Ana içeriğe geç

Velayeti olmayan baba çocuğunun okul bilgilerine erişebilir mi?

KDK, velayeti olmayan babanın çocuğunun okul bilgilerine erişiminin velayet sahibi annenin onayına bağlı tutulmasını hukuka uygun buldu. İşte boşanmış ebeveynleri ilgilendiren emsal kararın detayları...

Velayeti olmayan baba çocuğunun okul bilgilerine erişebilir mi?
Memurlar.net
16

Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), velayeti anneye verilen çocuğun eğitim bilgilerine babanın erişiminin velayet sahibi annenin onayına bağlı tutulmasını hukuka uygun buldu. KDK, 3 Haziran 2026 tarihli kararında, okul müdürlüğünün eğitim bilgilerini paylaşmama yönündeki işleminin iptali talebiyle yapılan başvuruyu reddetti.

Baba KDK'ya neden başvurdu?

Başvuran baba, ilkokul müdürlüğünün 13 Mart 2026 tarihli yazısıyla, çocuğunun eğitim sürecini takip etme ve pedagojik ihtiyaçlarını destekleme hakkının velayet sahibi annenin rızasına bağlandığını, bunun Anayasa'ya, Türk Medeni Kanunu'na ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu ileri sürdü. Başvuran; ret işleminin iptalini, bilgi alma hakkı önündeki "veli onayı" engelinin kaldırılmasını ve okul yönetimi hakkında idari inceleme başlatılmasını talep etti.

Okul yönetimi ise mahkeme kararıyla velayetin annede olduğunu, Okul Öncesi ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 17'nci maddesi uyarınca öğrencinin yasal sorumluluğunu velinin üstlendiğini, velinin taleplerin karşılanmasına izin vermemesi nedeniyle bilgilerin paylaşılamayacağını savundu.

Velayet hakkı kimdeyse karar yetkisi onda

KDK kararında, velayetin yalnızca bir hak değil aynı zamanda görev ve yükümlülük niteliğinde bir hukuki kurum olduğu vurgulandı. Türk Medeni Kanunu'nun 336'ncı maddesi uyarınca evliliğin sona ermesi halinde velayet eşlerden birine veriliyor ve velayet kendisine bırakılan ebeveyn, çocuğun fiziksel, duygusal, zihinsel ve ahlaki gelişimini en iyi şekilde destekleyecek kararları almakla yükümlü tutuluyor.

KDK'ya göre, boşanma sonrasında velayeti bulunmayan ebeveynin müşterek çocuğun bilgilerine erişmesi, velayet sahibi ebeveynin rızasıyla mümkün. Bunun için sistemde velayet sahibi ebeveynin izin vermesi yeterli.

Kişisel ilişki ancak mahkeme kararıyla kurulabilir

Kararda, TMK'nın 182'nci maddesine göre boşanma halinde velayeti kendisine bırakılmayan eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin hakim tarafından düzenleneceği hatırlatıldı. TMK'nın 326'ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca da velayeti bulunmayan ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması ancak mahkeme kararıyla mümkün.

KDK, hakim tarafından kişisel ilişki kurulmasına dair bir karar verilmedikçe, velayet sahibi ebeveynin rızası olmadan idarenin aksi yönde işlem yapma yetkisinin bulunmadığını belirtti. Buna göre ebeveynler anlaşamadığında talep, kişisel ilişkiye karar veren mahkemeye sunulabilecek; mahkeme gerekli görürse pedagog ve sosyal inceleme raporu almak suretiyle karar verecek.

Belirleyici ilke çocuğun üstün yararı

KDK, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3'üncü maddesi uyarınca çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde temel ilkenin çocuğun üstün yararı olduğunu vurguladı. Kararda, velayeti bulunmayan ebeveynin çocuğun eğitimiyle ilgili bilgi alma isteğinin anlaşılır olduğu, bu durumun teşvik edilmesi ve tarafların anlaşması için çaba gösterilmesi gerektiği ifade edildi.

Ancak taraflar anlaşamadığında bu erişimin yalnızca yargı kararı ya da velayet sahibi ebeveynin onayıyla mümkün olmasının; çocuğun üstün yararının korunması, kişisel verilerin güvenliği ve özel hayatın gizliliği ilkeleriyle uyumlu olduğu değerlendirildi. Kararda ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına atıfla, çocuk ile ebeveyn menfaatleri arasında adil bir denge kurulması gerektiği, bu dengede çocuğun menfaatlerine özel önem verilmesi gerektiği belirtildi.

KDK başvuruyu reddetti

Yapılan değerlendirme sonucunda KDK; velayet hakkı bulunmayan ebeveynin eğitim bilgilerine erişiminin veya okulda görüşmesinin velayet sahibi ebeveynin onayına bağlı tutulmasının yürürlükteki mevzuata ve çocuğun üstün yararı ilkesine uygun olduğuna, idarenin işleminde hukuka veya hakkaniyete aykırılık bulunmadığına hükmederek başvurunun reddine karar verdi. Karar, başvurana ve Milli Eğitim Bakanlığına tebliğ edilecek.

İşte Kamu Denetçiliği Kurumunun kararı

Çocuğun velayetinin mahkeme kararı ile anneye verildiği, eğitim bilgilerinin diğer ebeveyne verilmesi konusunda karar verme yetkisinin velayet kendisinde olan tarafta olduğu, velayet hakkı bulunmayan ebeveynin eğitim bilgilerine erişiminin ya da okulda görüşmesinin mahkeme velayet hakkı kendisine verilen ebeveynin onayına bağlı tutulmasının, yürürlükteki mevzuata ve çocuğun üstün yararı ilkesine uygun olduğu, ebeveynlerin boşanması gerçekleştiğinde annelik ve babalık sıfatları ile çocukları ile olan ilişkilerinin devam etmesi gerekse de kişisel ilişkinin öncelikle tarafların kendi aralarında anlaşması ile mümkün olduğu, ancak velayet kendisinde bırakılan tarafın onayının olmaması halinde çocukların yüksek yararı dikkate alınarak mahkeme tarafından tesis edileceği, bu talep kişisel ilişkiye karar veren mahkemeye sunulduğunda mahkemenin gerekli görürse pedagog ve sosyal inceleme raporu almak suretiyle karar tesis edeceği, buna karşın ebeveynlerin anlaşamadığı bir konuda velayet kendisinde olan tarafın rızası halefine idarenin aksi yönde karar verme yetkisinin mevcut olmadığı, hakkında Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 03/06/2026 tarih ve 2026/9225-S.26.12886 sayılı kararında aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir.

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. 1. Başvuran Kurumumuza yaptığı başvuruda özetle; İlkokulu Müdürlüğü'nün 13.03.2026 tarihli sayılı yazısıyla, Anayasa, Türk Medeni Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatlarını göz ardı ederek çocuğunun eğitim sürecini takip etme ve pedagojik ihtiyaçlarını destekleme hakkını velayet sahibi annenin keyfi rızasına bağladığını, bu nedenle okul müdürlüğünün hukuka aykırı işlem tesis ettiğini ileri sürerek söz konusu ret işleminin iptalini, eğitim ve rehberlik sürecine ilişkin bilgi alma hakkı önündeki "veli onayı" engelinin kaldırılmasını ve okul yönetimi hakkında idari inceleme başlatılmasını talep etmektedir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

9. Başvuran özetle, velayeti kendisinde olmayan çocuğunun eğitim ve gelişimiyle ilgili süreçleri takip etme talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla Kurumumuza başvurmuştur.

10. İdare ise öğrenci velisi olarak görünen anne ile iletişim kurulduğunu ve talep hakkında bilgilendirildiğini, annenin 12.03.2026 tarihli dilekçesinde 26.05.2023-06.11.2025 tarihli İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesi kararına göre velayetin kendisinde olduğunu belirttiğini ve bu kararın bir örneğini müdürlüğe ibraz ettiğini, Okul Öncesi ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca öğrenci velisinin kim olduğunun belirlenmiş olduğunu ve anlaşmazlık hallerinde yargı kararına göre işlem yapılacağını, velayetin devam eden yargılama sürecinde ise okul kayıtlarının esas alınacağını, dolayısıyla öğrencinin yasal sorumluluğunu anne üstlendiği için okul yönetimi olarak tüm iş ve işlemlerde karar yetkisinin öğrencinin velisine ait olduğunu, velinin dilekçedeki taleplerin karşılanmasına izin vermemesi nedeniyle söz konusu taleplerin yerine getirilemeyeceğini ve yeni bir gelişme ya da adli makamlarca verilecek karar durumunda müdürlüğe bilgi verilebileceğini ifade etmiştir.

11. Öncelikle taraflar boşandığında mahkeme kararı ile velayeti kendisine verilmemiş olan tarafın velayet kendisinde olan ebeveynin rızasıyla müşterek çocukların bilgilerine erişilmesi mümkündür. Bunun için sistemde mahkemece velayet kendisinde olan ebeveynin izin vermesi yeterlidir. Başvuran velayet kendisinde olan ebeveynin rızası hilafına idareden mahkeme kararında yer almayan yetkiyi kullanmasını talep etmektedir. Bu durum, her iki ebeveynin kendilerinin çözmesi, çözemedikleri durumda Mahkemenin çocuğun üstün yararı uyarınca karar tesis etmesi gereken bir konudur. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesi uyarınca çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde temel ilke çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke ile ebeveynlerin hak ve menfaatlerinden bağımsız olarak çocuğun fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişiminin korunması amaçlanır. Bu kapsamda, Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi'nin 9. maddesi, Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi 4. maddesi ve Anayasa'nın 41. maddesinde, çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.

12. Velayet; anne ve/veya babaya, çocuğun kişilik haklarını, bedensel ve ruhsal gelişimini, eğitimini, bakım ve korunmasını sağlama konusunda verilen ve niteliği itibarıyla yalnızca bir hak olmayıp aynı zamanda bir görev ve yükümlülük olarak kabul edilen bir hukuki kurumdur. Çocuğun menfaatlerini koruma ve geliştirme amacına hizmet eden velayet, çocuğun üstün yararı ilkesine dayalı bir düzenlemedir. Türk Medeni Kanunu'nun 336. maddesi uyarınca evliliğin sona ermesi halinde velayet, eşlerden birine verilmektedir. Bu bağlamda, velayet kendisine bırakılan ebeveyn, çocuğun fiziksel, duygusal, zihinsel ve ahlaki gelişimini en iyi şekilde destekleyecek kararları almakla yükümlüdür.

13. TMK'nın 182. maddesi uyarınca boşanma veya ayrılık halinde, velayet kendisine bırakılmayan eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin hakim tarafından düzenleneceği; bu düzenlemede çocuğun sağlık, eğitim ve ahlaki yararlarının esas alınacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemenin amacı, evlilik birliği süresince kurulan ebeveyn-çocuk ilişkisinin boşanma sonrasında da devamını sağlamaktır. Nitekim velayet hakkı kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun gelişim sürecine ilişkin bilgi sahibi olma ve onunla duygusal bağını sürdürme isteği, hem ebeveynin hem de çocuğun temel haklarından biri olarak kabul edilmektedir (ERLÜLE, Fulya, "Yargıtay Kararları Çerçevesinde Velayetin Kullanılmasına YetkiliOlmayan Tarafın Çocuğu Ziyaret Hakkı", İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 9, Sayı 2,2018).

14. TMK'nın 323. maddesi de ana ve babadan her birine, velayeti altında bulunmayan çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı tanımaktadır. 326. maddesinin üçüncü fıkrasına göre ise çocuğun velayetinin kendisine bırakılmadığı ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması, ancak mahkeme kararıyla mümkündür. Hakim tarafından kişisel ilişki kurulmasına dair bir karar verilmedikçe velayet hakkına sahip olan ebeveynin rızası olmadan idarenin aksi yönde işlem yapma yetkisi bulunmamaktadır.

15. Velayet hakkı elinde olmayan ebeveynin çocuğun eğitimi ile ilgili bilgi alma isteği anlaşılır olup bu durum özel olarak teşvik edilmeli, tarafların anlaşması için çaba gösterilmedir. Ancak taraflar anlaşamadığında, bu erişimin ancak yargı kararı ya da velayet sahibi ebeveynin onayıyla yapılabilmesi, çocuğun üstün yararının korunması, kişisel verilerin güvenliği ve özel hayatın gizliliği ilkeleriyle uyumludur. Çocuğun eğitimi ile ilgili tüm kararların alınmasında ve işlemlerin yürütülmesinde belirleyici olan ilke çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke hem ulusal mevzuatla hem de uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. Aynı şekilde Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hükümlerinde de çocuğun hem anne hem babasıyla ilişki kurma hakkı korunmuş, bununla birlikte bu ilişkinin nasıl ve ne şekilde kurulacağı yine çocuğun yararı temelinde belirlenmiştir. Bu kapsamda, her ne kadar velayet üzerinde bulunmayan ebeveynin bilgi alma hakkı önemli olsa da bu hakkın sınırları çocuğun güvenliği, yüksek yararı ve velayet düzenlemesiyle belirlenmelidir.

16. Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı çerçevesinde değerlendirilmektedir. AİHM'e göre; aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki negatif ve pozitif yükümlülükler arasındaki sınırları kesin biçimde tanımlamak mümkün değildir. Bu nedenle ilgili makamlar her iki yükümlülük çerçevesinde belirli bir takdir alanına sahiptir ve özellikle her iki durumda da kamusal makamlarca olayın bağlamı ve müdahalenin türüne göre birey menfaatleri ile toplum menfaatleri ve çocuk ile ebeveyn menfaatleri arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Bu dengenin tesisinde de niteliği gereği çocuğun menfaatlerine özel bir önem verilmelidir. (Bkz: Hokkanen/Finlandiya, B.No: 19823/92, 23.09.1994, §55; Hoppe/Almanya, §49).

17. Aile hayatına saygı hakkına yönelik negatif ve pozitif yükümlülükler yerine getirilirken olayın bağlamı ve müdahalenin türüne göre, birey menfaatleri ile toplum menfaatleri ve çocuk ile ebeveyn menfaatleri arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Alınan tedbirler, çocuğun eğitimi, sağlığı ve ahlaki ile çocuk ve ebeveynin hak ve özgürlüklerini koruyacak şekilde tasarlanmalı ve bu dengenin tesisinde şüphesiz öncelikli olarak "çocuğun menfaatleri" dikkate alınmalıdır (Kamu Denetçiliği Kurumu, Başvuru No: 2017/132, 12.12.2017, §40).

18. Velayetin anne ya da baba taraflardan birine verilmiş olması ve diğer ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin mahkeme kararıyla düzenlenmiş bulunması karşısında, çocuğa ilişkin bilgi paylaşımının kapsamı ve sınırlarının da velayet düzenlemesi ve yargı kararları çerçevesinde belirlenmesi gerekmektedir. Öte yandan, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince çocuğa ilişkin kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliğinin sağlanması ve eğitim sürecine ilişkin işlemlerin velayet hakkına sahip ebeveynin sorumluluğunda yürütülmesi esastır. Bu bağlamda, velayet hakkı bulunmayan ebeveynin çocuğun eğitimine ilişkin bilgilere erişiminin, ancak mahkeme kararı ya da velayet sahibi ebeveynin açık rızasıyla mümkün olabileceği için idarenin bu çerçevenin dışına çıkarak tek taraflı bir işlem tesis etmesinin hukuken imkan dahilinde değildir.

19. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; çocuğun velayetinin mahkeme kararı ile anneye verildiği, eğitim bilgilerinin diğer ebeveyne verilmesi konusunda karar verme yetkisinin velayet kendisinde olan tarafta olduğu, velayet hakkı bulunmayan ebeveynin eğitim bilgilerine erişiminin ya da okulda görüşmesinin mahkeme velayet hakkı kendisine verilen ebeveynin onayına bağlı tutulmasının, yürürlükteki mevzuata ve çocuğun üstün yararı ilkesine uygun olduğu, ebeveynlerin boşanması gerçekleştiğinde annelik ve babalık sıfatları ile çocukları ile olan ilişkilerinin devam etmesi gerekse de kişisel ilişkinin öncelikle tarafların kendi aralarında anlaşması ile mümkün olduğu, ancak velayet kendisinde bırakılan tarafın onayının olmaması halinde çocukların yüksek yararı dikkate alınarak mahkeme tarafından tesis edileceği, bu talep kişisel ilişkiye karar veren mahkemeye sunulduğunda mahkemenin gerekli görürse pedagog ve sosyal inceleme raporu almak suretiyle karar tesis edeceği, buna karşın ebeveynlerin anlaşamadığı bir konuda velayet kendisinde olan tarafın rızası halefine idarenin aksi yönde karar verme yetkisinin mevcut olmadığı, bu nedenlerle İdarenin işleminde hukuka veya hakkaniyete aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.

VII. KARAR

-Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

-Kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine;

-Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Bu bilgiler haricinde hukuki gerekçeler ve mevzuat yönünden konuyu detaylı olarak inceleyen Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 103/06/2026 tarih ve 2026/9225-S.26.12886 sayılı kararını bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.

Ahmet KANDEMİR

Kaynağa Git

İlgili Haberler