NATO’ya “defol” derken hepimizin ortak çıkarları için nasıl hareket etmek gerektiğine dair önemli bir yol gösterdi.
NATO üye ülkelerin savaş sanayii harcamalarının arttırılması, Yeni bölgesel ve küresel savaş planlarının yapılması ve ülkeler arası silah satışlarının hızlandırılması gibi gündemlerle ülkemizde toplanacak. Ankara başta olmak üzere savaş ve NATO Karşıtı eylemlere sert müdaheleler, ve gözaltılar gerçekleştirildi. Bir yandan ise NATO’nun Türkiye’de ağırlanması için 12 milyar TL’nin üzerinde kaynak harcandı. Ankara makyajlandı, gecekondular paneller ile örtüldü.
Sessiz yürüyüş yok: NATO’ya değil, emekçiye bütçe!
30 Haziran’da Gebze’de gerçekleştirilecek “NATO defol” eylemine çağrısını “Savaşa değil emekçiye bütçe” sloganı ile yapmıştı. Eylem saati yaklaşırken ve henüz yürüyüşler başlamadan toplanma noktası olarak belirlenen Gebze Çeşme önü yasaklandı. Polis, işçilerin kent meydana yürüyüşleri sırasında slogan atılmamasını da talep etti. Vardiyaların son bulmasıyla birlikte iş yerlerinden sendika şubelerine gelen işçiler eylem saatine doğru oluşturdukları kortejlerle kent meydanına doğru taleplerini içeren sloganları haykırarak yürümeye başladı. Bizim de birlikte yürüdüğümüz Petrol-İş Gebze Şubesi üyesi işçiler de aynı şekilde yürüyüşlerine başladı ve Gebze yankılandı, “NATO’ya değil, emekçiye bütçe!”
İşçiler yürüdükleri yol boyunca “İnsanca yaşamak istiyoruz” ve “Vergide adalet istiyoruz” gibi sloganlarını attılar. Yürüyüş sırasında konuştuğumuz bir işçi atılan sloganların nasıl belirlendiğini, “Bizim vergilerimizden milyarlarca lira harcadılar NATO gelecek diye. Ülkenin vergi yükü işçilerin sırtında, adalet yok. Savaş var diyerek düşük ücret dayatılıyor. Müttefik dediklerimiz yıllardır gidip Gazze’de masumları bombalıyor. Bize gelince kaynak yok diyorlar, savunmaya milyarlarca harcama yapıyorlar. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı” diyerek anlattı.
Alana daha erken giren Birleşik Metal-İş, Eğitim-Sen ve TÜMTİS üyesi işçi ve emekçiler ile hep bir ağızdan “Kahrolsun Amerikan emperyalizmi” sloganı atıldıktan sonra başlayan açıklama boyunca işçilerin hem kendi güncel taleplerini içeren hem de NATO ve savaşlara karşı talepler barındıran birçok döviz açan işçiler yapılan açıklama boyunca da güçlü bir şekilde attıkları sloganlarla ses yükseltti.
“Hepimizin ortak menfaati için ortak eylemler yapıyoruz”
Gebze Sendikalar Birliği etrafında birleşen işçiler geçtiğimiz 1 Mayıs’ta iş yerlerinden yükselttikleri insanca yaşanacak düzeyde ücret, ağır vergi yükünün düşürülmesi, sendikal örgütlenme ve sendika seçme haklarının güvence altına alınması talepleriyle iş yerlerinden hazırladıkları dövizlerle sendika ve görüş ayrılıklarına geçit vermeden güçlü bir kutlama gerçekleştirmişti. Türkiye’de son yıllarda ender ve önemli bir örnek olarak ortaya çıkan bu tablo birleşen işçilerin gücünü geride kalan işçilere, emekçilere ve bizlere göstermişti. ABD emperyalizminin ve onun etrafında mevzilenen bir savaş örgütü olarak NATO’ya karşı da kendi taleplerini öne çıkararak “Defol” diyen işçiler yine birleşmenin ve ortak mücadelenin kendi birlikleri ile defedilebileceğinin farkında. Eylemin ve katılımın Türkiye’de örnek olma niteliğini sorduğumuz Birleşik Metal-İş üyesi bir işçi, “1 Mayıs’ta da aynı şekilde birçok sendikadan katılım vardı. Bizim bir araya gelebilmemiz özel bir durum olmamalı. Savaşlar, silahlara aktarılan paralar, Gazze’de çocukların üzerine atılan bombalar, İstanbul’da da Ankara’da da işçi arkadaşlarımızın meselesi olmalı. Asgari ücretin geldiği nokta ortada. Maaşımızın yarısı vergiye kesiliyor. Savaşlar sürecek diye bizim canımız alınmasın, boğazımızdan kesilmesin, insanlar hapislere atılmasın. Bu taleplerin tüm işçilerin talepleri olduğunu biliyorum. Birleşmeyi talep etmekten çekinmesinler. İşçiler talep ederse birleşmeye de engel olamazlar, her istediklerini de bize rağmen yapamazlar.”