Ana içeriğe geç

Medya Cephesi: 15 Temmuz, FETÖ ve güncel durum

FETÖ her ne kadar ezilmiş, melun hücreleri devletten kazınmış ve geri kalanlar üzerine kireç dökülmüş olsa da FETÖ'yü kurgulayan ve kullananların Türkiye üzerindeki emelleri tükenmiş değil.İçimizdeki 'gaflet, dalalet ve hatta ihanet içinde olanların' sayısının hiç az olmadığı...

Medya Cephesi: 15 Temmuz, FETÖ ve güncel durum
Star Gazetesi
16
FETÖ her ne kadar ezilmiş, melun hücreleri devletten kazınmış ve geri kalanlar üzerine kireç dökülmüş olsa da FETÖ'yü kurgulayan ve kullananların Türkiye üzerindeki emelleri tükenmiş değil.

İçimizdeki 'gaflet, dalalet ve hatta ihanet içinde olanların' sayısının hiç az olmadığını da açık.

Bu nedenle FETÖ'nün medya stratejisine, medyasına ve etkilediği alanlara kısaca bakmakta fayda var.

FETÖ'NÜN MEDYA STRATEJİSİ

FETÖ ajan ve terör örgütünün en başından itibaren bir medya stratejisi vardı.

İlk amaç 'kamuflaj'dı. Fetulah Gülen etrafında toplanan yapının bir ajan örgütü olduğunu, yabancı istihbaratların güdümünde bulunduğunu ve Türkiye'yi içeriden işgal amacıyla kurulduğunu gizlemekti. Bunun için toplum genelinin rengine büründüler. Bir bukalemunun bulunduğu zeminin rengini alması gibi dindar, Anadolulu, mütevazı, çalışkan göründüler.

Sonraki süreçlerde FETÖ medyayı algıları yönetmek, propaganda ve operasyon yapmak, siyaset üzerinde vesayet kurmak, halkın seçtiklerini ve Türkiye'yi lekelemek için kullandı. Örgütün tasfiye edildiği süreçlerde ise hem kendi medyasını, hem içine sızabildiği ya da etkileyebildiği medya organlarını mağduriyet söylemi üretmek için araçsallaştırdı.

FETÖ, medya üzerinden şansını hala deniyor. Yabancı istihbarat örgütlerinin koruması altındaki firari FETÖ'cüler lüks içinde yaşadıkları ülkelerden yalan ve manipülasyon dolu sosyal medya yayınlarıyla örgütün piyon olarak kullanıp attığı, hapis yatmış, ailelerinden ve toplumdan dışlanmış örgüt mensuplarını avutmaya, bir arada tutmaya, hatta yeniden kandırmaya çalışıyor.

Firari FETÖ'cülerin sosyal medya üzerinden muhalefet çevrelerini ve medyasını kolayca yönlendirebildikleri de görülüyor. FETÖ'cülerin çiğnediği yalan dolan bir iddiayı iki gün sonra muhalefetin ağzından duyduğunuzda aynı güdülme/güdülenmenin devam ettiğini anlıyorsunuz.

1979'DAN 2016'YA FETÖ MEDYASI

SIZINTI: FETÖ'nün ilk yayın organı ilk sayısı 1979'da çıkan 'Sızıntı' adındaki aylık dergiydi. Dini-bilimsel içerikler yayınlayan dergi aracılığıyla belli ki örgütün okumaya önem veren dindar tabanda tutunması kolaylaştırılmak isteniyordu. 1971'den itibaren faaliyet gösteren ajan örgütü, devlet içine sızmaya çalışırken çıkarılan dergiye 'sızıntı' denmesi amaç-araç bakımından hayli manidar aslında.

ZAMAN: FETÖ medyasının amiral gemisi, 1986'dan itibaren 'cemaatin'/örgütün meşruiyet kazanmak için kullandığı medya aracıydı. 'Sızıntı'nın birikmesi için 'zaman'a oynamak... Örgütün kitlesel olarak yönlendirildiği, terörist başının diğer yazarlar gibi düzenli yazdığı ama aslında manşetleri de attığı, yayın yönetmenliğini Ekrem Dumanlı adlı örgüt mensubunun yaptığı 'kitle' gazetesi. Gazete formunda olmasına rağmen bülten tadında çıkan, akmaz kokmaz bir propaganda aracı. 28 Şubat, Gezi, Ergenekon-Balyoz süreci gibi kritik dönemlerde örgüt sahibinin sesine dönüşürdü. Dershaneler kapatıldığında, FETÖ'nün can damarları kesildiğinde en büyük gürültüyü Zaman çıkardı. Mağduriyet algısı üretmek, hukuk çiğneniyor izlenimi vermek için gerçekler çarpıtıldı.

AKSİYON: Haftalık haber dergisi. Nokta, Aktüel, Tempo gibi dergilerin çok okunduğu bir dönemde çıkıyor. Dergiye verilen isimle örgüt stratejisi arasındaki paralellik bunda da sürüyor. 'Sızıntı' (1979) sonrası yeterli 'zaman' (1986) geçtiği düşünülmüş olmalı ki 'aksiyon' (1994) alınıyor. İddialı bir haber dergisi olduğunu iddia eden Aksiyon her hafta bir sayfasını 'şaşı bak şaşır' adlı üç boyutlu illüstrasyonlara ayırarak şaşırtırdı. Ancak çok dikkatli ve uzun süre bakanların görebileceği, resim içinde resim diyebileceğimiz oyuncaklı görsellerdi bunlar. Devlet içine sızıp gizlenen, ancak bilenlerin ya da çok emek verenlerin görebileceği FETÖ'ye nazire içindi herhalde!

TARAF: Liberal-demokrat yazarları paravan olarak kullanan FETÖ'nün operasyon gazetesi. Devlet içine 'sızan', 'zaman'la olgunlaşan, 'aksiyon' alan unsurların devleti paralize ettiği 'taraf' olduğu dönemin yayın organıydı. Çıkış zamanına dikkat! Türkiye Erdoğan'ın liderliğinde 27 Nisan e-muhtırasını sahibine iade ettiği, asker-sivil ilişkilerini olması gereken yere koyduğu, Cumhuriyet mitinglerini, 367 garabetini alt ettiği noktada 2007 sonlarında çıkmaya başladı Taraf.

FETÖ'NÜN TAKTİK DEĞİŞTİRDİĞİ, SALDIRIYA GEÇTİĞİ DÖNEM

Türkiye'yi daha önce darbeler-muhtıralar aracılığıyla yönetenler için deniz bitmişti. Erdoğan AK Parti eliyle demokratik açılımlar yapıyor, toplumun farklı kesimlerine ulaşıyor, oy oranlarını katlıyordu ve FETÖ'yü kurgulayıp kullananlar için yeni bir kamuflaja ihtiyaç vardı.

Demokrasi, hukuk, hak ve özgürlükler, sivil siyaset gibi toplumun ve iktidarın kıymet verdiği meşru değerleri taklit ederek, çoğunluğun içine gizlenerek, sanki iktidar partisiyle beraber yol yürüyormuş gibi poz kesti FETÖ. FETÖ medyası aracılığıyla itibar suikastları, sahte belgeler, asılsız haberlerle ve yargı-emniyet içindeki kripto unsurlarla eski yapıyı tasfiye etti, kendisine yer açtı. Sonra da gayri hukuki yöntemler ve artan gücüyle CHP ve MHP'de operasyon yaptı, iktidara karşı montaj-şantaj işine girdi. Erdoğan boyun eğmeyince 2010 sonrasında kendisini afişe etti, önce örtülü sonra açıktan yaylım ateşine başladı.

FETÖ terör/ajan örgütünün bunlar haricinde Samanyolu ve Kanaltürk televizyonu, Bugün, Karşı, Meydan ve Millet gazetesi, Cihan haber ajansı, Burç radyo gibi yayın organları da vardı.

YAYGIN MEDYAYI DA KULLANDILAR

Medya stratejileri gereği dönem dönem farklı yöntemler de kullandı FETÖ.

Bunlardan biri hitap ettiği kitleyi gütmek için siyasi-ideolojik kamplara hitap eden yayın organlarını ele geçirmekti. Bunun en gülünç örneği, Türk solu için tarihsel öneme sahip bir mecra olan Türk Solu dergisiydi. Geçmişte sol siyasetin sembol isimlerinin yazdığı dergi FETÖ medyasına operasyonların düzenlendiği bir dönemde ele geçirilerek sol görünümlü bir propaganda aracına dönüştürüldü. Aslında 'badem bıyıklı' olan Gökçe Fırat adlı FETÖ'cü Marx sakalı bırakıp Türk Solu'nun başına geçti.

KONVANSİYONEL MEDYAYI DEVLET HUKUK ELİYLE TEMİZLEDİ

Diğer yöntem ise kendisine ait olamayan medyaya sızma ya da etkileme yöntemiydi.

İktidara muhalefet etmekle devlete millete ve hakikate karşı olmak arasındaki devasa uçurumu göremeyen muhalif medya FETÖ için çok elverişli haldeydi. FETÖ medyasının etkisiz olduğu dönemlerde FETÖ, PKK, DHKP-C, DAEŞ tezlerinin, yabancı istihbarat örgütlerinin yarım kalmış operasyonlarının manşet olduğu gazete Cumhuriyet'ti mesela.

Yaygın medyada hemen her kuruluşta her kademede elemanı vardı FETÖ'nün. Bilhassa 2010 sonrasında bu yöntemle karar mekanizmalarına agresif biçimde hakim olmayı denedi. MİT tırlarına operasyon, Gezi, 17-25 Aralık, Kobani kalkışması, beş farklı terör örgütünün eş zamanlı saldırıları gibi kritik olayların yaşandığı esnada çoğunluk medya 'muhalif yayın' gerekçesiyle 'gayri milli' bir söylem ve tutum içindeydi. FETÖ'nün PKK'nın tezleri ekranlarda, manşetlerdeydi.

En kritik zamanlarda hem gazetecilik namusunu koruyan hem 'milli' duruş sergileyen gazeteciler ve yayın organları az sayıda da olsa vardı. Bu sayede hakikat, kurguya galebe çaldı. Manipülasyonlar boşa çıktı.

FETÖ medyası gibi yaygın medya içine sızan FETÖ'cülerin de etkisiz hale getirilmesi sayesinde 15 Temmuz darbe gecesinde Türk medyası genel manada demokrasiden yana tavır alarak doğru bir habercilik yapmayı başardı.

Darbenin geri çevrilmesinde 'medya cephesi'nin önemli ve olumlu rolü olduğu tartışmasızdır.

15 TEMMUZ'DAN SONRA FETÖ MEDYASI

Darbe girişimi başarısız olan, devlet içine 50 yılda sızan kripto unsurları Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararlı tutumuyla kazınıp atılan, derdest edilip yargı karşısına çıkarılan FETÖ'nün 15 Temmuz'dan sonra yapabileceği tek şey vardı: Mağduriyete oynamak.

Böylece FETÖ Türkiye muhalefetini etkisi altına alarak, uluslararası medyayı kullanarak, Ankara'yı boğma, sindirme, yönetme hedeflerinin bozulduğunu düşünen Batılı başkentlerin de desteğiyle algı çalışmalarına, yalan haberlere, manipülasyonlara başladı.

'15 Temmuz tiyatroydu', 'Erdoğan zalim, diktatör, otoriter', 'Batı işbirlikçi ortaklarını kaybetti', 'siviller haksız yere işlerinden atıldı', 'şeriatçı Erdoğan başörtülü kadınları yerlerde sürüklüyor' türü haberlerin ardı arkası kesilmiyor.

DIŞARIDAN FONLANANLAR, TÜRKÇE KARA PROPAGANDA YAPANLAR

FETÖ medyasının sesinin kısıldığı dönemlerde imdada yetişen 'yabancıları' da unutmayalım. Çoklukla Avrupa'dan, İngiliz, Alman, Amerikan medyasının Türkçe yayın mecraları yalana, dezenformasyona FETÖ'nün bıraktığı yerden aynen devam ettiler.

Türklere, Türkçe olarak, Türkiye karşıtı propaganda yaptılar, yapıyorlar yani!

Bunlara dışarıdan fonlanan 'yerli'leri de eklemek lazım tabii.

BUGÜNLERDE FETÖ MEDYASI NE YAPIYOR?

Bildikleri şeyi yapıyorlar; yalan, manipülasyon, dezenformasyon, spekülasyon.

Firari FETÖ mensupları sığındıkları fare deliklerinde sosyal medya üzerinden Türkiye'ye, iç siyasete, dış politik meselelere dair yalan haberlere, kara propagandaya, yıpratma saldırılarına devam ediyorlar.

Son dönem icraatları CHP içindeki bölünmeyi Özgür Özel lehine ilerletmek, İmamoğlu yolsuzluk davalarını sulandırmak yahut Avrupa Parlamentosu'nun veya İsrail terör devletinin tezlerini makulleştirmek...

FETÖ propagandasına karşı bilhassa dikkatli olması gereken muhalif çevrelerin ise sırf güç birliği yapmak için bu desteği kabul etmesi, Türkiye'nin en zayıf halkasının ne kadar zaaf içinde olduğunu gösteriyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler