FİKRİ CİNOKUR / ANTALYA
Uzun yıllar tarım sektörünün içinde olduğunu anlatan Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkan Yardımcısı Harun Öztürk, Türkiye’de bugün fide, tohum, gübre, zirai ilaç, sulama sistemleri ve diğer tarımsal girdilerin 8, 10, 12, hatta 15-18 ay vadelerle satıldığını, bu durumun sektörü çok zor durumda bıraktığını açıkladı. Öztürk, şunları kaydetti: "Bunun adı ticaret değildir. Bunun adı, tarımın finansmanını özel sektörün üstlenmesidir. Uzun vadeler, sermayeyi eritiyor, yatırımı yavaşlatıyor. Maliyetleri artırıyor, riski büyütüyor, sonunda da çiftçiye yük oluyor. Bugün tarım tedarik zincirindeki binlerce firma, üretici olmaktan çok banka gibi çalışmak zorunda bırakılıyor. Sermayesini üretime, teknolojiye, Ar-Ge’ye ve ihracata ayırması gereken firmalar, tahsilat bekleyen finans kuruluşlarına dönüşüyor. Bu sürdürülebilir değildir."
Tarımın geleceğini sadece desteklerin, fiyatların ve rekoltenin değil, tarımın finansman modelinin de masaya yatırılmasının zorunlu hale getirdiğini ifade eden Öztürk, şöyle devam etti:
Stratejik bir zorunluluk oldu
"Güçlü bir finansman altyapısı kurulmadan üretim artmaz, yatırım hızlanmaz, ihracat büyümez, çiftçi de kazanamaz. Üretim gücünü korumak istiyorsak, tarımın finansman yükünü artık özel sektörün omuzlarından almalıyız. Bu, yalnızca sektörün değil, ülkemizin gıda arz güvenliği, rekabet gücü ve ihracat geleceği açısından da stratejik bir zorunluluktur. Tarımın geleceği toprağın bereketi kadar, finansmanın sürdürülebilirliğine de bağlıdır."
Artık bu gerçeğin görülme zamanının geldiğini vurgulayan Öztürk, "Tarımın finansman yükü özel sektörün omuzlarından alınmalı. Güçlü bir tarım finansman sistemi kurulmalı. Uygun maliyetli kredi mekanizmaları güçlendirilmeli. Alacak sigortası yaygınlaştırılmalı" dedi.