Ana içeriğe geç

Denizli’de su forumu: Suyun geleceği şirketlere peşkeş çekilirken halk su hakkına sahip çıkmalı

Forumda suyun yaşam hakkı olduğu vurgulanırken, katılımcıların karar süreçlerine dahil edilmediği eleştirildi.

Denizli’de su forumu: Suyun geleceği şirketlere peşkeş çekilirken halk su hakkına sahip çıkmalı
Evrensel
16

Denizli’de ‘Su havzalarında sektörel su paylaşımına karşı yaşamın korunması’ başlığıyla yapılan foruma birçok ilden gelen katılımcılar suyun geleceğini ve yaşamı konuştu. Batı Akdeniz, Büyük Menderes, Kuzey Ege su havzalarına yönelik 2041 yılına dönük yapılan planlamaların konuşulduğu forumda suyun kamusallığının korunması için mücadelenin gerekliliği vurgulandı. Çanakkale, Muğla, Uşak, İzmir ve Bursa’dan gelen katılımcılar suyun ticarileştirilmesine dikkat çekerek halkın kamusal hakkı olan suyun korunması gerektiğinin altını çizdi. TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu, Büyük Menderes İnisiyatifi, Muğla Su İnisiyatifi ve EGEÇEP’in düzenlediği foruma Uşak’tan Murat Dağı Yok Olmasın Platformu'ndan da temsilciler katılım gösterdi. Forum Mimarlar Odası Denizli Şubesi Cüneyt Zeytinci Konferans Salonu'nda gerçekleşti.

Açılış konuşması ve moderasyonunu Büyük Menderes Çevre ve Ekoloji Derneği Başkanı Şenol Akyol’un yaptığı forumda ilk konuşmacı Beyza Üstün oldu. Su politikaları ve yaşamın özgürlüğü üzerine sunum yapan Üstün, Batı Akdeniz Havzası, Büyük Menderes Havzası ve Kuzey Ege Havzası Su Tahsis Planları'na ilişkin veriler paylaşarak suyun tahsisine sektörel yaklaşıldığını vurgulayarak halkın ihtiyaçlarının değil sektörlerin yani şirketlerin ihtiyaçlarının öncelendiğini aktardı. BAH’nda tarıma tahsis edilen suyun 2020’de yüzde 100’ken 2041’de yüzde 28,6’ya düşürülme planı yapıldığına dikkat çeken Üstün, enerji ve sanayide düşüş yaşanmayacağı, turizmde ise 2025’te yüzde 60,82 olan tahsisin 2041’de yüzde 96,3’e çıkarılacağına ilişkin veriler paylaştı. Bu rakamların halk açısından geleceğe yönelik bir tehdit olduğu uyarısında bulunan Üstün, bu plana karşı halkların, kadınların, işçilerin de ortak bir planı olması gerektiğini belirterek suyun ve yaşamın korunması için birlikte mücadele çağrısı yaptı.

Muğla Su İnisiyatifi’nden Av. Elis Yıldızlı da hukuki açıdan konuyu ele alarak suyun kamusal hak olduğunu ve korunması gerektiğini dile getirdi. Yıldızlı, “Suyun denetim ve tasarruf yetkisi devlete ait. Bu suyun devletin malı olduğu anlamına gelmiyor. Denetim ve tasarruf yetkisi özel mülkiyete çevrilerek, sermayeye geçiriliyor. Bu havzalarda da suyun iktisadi anlamda kullanılarak sermayeye geçirildiğini görüyoruz. Su Tahsis Planı'ndaki itirazlarımızdan birisi de takdir yetkisi. Katılımcılık ya da halkın sözünün olmadığını görüyoruz. Suya dair hakkımızın ne olduğundan bahsettiğimizde 3 başlık öne çıkıyor. Bunlar suyun güvenli olması, herkesin yeterli miktarda suya erişiminin olması ve suyla ilgili ne olacağına dair söz sahibi olabilmemiz” ifadelerini kullandı. Yine Muğla Su İnisiyatifi’nden Batı Akdeniz Havzası’na dair söz alan Serdar Denktaş da Muğla’da suyun tahsisi için verdikleri hukuki mücadeleye ilişkin aktarımlarda bulundu. Batı Akdeniz Su Havzası Yönetim Planı'na ilişkin itirazlarını sıralayan Denktaş, “Bunlardan ilki termik santrallere tahsis yapılıyor olması. Plana göre hakkında kapatma kararı olan bu santrallerin 2041 yılına kadar çalışması öngörülüyor. İkincisi Devlet Su İşleri'nin su tahsis yönetmeliğine aykırı olarak hazırlanmış olması. İnsanların ve doğanın ihtiyaçlarının ilk sırada olması gerekirken, burada belli sektörler öncelenmiş. Yine İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi'ne göre halkın katılımının öngörülmesi gerekirken, halkın duymadığı süreçler işletiliyor olmasına da itiraz ettik. İklim Krizi ile mücadele söylemi kurulurken bu planlar hazırlanırken bunun dikkate alınmadığını görüyoruz” diye konuştu.

Büyük Menderes İnisiyatifi’nden Ahmet Ergun, Denizli ve çevresinde madenlerin, JES’lerin su kullanımına dair aktarımlarda bulunarak “Yeni termik ve jeotermal tesislerin devasa soğutma suyu ihtiyacı, havzanın son su rezervlerini de tüketiyor. Havzanın beslenen yataklarında suyun, halkın kullanımı yerine endüstriyel anlamda kullanıldığını görüyoruz” dedi. Forumun ikinci bölümünü de Av. Esra Can Mercan yönetti. İkinci bölümünde söz alan Mimarlar Odası Denizli Şube Sekreteri ve TMMOB Denizli İKK Sekreteri Mimar Mehmet Öztürk, başlıca sorunun kararlar ve uygulamaların şeffaf olmaması olduğunu söyledi. “Kurumlara soruyoruz cevap alamıyoruz” diyen Öztürk, “Halktan kopuk bir şekilde alınıyor kararlar. Bir ilin yüzde 75’ine maden ruhsatı verilebiliyor. Yer altı sularımızı kaybediyoruz, aynı zamanda oksijenimizi de kaybediyoruz. Sadece su da değil, oksijen kaybı, hava kirliliği de çözülmez hale gelecek” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler