Japonya, gıda tüketiminde dünyanın en dışa bağımlı ülkesi. Yıllık 9,5 trilyon yen (68 milyar dolar) seviyesine ulaşan gıda ürünü ithalatıyla küresel gıda endüstrisinin en güçlü oyun kurucularından biri. JFEX Summer 2026 ticari bağları güçlendirmenin yanı sıra küresel tedarik zincirinin ve yeni nesil restoran mühendisliğinin şifrelerini de tüm dünyaya gösterdi.
İşlenmiş gıda dendiğinde akla gelen "endüstriyel" algı tamamen yıkılmış durumda. Bu seneki JFEX Food, "premium instant" yani “nitelikli hazır gıda” akımının zirvesiydi. Özellikle dondurulmuş ve ısıl işlemle sterilize edilmiş paketleme teknolojilerinde ulaşılan nokta büyüleyiciydi.
Şef elinden çıkmış gibi duran soslar, deniz mahsullü hazır bazlar ve lokal çorbalar, çözüldüğü ya da ısıtıldığı anda ilk günkü tazeliğini, dokusunu ve en önemlisi koku/ aroma profilini birebir koruyordu. Restoran mutfaklarında ön hazırlık sürelerini sıfıra indirebilecek inanılmaz bir Ar-Ge var.

Japonya’nın yaşlanan nüfusu ve sağlıklı yaşam kültürü, işlenmiş gıdayı tamamen fonksiyonel bir boyuta taşımış. Bağışıklığı destekleyen, sindirimi kolaylaştıran, fermente bileşenlerle zenginleştirilmiş hazır gıdalar ve içecekler her yerdeydi. Katkı maddelerini azaltıp geleneksel fermente teknikleri modern paketlemeyle birleştiren temiz içerikli ürün çeşitliliği, menülerinde sağlık ve izlenebilirlik arayan modern restoranlar için tam bir hazineydi.
Moldovya şarapları fuardaydı, milli bir katılım olduğu belli, çok şık ve fuarın en dinamik standıydı diyebilirim. Japonlar şarabı seviyor ve çok tüketiyor. 15 milyar doların üzerinde bir pazar var. 250 üzerinde şarap ithalatçısı ve dünyanın her yerinden şarap alıyor ve dağıtıyor. Fransız, İtalyan, Kaliforniya ve Avusturalya şarapları tüm menülerde var. Ben Türk şarabına rastlamadım, sadece önünden geçtiğim bir Türk lokantasının önündeki sepette gördüm. İyi bir strateji ve iletişim kampanyası ile Türk şaraplarının Japon pazarına girişi mümkün diye düşünüyorum. Bu ancak şarap üreticilerimize verilecek devlet desteği ile olabilir. Bir memleket meselesi haline getirebilsek şarap ihracatını, hem memleketin çiftçisini güçlendireceğiz, hem de en katma değerli ürünü ihraç etmiş olacağız. Yüzde 100 Türk malı. Biliyorsunuz Kapadokya’yı görmeyen Japon neredeyse kalmadı. Kapadokya şarapları ihracat kapısını açmada bir fırsat yaratır diye düşünüyorum.
Güney Kore standında künefe
Food stantlarında Güney Kore kadayıftan künefe benzeri bir tatlı yapıyordu. Dünyada coğrafi işaretli Antakya Künefesi ile karşılaştırınca beni bayağı güldürdü. Ama iyi niyetli bu girişimci ruhu destekliyorum, Kore kadayıfını dünyaya tanıtırlar, atamayana atarlar. Peynir olarak mozzarella rende kullanılıyordu bu küreselliğe şapka çıkarılır.

Tokyo’ya sadece yemek yemek için gidilir mi? Evet, tam bir gastronomi şehri. Rahat olun, kötü bir şey yok. Tavsiyelere çok takılmayın kadere bırakın, çok iyiler. Tokyo'da, 160 binin üzerinde yeme içme noktası var (İstanbul 20 bin civarı). Aynı zamanda dünyada en çok Michelin yıldızlı restorana ev sahipliği yapan şehirlerden biri. Rekabet çok fazla, arayıp bulmak ayrı bir konu. Mesela pankek için önerilen mekan 5. katta, kapıda tabela yok, içeri girdiğinizde tüm masalar dolu. Sürprizlerle dolu Tokyo’da dışarıda sigara içmek yasak, iklim nedeniyle de kafe ve restoranların dışarıda masa sandalyesi yok. Bu benim yürüme ve şehri izleme matematiğimi bozdu. Küçük yerel meyhanelerde ve barlarda sigara içilebiliyor. Nisan 2020'de yürürlüğe giren yasaya göre; 100 metrekareden küçük ve sermayesi 50 milyon yenin altında olan mevcut tüm izakaya ve restoranlar, "sigara içilebilir işletme" statüsünü seçmiş. Restoran sektörünün "müşteri kaybederiz" yönündeki yoğun lobisi ve itirazı Japonya'daki restoranların yaklaşık yüzde 50'si yasal olarak sigara yasağından muaf kalmış.
Tokyo’nun en meşhur gece hayatı sokaklarından biri olan Golden Gai, Shinjuku’da zamanın durduğu hissini veren tarihi bir bölge. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki karaborsa döneminden kalma bu bölge, yan yana dizilmiş altı dar sokakta 200’den fazla mini izakaya ve bara ev sahipliği yapıyor. Genellikle 8 -10 kişinin sığabileceği kadar küçük mekanlarda barmen/işletmeci tezgah arkasında duruyor ve hem servisi yapıyor hem de sohbet ediyor.
Her mekanın kendine ait bir teması var. Sadece 1980’lerin punk müziklerini çalan, sadece korku filmi konsepti olan veya duvarları tamamen eski kitaplarla kaplı izakayalar bulabilirsiniz. Vizesiz Japonya, Türk Hava Yolları’nın 3x23 kilo bagaj hakkı ile herkesin aklını başından almaya devam ediyor. Üstelik yıl sonuna kadar Tax Free alışveriş yapılan noktada alınıyor. Instagram alışveriş önerileri ile dolu. Kozmetik ve elektronik başta olmak üzere alışveriş için giden çok. Pandemi sonrası on katına çıkan turist sayısına mükemmel karşılık veren yeme içme, güvenlik, kolaylık ve en önemlisi nezaketi ile Japonya’dan öğrenilecek çok şey var.