İstanbul – Bir süredir tanınmış isimlere yönelik neredeyse her hafta bir ‘uyuşturucu’ operasyonu yapılıyor. Evleri basılarak gözaltına alınanlar hemen medyaya servis edilerek daha soruşturma sürerken suçlu ilan ediliyor. Gözaltına alınanlar ise çoğunlukla serbest bırakılıyor. Son olarak geçtiğimiz hafta bu operasyon silsilesine bu kez savunma makamını Denizli Barosu da eklendi. Baro başkanı dahil 11 avukat gözaltına alınıp aynı gün serbest bırakılırken operasyon sırasında Denizli Barosu da basıldı, köpeklerle arama yapıldı. Peki iktidarın bu operasyonlardaki asıl amacı ne? Tüm bu yaşananları İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi Hürrem Sönmez ile konuştuk. Sönmez, gözaltı haber ve görüntülerinin medyaya servis edilmesi ve test sonucu negatif çıkan kişilerin bile toplum önünde kriminalize edilmesinin hukuken masumiyet karinesinin ihlali olduğuna dikkat çekti.
‘Kişiler kriminalize ediliyor’
Gençlerin uyuşturucudan uzak durması, fiziken ve ruhen sağlıklı nesiller olarak yetişebilmesi için devletin uyuşturucu ticaretiyle mücadele etmesinin, bunun hukuk düzeni içinde ve toplum sağlığı açısından zorunlu olduğunu söyledi. Ancak son dönemdeki operasyonlarda uyuşturucu ticareti üzerine dayalı ekonomik yapıya ve uyuşturucu kartellerine değil kullanıcı olduklarından bahisle toplum önünde olan sanatçı, iş insanı gibi kişilere yönelik olduğuna işaret ederek “Burada başka bir toplum mühendisliği yürütüldüğü akla geliyor. Öte yandan gözaltı haber ve görüntülerinin medyaya servis edilmesi ve test sonucu negatif çıkan kişilerin bile toplum önünde kriminalize edilmesi hukuken masumiyet karinesinin ihlali olduğu gibi kişilik haklarına da saldırıdır” ifadelerini kullandı. Çocuklara yönelik Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) müdafi görevlendirmelerindeki istatistiklere bakıldığında küçük yaştaki çocukların çeteler tarafından uyuşturucu satışı için kullanıldığı gözlemlediklerini dile getiren Sönmez “Sanat camiasından veya tanınmış isimler olarak bilinen kişilerin toplum önünde masumiyet ilkesi çiğnenerek lekelendiği operasyonlar yapılırken, henüz okul çağında olması gereken çocukların bu batağın içinde olmasına karşı bütünlüklü politikalar üretmekten uzağız” dedi.
‘Muhalif kesimlere yönelik baskı aracı olabilir’
Asıl olarak suçun önlenmesi için neler yapılabileceği üstüne çalışılması gerektiğine vurgu yapan Sönmez “Siyasi iktidarın uyuşturucu operasyonlarını muhalif kesimlere yönelik bir baskı unsuru ve yaşam tarzına dair bir algı yönetiminin parçası haline getirmesi de söz konusu olabilir” değerlendirmesinde bulundu. Son olarak Denizli Barosu’na yönelik operasyona ilişkin de Sönmez şunları söyledi: “Hukuk düzeninde masumiyet karinesini, adil yargılanma hakkını, özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal edecek keyfi uygulamalara yer yoktur. Ama Türkiye’de bir süredir hukukun, temel hak ve özgürlüklerin askıya alındığı bir süreç yaşıyoruz. Uyuşturucu operasyonlarında da benzer hukuksuzluklara tanık oluyoruz.”