Ankara- Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), Sağlık Bakanlığı Tıpta Uzmanlık Kurulu (TUK)’nun 2826 sayılı DUS kararına dair açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Bakanlığın haksız bulduğumuz bu kararına Danıştay nezdinde açtığımız davayla itirazımızı dün itibarıyla yapmış bulunuyoruz. Dişhekimliğinin ve meslektaşlarımızın Türkiye’deki mevcut durumunun, saygınlığının ve geleceğinin korunması için üzerimize düşen tüm görevleri itinayla yerine getirme kararlılığımızı bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz” denildi.
TDB Genel Merkezi önünde yapılan açıklamaya TDB MYK üyeleri, Denetleme Kurulu üyeleri, Oda Başkanları ve çok sayıda dişhekimi katıldı. TUK tarafından açıklanan kararı kabul edilemez bulduklarını ifade eden TDB, “Bu yalnızca doktora ya da uzmanlık sorunu değil; dişhekimliğinin geleceği sorunudur. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde mezun olacak 40 bin öğrenci ve 12 bin uzmanlık sınavına girecek meslektaşımız bulunmaktadır” diye ifade etti.
“Yalnızca uzmanlık yoluyla özlük haklarının kazanılmasının önü açmak doğru bir yöntem değil”
Dişhekimliği mesleğinin bugün geldiği noktada çok ciddi bir istihdam krizi yaşamakta olduğunun ifade edildiği açıklamada, “Önümüzdeki yıllarda DUS sınavının tekrar ikiye çıkarılması sağlanmadan, fakültelerdeki öğretim üyesi ihtiyacı belirlenmeden, dişhekimi ve uzman dişhekimi atama sayıları artırılmadan ve bunun yanında dişhekimi istihdamı için yapılacak diğer çözüm yolları bir paket halinde açıklanmadan; doktora yapmış meslektaşlarımızın yalnızca uzmanlık yoluyla bazı özlük hakları kazanmasının önünü açmak doğru bir yöntem değildir” denildi.
Yapılan açıklamada ayrıca, “Tıp fakültesi mezunu hekimlerin tamamının kamuda istihdamı sağlanırken, uzman tıp hekimlerinin kamuda görev yapması mecburi hizmet sistemiyle güvence altına alınmışken, hatta kamudan ayrılan hekimlerin özel sektörde istihdamının önü kamu tarafından yapılan hizmet alımlarıyla desteklenirken; dişhekimlerinin, uzman dişhekimlerinin ve doktoralı dişhekimlerinin benzer haklardan büyük ölçüde yoksun bırakılması kabul edilemez. Oysa ağız ve diş hastalıkları, toplumda en yaygın görülen sağlık sorunlarının başında gelmektedir. Buna rağmen kamuya yapılan dişhekimi atamalarının son derece sınırlı tutulmasının ve ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde özel sektörden hizmet alımı modellerinin geliştirilmemesinin gerekçesi kamuoyuna açıklanmalıdır. Ya toplumumuzun ağız ve diş sağlığı sorunları dünya standartlarının çok ötesinde çözülmüş durumdadır ya da toplumun ağız ve diş sağlığı kendi kaderine terk edilmiştir” diye ifade edildi.
“Ağız ve diş sağlığı genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır”
Ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunun ifade edildiği açıklamada, “Bugün kulak burun boğaz, göz hastalıkları veya diğer ihtisas dallarında gösterilen ilgi ve ayrılan bütçenin, dişhekimliği alanına aynı hassasiyetle ayrılmaması, şimdiki kadro probleminin sebeplerinden biri olmuştur. Tıpta TUS yoluyla girilmesi planlanmış olan klinik branşlarda boş kadrolar kalmasına rağmen, dişhekimliği alanında oluşan istihdam problemi görmezden gelinmekte ve yeni istihdam alanları açılmamaktadır” denildi.
Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi: “Biz dişhekimleri, genel tıp içinde bir yan unsur olarak görülmek ve Sağlık Bakanlığı tarafından bu şekilde algılanmak yerine ana unsur olarak kabul edilmek; mesleğimizle ilgili tüm planlama süreçlerinde söz sahibi olmak ve dişhekimliğinin geleceğine ilişkin kararlarda aktif şekilde yer almak istiyoruz. Bakanlığın haksız bulduğumuz bu kararına Danıştay nezdinde açtığımız davayla itirazımızı dün itibarıyla yapmış bulunuyoruz. Dişhekimliğinin ve meslektaşlarımızın Türkiye’deki mevcut durumunun, saygınlığının ve geleceğinin korunması için üzerimize düşen tüm görevleri itinayla yerine getirme kararlılığımızı bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz.”