7 Haziran'da yapılan parlamento seçimlerinde oyların yaklaşık yüzde 50'sini alan Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Sivil Sözleşme Partisi, parlamentoda çoğunluğu sağlayarak tek başına hükümet kurma yetkisini elde etti.
Ancak ülkenin Paşinyan ile birlikte girdiği yeni rota; mevcut dış politika yönelimleri ve güvenlik stratejileri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Seçim sonuçları, özellikle Rusya ile ilişkiler, Karabağ'ın kaybı ve Batı ile yakınlaşma politikaları ekseninde yeni değerlendirmeleri de beraberinde getiriyor.
TEMEL ANLAŞMAZLIKLAR
Son yıllarda Ermenistan ile Rusya arasındaki ilişkilerde belirgin bir gerilim yaşanıyor. Geleneksel olarak Moskova'nın Güney Kafkasya'daki en yakın müttefiklerinden biri olarak görülen Erivan, özellikle güvenlik ve savunma alanlarında Rusya'ya yönelik eleştirilerini artırırken, Avrupa Birliği ve Batılı kurumlarla ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Bu süreç, Rusya'nın öncülüğündeki Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ile Ermenistan arasındaki bağların da sorgulanmasına yol açtı.
Gerilimin merkezinde, uluslararası hukuka göre Azerbaycan toprağı olmasına karşın uzun yıllar Ermenistan işgali altında kalan Karabağ'ın kaybı bulunuyor. Başbakan Paşinyan, Azerbaycan'ın bölgede kontrolü sağlaması sürecinde Rusya'yı ve KGAÖ'yü 'müttefiklik yükümlülüklerini yerine getirmemekle' suçlamıştı. Moskova ise bu eleştirileri reddederek, yaşanan gelişmelerin sorumluluğunun, 'Erivan yönetiminin aldığı siyasi ve askeri kararlarda' aranması gerektiğini savunuyor.
SERT ELEŞTİRİLER
Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi'nde (RIAC) yayımlanan değerlendirmede, Paşinyan'ın açıklamaları, "Ulusal güvenlik açısından ağır sonuçlar doğuran yanlış hesaplamalar ve hatalı kararların sorumluluğunu üzerinden atma girişimi" olarak nitelendirildi.
Makalede ilk olarak, Paşinyan yönetiminin Karabağ'da Azerbaycan güçlerinin ilerleyişini durdurmak için gerekli tedbirleri hayata geçirmediği savunuldu. Ermeni hükümetinin bölgedeki gelişmeleri önlemek adına yeterli siyasi ve askeri hazırlık yapmadığı kaydedildi.
Değerlendirmede ayrıca, Mayıs 2021'de yaşanan sınır krizine de atıfta bulunuldu. Paşinyan'ın, Azerbaycan birliklerinin bölgeden çıkarılması yönünde kararlı adımlar atmaktan kaçındığı ifade edildi.
RIAC'taki analizde Erivan yönetiminin, Avrupa Birliği-Ermenistan zirvesi boyunca, daha önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından dile getirilen değerlendirmelere sert bir yanıt vermediği ifade edildi. Bunun, Ermeni yönetiminin, 'ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün zayıflamasını fiilen kabullendiğinin bir göstergesi' olduğu savunuldu. Söz konusu gelişmelerin, KGAÖ'nün kolektif güvenlik mekanizmalarının mevcut olduğu bir dönemde yaşandığına atıf yapıldı.
ERİVAN'IN BUGÜNÜ VE YARINI...
Makalede ayrıca Ermenistan'ın iç siyasi yapısına ilişkin eleştiriler de yer aldı. Mevcut siyasi sistemin, muhalefet üzerindeki baskının artmasıyla karakterize edildiği öne sürülürken, siyasi gerekçelerle yargılandığı iddia edilen kişilerin sayısındaki artışa dikkat çekildi.
Bunun yanı sıra seçim süreçlerinde idari kaynakların yaygın biçimde kullanıldığı, ifade özgürlüğü ile medya faaliyetlerine yönelik çeşitli kısıtlamaların bulunduğu ve devlet kurumlarında yüksek seviyede yolsuzluk görüldüğü kaydedildi.
RIAC'ta yayımlanan değerlendirme, Ermenistan'ın giderek bağımsız bir ulusal devlet niteliğini kaybettiği yönündeki savla sona erdi. Analizde, ülkenin kendi ulusal kimliğinden uzaklaştığı, daha önce üstlendiği uluslararası yükümlülükleri göz ardı etmeye hazır bir görüntü sergilediği savunuldu.