ABD Başkanı Trump'ın "İran toplantı talep etti" iddiasına Tahran'dan jet yalanlama geldi. Görüşmelerin siyasi bir nitelik taşımadığını duyuran İran, Doha’ya sadece dondurulan 6 milyar dolarlık fonların durumunu ve mutabakat metninin işleyişini inceleyecek teknik bir uzman heyeti gönderdiğini açıkladı.
ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat metninin ardından sular durulmuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın "İran toplantı talep etti, bugün Doha’da görüşecekler" iddiası Tahran tarafından jet hızıyla yalanlamıştı. Karşılıklı saldırıların ardından tırmanan gerilimde İran, Doha'ya sadece dondurulan fonların serbest bırakılmasını takip edecek teknik bir uzman heyeti gönderdiğini açıklayarak, "Washington anlaşmalara ve taahhütlerine saygı duymak zorunda" restini çekti.
TRUMP'IN "MASAYA ÇAĞIRDILAR" İDDİASINA TAHRAN'DAN RET
Geçen hafta yaşanan karşılıklı askeri misillemelerin ardından ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın kendilerinden acil bir görüşme talep ettiğini ve tarafların bugün Katar’ın başkenti Doha’da bir araya geleceğini öne sürdü. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı, Washington’dan gelen bu iddiaları kesin bir dille reddetti.
Tahran’dan yapılan açıklamada, Doha’ya giden heyetin siyasi bir müzakere yürütmeyeceği, yalnızca Katar’da bulunan 6 milyar dolarlık dondurulmuş İran varlığının serbest bırakılması sürecini yönetmek üzere gönderilen teknik bir ekip olduğunun altını çizdi. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ise ABD'ye yönelik mesajında esneklik ve kararlılık vurgusunu bir arada yaptı:
"Washington taahhütlerine uyarsa, biz de taahhütlerimize uyacağız. Tehditlere rasyonellik ve haysiyetle karşılık veririz ancak gerekirse kararlı ve korkusuzca kendimizi savunuruz."
BEYAZ SARAY’DA "İRAN VE İSRAİL" ÇATLAĞI: VANCE VE RUBİO KARŞI KARŞIYA
Mutabakat metninin uygulanma süreci, Washington kulislerinde de büyük bir diplomatik krize yol açtı. İsviçre'deki ön müzakerelere liderlik eden ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, mutabakatı "önemli bir ilerleme ve nihai anlaşma için çok iyi bir temel" olarak nitelendirerek arkasında durdu.
Anlaşmaya açıkça muhalefet eden ve savaşı tırmandırmak isteyen İsrail’in net tavrına karşı sert bir ambargo çıkışı yapan Vance, Tel Aviv’e adeta gözdağı verdi:
"Siz 9 milyonluk bir ülkesiniz. Tüm ulusal güvenlik sorunlarınızı çözmek için öylece körü körüne askeri güce başvuramazsınız."
Buna karşılık müttefik kulislerinde İsrail’i savunmasıyla bilinen Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise ortağı Vance'in aksine okları tamamen İran ve Hizbullah'a yöneltti.
Beyaz Saray, iki lider arasında dış politika konusunda bir bölünme yaşandığını resmi olarak yalanlasa da kulislerdeki vizyon çatışması müttefiklerin de dikkatinden kaçmadı.
Doha'daki teknik masada aşılması gereken en büyük kriz, mutabakat metninin 5. maddesine yönelik taban tabana zıt yorumlar ve stratejik su yollarındaki yetki tartışmaları olarak masada mevcudiyetini koruyor.
İran, nihai anlaşma öncesindeki 60 günlük müzakere süreci boyunca Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği tek başına düzenleme yetkisine sahip olduğunu savunuyor. Washington ise İran'ın bölgeden tamamen çekilmesi ve seyrüsefer özgürlüğüne müdahale etmemesi gerektiği fikrinde diretiyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un "Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenmesi için Umman ile işbirliği yapıyoruz" çıkışına Tahran tepki gösterdi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Gharibabadi, boğazın güvenliğinin yalnızca kendilerinde olduğunu belirtirken, Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad Albusaidi de "Anlaşma gereği mayın temizleme sorumluluğu öncelikle İran'ındır" diyerek Tahran'ın egemenlik iddiasını doğruladı.
Umman ayrıca boğazdan geçen gemilere "transit ücreti" kesilmesine karşı olduğunu ancak hizmet bedeli alınabileceğini ekledi.
Uluslararası arenada ise mutabakata destek mesajları gecikmedi. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Washington'da Marco Rubio ile bir araya gelerek Hürmüz'ün güvenliği ve İran'ın nükleer programının kalıcı çözümü için bu anlaşmanın kırılgan ama hayati bir fırsat olduğunu belirtti.
Slovakya Dışişleri Bakanı Juraj Blanar ise İsrail'i uyararak, "Lübnan'ın bir başka Gazze haline gelmesini istemiyoruz; İsrail, ABD-İran anlaşmalarına uymak zorunda" dedi.
Katar'dakiteknik hareketlilik ve diplomatik çözüm umudu, küresel piyasalarda da karşılık buldu.
Yatırımcıların savaştan ziyade Doha'daki diplomatik temaslara odaklanmasıyla birlikte Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,9 düşerek 72,51 dolara geriledi. Petrol fiyatları böylece geçen ayki zirvesinden yaklaşık 20 dolar aşağı çekilmiş oldu.