Dünyanın birçok ülkesinde köpek balığı gözlemlerinin arttığı yönündeki haberler son yıllarda sıkça gündeme geliyor. ABD, Avustralya ve Akdeniz'e kıyısı bulunan ülkelerde yaşanan köpek balığı vakaları, Türkiye kıyılarında da görülmeye başlandı.
Geçtiğimiz günlerde İzmir'in Urla ilçesindeki İçmeler Sahili'nde çekildiği iddia edilen bir video, sosyal medya platformlarında hızla yayıldı. İddialara göre, sahilde balık tutan yurttaşlar yaklaşık iki metre uzunluğunda bir köpek balığıyla karşılaştı. Kıyıya yaklaşık 4 metre açıkta yüzdüğü ve bir süre sonra gözden kaybolduğu öne sürülen köpek balığı, çevrede kısa süreli paniğe yol açtı.
Geçtiğimiz yıl da Antalya'nın Konyaaltı Sahili ile Muğla'nın Datça ilçesinde camgöz türü olduğu tahmin edilen köpek balıkları kıyıya yakın görülmüş, yurttaşlar bu anları cep telefonlarıyla kaydetmişti.
"KIYIYA YAKINLAŞMALARI OLAĞAN DIŞI DEĞİL"
Hürriyet'ten İsmail Sarı'ya konuşan Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Prof. Dr. Deniz Ayas, Urla'daki görüntülere ve artan vakalara dair verileri paylaştı. Görüntüler üzerinden kesin tür teşhisi yapmanın zorluğuna değinen Prof. Dr. Ayas, "Son günlerde sosyal medyada paylaşılan Urla görüntülerine ilişkin olarak, kısa süreli ve düşük çözünürlüklü videolar üzerinden kesin tür teşhisi yapmak bilimsel açıdan mümkün değil. Görüntüler bir köpek balığını işaret etmekle birlikte, türün kesin olarak belirlenebilmesi için yüzgeç yapısı, baş şekli, vücut oranları ve diğer morfolojik özelliklerin net biçimde görülebilmesi gerekir" dedi.
Türkiye denizlerinin köpek balığı çeşitliliği açısından taşıdığı öneme vurgu yapan Prof. Dr. Ayas, durumu şu sözlerle açıkladı:
“Ancak denizlerimiz, Akdeniz'in köpek balığı çeşitliliği açısından önemli bölgelerinden biri. Akdeniz ve Ege Denizi başta olmak üzere ülkemiz sularında çok sayıda köpek balığı türü doğal olarak yaşıyor. Bazı türler yaşam döngülerinin belirli dönemlerinde kıyısal alanları kullanabilirken, bazıları daha çok açık deniz habitatlarını tercih ediyor. Bu nedenle kıyıya yakın bölgelerde zaman zaman köpek balığı gözlemlerinin yapılması olağan dışı bir durum olarak değerlendirilmemeli.”
GÖZLEM ARTIŞININ NEDENİ İKLİM KRİZİ VE TEKNOLOJİ
Köpek balığı gözlemlerindeki artışın tek bir nedene bağlanamayacağını ifade eden Prof. Dr. Ayas, teknolojik gelişmelere dikkat çekti:
“Günümüzde cep telefonları, drone sistemleri, sualtı kameraları ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşması sayesinde daha önce kayıt altına alınmayan birçok gözlem artık anında paylaşılıyor. Bu nedenle gözlem sayılarındaki artışın bir bölümü, gerçek bir ekolojik değişimden ziyade gözlem ve kayıt kapasitesindeki artışla ilişkili olabilir.”
Bununla birlikte denizel ekosistemlerde meydana gelen çevresel değişimlerin canlıların dağılımını doğrudan etkilediğini belirten Prof. Dr. Ayas, “Deniz suyu sıcaklığı, akıntı sistemleri, av türlerinin dağılımı ve insan faaliyetleri gibi birçok faktör köpek balıklarının yaşam alanlarını şekillendiriyor. Bu nedenle son yıllarda farklı bölgelerde yapılan gözlemler hem çevresel değişimlerin hem de artan gözlem kapasitesinin birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Ayas, iklim değişikliğinin etkilerine de değinerek şunları kaydetti:
“İklim değişikliği de deniz ekosistemlerinde önemli değişimlere yol açabiliyor. Deniz suyu sıcaklıklarındaki değişimler, akıntı sistemleri ve besin ağlarında meydana gelen farklılaşmalar bazı türlerin dağılım alanlarını ve mevsimsel hareketlerini etkileyebilir. Bu nedenle bazı köpek balığı türlerinin geçmiş yıllara göre farklı bölgelerde veya farklı dönemlerde gözlemlenmesi mümkün. Ancak belirli bir gözlemi doğrudan iklim değişikliğiyle ilişkilendirebilmek için uzun dönemli ve sistematik bilimsel verilere ihtiyaç bulunuyor.”
AŞIRI AVCILIK KÖPEK BALIKLARINI AÇ BIRAKTI
Uzmanlar, kıyılardaki hareketliliğin ardında yatan temel faktörlerden birinin insan faaliyetleri ve denizlerdeki plansız avcılık olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye karasularında kısa yüzgeçli mako, esmer köpekbalığı, kum köpekbalığı, sivri burun camgöz, iri burun camgöz, sapan köpekbalığı ve mavi köpekbalığı olmak üzere en az sekiz büyük türün beslenme, üreme ve yavru bakım alanı bulunduğunu belirten Prof. Dr. Ayas, denizlerdeki sömürünün sonuçlarını şöyle anlattı:
“Bu durum da üst düzey yırtıcıların hareket modellerinde değişikliklere neden olabiliyor. Ancak kıyıya yakın gözlemleri yalnızca besin yetersizliğiyle açıklamak da doğru değil. Üreme davranışları, yavrulama alanları, mevsimsel hareketler, su sıcaklığı ve av dağılımı gibi birçok etken birlikte değerlendirilmeli.”

Prof. Dr. Ayas, besin kaynakları açık denizlerde yer alan bu türlerin kıyıya yönelme sebebine dair şu tabloyu çizdi:
“Genellikle bu türler, beslenme faaliyetlerini Akdeniz'in orta kesimlerinde gerçekleştirir. Çünkü besin kaynakları çoğunlukla açık denizlerde yer alır. Ancak başta Doğu Akdeniz olmak üzere tüm bölgede süregelen aşırı balıkçılık faaliyetleri ve bazı popülasyonların yoğun biçimde sömürülmesi, bu köpekbalığı türlerini besin arayışıyla kıyılara yönelmeye zorlayabilir.”
ASIL TEHLİKE YOK OLMA RİSKİ VE HEDEF DIŞI AVCILIK
Türkiye'de köpekbalığı saldırılarının son derece nadir görüldüğünü ve bugüne kadar ölüm vakası yaşanmadığını belirten Prof. Dr. Ayas, “Ülkemizde çok nadir de olsa, özellikle provoke edilmiş köpek balığı saldırıları yaşandı. Örneğin, kan ve mukus gibi uyarıcı maddelerin bulunduğu bir ortamda, kum köpekbalıkları birkaç dalgıcın paletine saldırmıştı. Ancak bu olayda hiçbir dalgıç yaralanmadı. Ülkemizde kayıtlara geçmiş herhangi bir ölüm vakası bulunmuyor” diyerek kamuoyundaki paniğin yersizliğini vurguladı.

Prof. Dr. Ayas, kamuoyunun kıyıya yaklaşan köpek balıklarına odaklandığını ancak bilimsel ve ekolojik açıdan asıl krizin bu türlerin geleceği olduğunu şu sözlerle özetledi:
“Ancak son 50 yılda Akdeniz'deki birçok köpek balığı türünün popülasyonunda ciddi azalmalar da meydana geldi ve bazı türler bölgesel ölçekte yok olma riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu nedenle günümüzde temel tartışma konusu köpek balıklarının kıyıya ne kadar yaklaştığı değil, bu türlerin gelecekte denizlerimizde varlığını sürdürebilip sürdüremeyeceğidir.
Köpek balıklarıyla ilgili kamuoyunda en çok dikkat çeken konu kıyıya yakın gözlemler olsa da, bilimsel açıdan asıl önemli mesele popülasyonlarının durumudur. Akdeniz'deki birçok köpek balığı ve vatoz türü günümüzde tehdit altında veya kritik tehlike altında kategorilerinde değerlendiriliyor. Bu türler üzerindeki en önemli baskılardan biri hedef dışı avcılık (bycatch). Balıkçılık faaliyetleri sırasında hedeflenmeyen çok sayıda köpek balığı ya uzatma ağlarına, paraketalara ve diğer av araçlarına takılarak zarar görüyor ya da yaşamını kaybediyor. Ayrıca aşırı avcılık, yaşam alanlarının bozulması ve denizel ekosistemlerdeki değişimler de popülasyonlar üzerinde ilave baskı oluşturuyor.”