Türkiye ekonomisinin lokomotifi inşaat sektörü, 2025 yılında genel büyümeyi ikiye katlayarak harcamalarda 9 trilyon lira barajını tarihî bir rekorla aştı. Yüksek faizlere rağmen şantiyeler; afet konutları, zorunlu altyapı yatırımları ve kentsel dönüşüm projelerinin itici gücüyle tam gaz çalışmaya devam etti. 2026’nın ilk çeyreğinde yapı ruhsatı alınan daire sayısındaki yüzde 37’lik çarpıcı artış ise, müteahhitlerin finansman şartları düzeldiğinde oluşacak yeni talebe şimdiden hazırlandığını gösteriyor.
NECMİ ÇİÇEKÇİ - Türkiye ekonomisinde lokomotif rolünü yeniden üstlenen inşaat sektörü, 2025 yılını tarihî rekorlarla kapatırken, 2026’ya da hızlı bir giriş yaptı. Türkiye İMSAD ve KPMG iş birliğiyle hazırlanan son rapor, sektörün genel ekonomik büyümenin çok ötesinde bir performans sergilediğini ortaya koydu. Konut satışlarındaki durgunluğa ve yüksek finansman maliyetlerine rağmen şantiyelerdeki çarkların hızla dönmeye devam etmesi, piyasada “Sektör bu enerjiyi nereden buluyor?” sorusunu gündeme getirdi. Sektör temsilcileri 216 alt meslek dalını bekleyen sektörün Türkiye için vazgeçilmez olduğunu ve her koşulda desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
EKONOMİYİ KATLADI
Açıklanan verilere göre inşaat sektörü, 2025 yılında %10,8 oranında büyüyerek %3,6 olan Türkiye GSYH büyümesine en büyük katkıyı sağlayan sektörlerin başında geldi. Yılın son çeyreğinde Türkiye ekonomisi %3,4 büyürken, inşaatın %8,6’lık ivmesi dikkati çekti. Nominal bazda ise inşaat harcamaları bir önceki yıla göre %44 artışla 9,09 trilyon TL seviyesine ulaşarak eşiği aştı. Bu devasa rakamda artan inşaat maliyetlerinin ve enflasyonist baskının payı büyük olsa da, üretim tarafındaki reel artış sektörün asıl gücünü kanıtlıyor.
216 SEKTÖRÜN CAN DAMARI
İnşaat sektörünün 9 trilyon lirayı aşan devasa hacmi, sadece müteahhitleri veya gayrimenkul piyasasını ilgilendirmiyor. Sektör; demir-çelikten cama, mobilyadan lojistiğe, seramikten boya sanayisine kadar tam 216 farklı alt sektörü doğrudan ve dolaylı olarak besleyen dev bir ekosistemin merkezinde yer alıyor. Ekonomide yıllardır "lokomotif" olarak adlandırılmasının asıl sebebi de bu: Şantiyelerde dönen her bir çark, arkasındaki 216 sektörün ayakta kalmasını, fabrikaların tam kapasite çalışmasını ve milyonlarca kişinin istihdamını garanti altına alıyor. Tüketici cephesinde konut satışları dursa bile, inşaatın sürmesi genel ekonomi için hayati bir önem taşıyor.
Ayrıca sıkı finansman şartlarına, yüksek mevduat ve kredi faizlerine rağmen müteahhitlerin yatırım iştahı kesilmiş değil. Yılın ilk üç ayında yapı ruhsatı alınan daire sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %37, bina sayısı %19,6 ve toplam yüzölçümü ise %26,1 oranında arttı. Tüketicinin krediye ulaşmakta zorlandığı bir dönemde alınan bu ruhsatlar, geliştiricilerin “bekle-gör” politikasından ziyade, faizlerin düşeceği ve talebin yeniden patlayacağı gelecekteki piyasaya hazırlık yaptığını gösteriyor.
Peki gayrimenkul satış tarafı yavaşlarken inşaat sektörü nasıl pozitif yönde ayrışıyor?
Cevap: Satış endişesi gütmeyen zorunlu inşalar. Afet sonrası bölgenin yeniden imar çalışmaları, altyapı yatırımları ve özellikle İstanbul başta olmak üzere ülke genelinde hızlanan kentsel dönüşüm projeleri, sektörü deyim yerindeyse ayakta tutan ana kolonlar oldu. Bireysel konut talebindeki daralma, bu kamu ve dönüşüm destekli dev şantiyelerin oluşturduğu üretim hacmiyle fazlasıyla telafi edildi.
Şantiyelerdeki bu yoğun mesai, inşaat malzemesi sanayiine de can suyu oldu. Mart 2026 verilerine göre 20 alt sektörün 9’unda üretim artışı kaydedildi. Özellikle projelerin ince işçilik ve bitirme evrelerine geçildiğinin sinyalini veren seramik kaplama malzemelerinde %19,7, yalıtımlı kablolarda %13,9 ve metal yapı parçalarında %12,7 oranında güçlü büyüme rakamları yakalandı. Üretimin düştüğü ahşap, hazır beton ve armatür gibi kalemler olsa da, genel tablo sektörün üretim kaslarının hâlâ çok güçlü çalıştığını kanıtlıyor.
TOKİ tarafından üretilen veya yapımı devam eden projelerde yer alan konutlar, 15 Haziran–17 Temmuz 2026 tarihleri arasında başvuru önceliğine göre kurasız açık satış yöntemiyle vatandaşlara sunulacak. Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı “Başvuru önceliğine göre yapılacak satışlarda tüketiciler yalnızca başlangıç fiyatına değil; teslim süresine, toplam maliyete ve proje bazında yetkilendirilen bankaya da dikkat etmeli” dedi. TESLİM SÜRESİ ÖNEMLİ Özelmacıklı “TOKİ tarafından yayımlanan proje listesinde her proje için ayrı ayrı “Öngörülen Tahminî Teslim Süresi” bilgisi yer alıyor. Bazı projeler hemen teslim niteliğindeyken, bazı projelerde tahmini teslim süresi 48 aya kadar çıkıyor. Satın alma kararı verilirken yalnızca peşinat ve aylık taksit tutarı dikkate alınmamalı. Hemen teslim edilebilecek bir konut ile teslim süresi 48 aya kadar çıkabilen bir proje aynı koşullarda değerlendirilemez. Özellikle kira ödemeye devam edecek vatandaşlarımız, teslim tarihine kadar oluşabilecek kira giderlerini de toplam maliyet hesabına dâhil etmeli” dedi.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB), bina tamamlama sigortasının (BTS), konut veya kentsel dönüşüm projelerinin yarıda kalması hâlinde hak sahiplerini muhtemel mali kayıplara karşı koruduğunu ve kayıpların tanzimi noktasında güvence sağladığını bildirdi. Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur Gülen “Bir müteahhidin iflası durumunda sigorta şirketi ya projeyi tamamlıyor ya da zararları ödüyor. Son mevzuat değişikliğiyle birlikte BTS’nin kapsamı genişletilerek ön ödemeli konut satış sözleşmelerine ilave olarak kentsel dönüşüm projeleri de dâhil olmak üzere bütün inşaat projeleri kapsama alınmıştır. Böylece tüketicilerin yanı sıra artık arsa sahipleri de evlerini dönüştürmek için anlaşacakları müteahhitlerinden bu sigortayı talep edebilmektedir. Bina tamamlama sigortası vatandaşların risklerini minimuma indiren ve kentsel dönüşüm projelerine olan güveni artıran çok önemli bir güvence” dedi.