Yayımladığı mesajlar ile gündeme ve zaman zaman erken seçim tartışmalarına giren sarayın danışmanlarından Mehmet Uçum, başkanlık sisteminin sekizinci yıldönümünde paylaştığı kutlama mesajında sekizinci yılındaki sistemde hala geliştirilmesi gereken noktalar olduğunu, "Elbette Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin geliştirilmesi ve yetkinleştirilmesi gereken yönleri de vardır. Yeni anayasayla bu konuda ileri adımlar atılacağı öngörülebilir." sözleri ile itiraf etti.
"SEÇMEN GERİYE DÖNÜŞÜ REDDETTİ"
Uçum, son yapılan iki turlu cumhurbaşkanlığı seçimleri ile seçmenlerin geriye, parlamenter sisteme dönüşü de reddettiğini savundu:
2023 Mayıs seçimlerini parlamenter sisteme dönüş seçimleri olarak ilan eden muhalefetin hem Cumhurbaşkanı hem TBMM seçimini kaybetmesiyle seçmen geriye dönüşü de reddetmiş oldu. 2023 genel seçim sonuçları sistemi “sorunlu” gören odaklar için büyük bir derstir. Bu odaklar aslında sınırlandırılmış demokrasiden yanadır. Halkın iradesini kontrol altında tutan kurumsal egemenliği savunurlar. Halkımız kendi iradesini hedef alan bu anti-demokratik yaklaşımlara geçit vermedi.
PARLAMENTER SİSTEMDEN DAHA İYİ DEDİ
Uçum, başkanlık sisteminin demokratik meşruiyet ve kuvvetli icra açısından parlamenter sistemden daha iyi olduğunu şu maddeler ile öne sürdü:
-Halkın ilk ya da ikinci turda başkanı seçerek hükümeti kurması,
-halkın siyasal sistemin işleyişinde hem milletvekillerini hem başkanı doğrudan seçerek yani iki oy gücüne sahip olarak belirleyici konuma gelmesi,
-özellikle günümüzde milli devletler için elzem olan güçlü yürütme ihtiyacını karşılaması,
-karar alma süreçlerinde daha yüksek etkinlik,
-kolektif çalışmanın güçlenmesi ve verimliliğinin artması,
-hükümetin zaman yönetiminin çok daha başarılı olması
-gibi hususlar başkanlık sisteminin öne çıkan bazı özellikleridir.
"YÜZDE 50+1 KURALI SEBEBİYLE..."
Başkanlık sistemi ile gelen yüzde 50+1 sistemi "seküler-muhafazakar karşıtlığını adeta parçalayıp attı" ifadelerini kullanan Uçum sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı:
Zaman zaman yüzde 50+1 kuralının tartışmaya açıldığı görüldü. Bu kural siyasi temsilciler yerine halkın ihtiyaçları ve kapsayıcı demokratik siyaset üzerinden ele alınınca üstün bir yarar sağladığı görülüyor. Sonuçta demokratik siyaset kendisi için yapılan bir faaliyet (kendinde şey) değildir. Demokratik siyasetin aktörleri halkın temsilcileridir, siyaseti halk için yaparlar, halk için yapmaları gerekir. Esas olan talep siyasetidir, halkın ihtiyaç ve talepleri üzerinden yapılan siyasettir. Bunun karşısında olan tez siyaseti genellikle siyasi aktörleri halka rağmen siyaset yapma noktasına savuruyor. Bu nedenle halka dayanan siyaset (talep siyaseti) yerine temsil siyaseti (tez siyaseti) yapanlar çoğunlukla kaybediyor.
Zaten pratik gösteriyor ki halka dayanan siyaseti tercih edenler ve doğru yapanlar demokratik rekabette genellikle çok daha başarılıdır. Halka dayanan siyasetin en başarılı lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasal pratiği de bunun çok çarpıcı delilidir.
Elbette Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin geliştirilmesi ve yetkinleştirilmesi gereken yönleri de vardır. Yeni anayasayla bu konuda ileri adımlar atılacağı öngörülebilir.
Bu vesileyle Türkiye’yi güçlendiren, demokrasimizi geliştiren, halkın gücünü artıran, demokratik sistemin işleyişinde seçmen iradesini belirleyici hale getiren Cumhurbaşkanlığı (Hükümet) Sisteminin uygulamaya geçişinin sekizinci yıldönümü kutlu olsun.

