İnsan Hakları Derneği (İHD) Batman Şubesi’nin her hafta düzenlediği Kayıplar bulunsun, failler yargılansın eyleminde 5 Temmuz 1991 günü gece yarısı, kendilerini polis olarak tanıtan 4 kişi tarafından evinden alınan ve iki gün sonra Elazığ'ın Maden ilçesinde bir köprü altında işkenceyle öldürülmüş halde bulunana Vedat Aydın'ın akıbeti soruldu. Basın açıklamasın İHD Batman Şube Yöneticisi Ali Karadoğan okudu.
“Katilleri halen korunuyor”
Vedat Aydın; darbecilere ve karanlık zihniyetlerine karşı mücadelesine kararlılıkla devam eden bir insan hakları savunucusu, bir Kürt aydını olduğu vurgulanan açıklamada; “Kaçırılarak vahşice katledilmesinin üzerinden tam 35 yıl geçti ve aradan geçen uzun yıllara rağmen katilleri halen korunuyor” denildi.
Vedat Aydın, üyesi olduğu İnsan Hakları Derneği (İHD)’nin 28 Ekim 1990 tarihinde yapılan Genel Kurulunda söz alarak konuşmasını Kürtçe yapmış, o tarihte yürürlükte olan Kürtçe konuşma yasağını kırmak için tutuklanmayı göze almıştı.
Vedat Aydın’nın gözaltılara ve yoğun tehditlere rağmen geri adım atmadığı ve İHD Diyarbakır Şubesi genel kurulunda başkanlığa seçilerek, sorumluluklarından vazgeçmediği belirtilen açıklamada; “5 Temmuz 1991 günü gece yarısı, kendilerini polis olarak tanıtan 4 kişi tarafından evinden alındı ve iki gün sonra Elazığ'ın Maden ilçesinde bir köprü altında işkenceyle öldürülmüş halde bulundu. 10 Temmuz 1991 günü Diyarbakır’da yapılan cenaze törenine on binlerce kişi katıldı. Katılan kişilere otomatik silahlarla ateş açıldı. Resmi rakamlara göre 3, dönemin Diyarbakır Emniyeti'nde İstihbarat Şube Müdürü olan Hanefi Avcı'nın açıklamalarına göre orada 23 kişi öldü. Sonradan “Beşler” olarak anılacak olan İHD Adana Şube Başkanı Elif Tuncer ve şube yöneticileri Hasan Üzüm, Yusuf Üzüm, İmam Turan ve Celal Ölçmez’in, Vedat Aydın’ı uğurlamak için çıktıkları o yolda aynı gün trafik kazasında hayatını kaybetti” ifadelerine yer verildi.
"Cinayet aydınlatılmadı, etkin soruşturma yürütülmedi"
Vedat Aydın’ın katledilmesine dair soruşturmanın Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğü ancak 35 yıldır bir yere varılamadığı vurgulanan açıklamada; “Cinayet aydınlatılmadı, etkin soruşturma yürütülmedi, katilleri gözaltına alıp yargılamak yerine 20 yıl sonra gönderilen fotoğraflarla teşhis işlemleri yapılmaya çalışıldı” denildi.
Kayıpların akıbetini sorgularken, onlara dair bir iz bulunmadan, gerçekler ortaya çıkarılmadan ve adalet sağlanmadan mücadeleden asla geri adım atılmayacağı belirtilen açıklamada şunlar söylendi; “Biliyoruz ki susmak kaybedenleri cesaretlendiren politik bir tercihtir, SUSMAYACAĞIZ. Adalet ve hakikat arayışımızda ısrarcı olacağız. Asıl kaybedilmek istenen insanlığımızdır, bu yüzden insanlık onurunu her daim sahipleniyor olacağız”