Ana içeriğe geç

Ali Babacan’dan ‘NATO’ tepkisi: ‘Milletimizin onuru daha büyüktür’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara'daki NATO Zirvesi hazırlıkları kapsamında uygulanan güvenlik tedbirlerini, bütçe harcamalarını ve gözaltıları eleştirerek, "Bizim milletimizin onuru NATO'dan büyüktür" dedi.

Ali Babacan’dan ‘NATO’ tepkisi: ‘Milletimizin onuru daha büyüktür’
Aydınlık
16

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Yeni Yol Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin kritik açıklamalarda bulundu. Ankara’da düzenlenecek olan NATO Zirvesi öncesinde alınan geniş güvenlik önlemlerini, üniversite yurtlarının boşaltılmasını, esnafın uğrayacağı zararları ve yargıdaki gözaltı kararlarını eleştiren Babacan, asgari ücrete ara zam talebini dile getirdi.

‘KENDİ İNSANIMIZDAN KORUMA DERDİNE DÜŞMÜŞLER’

Ankara'da zirve nedeniyle olağanüstü güvenlik tedbirleri alındığını ve tüm emniyet güçlerinin seferber edilmesini eleştiren Babacan, şunları kaydetti:

"Ailesinin Ankara'ya okumaya gönderdiği öğrenci bir genç de, helalinden para kazanarak geçinmeye çalışan esnafımız da, bu millet için alın teri döken çiftçimiz de, emeklimiz de, işçimiz de NATO'dan çok daha önemlidir arkadaşlar. NATO'dan büyüktür. İnanın hicap duyuyorum ya, hicap duyuyorum. Her yerlere duvarlar, brandalar, olağanüstü. Türkiye'deki bütün güvenlik güçlerinin Ankara'ya yığılması. Nedir bu ya? NATO, ülkeleri düşmanlardan koruma sistemidir. Bunlar NATO'yu bizim kendi insanlarımızdan koruma derdine düşmüşler. Bu o demektir açıkçası. Bütün bu hazırlıklar odur. Kendi halkından korkmak, kendi milletinden korkmak. Şnu açıkça söyleyeyim arkadaşlar: Bizim milletimizin onuru NATO'dan büyüktür. Bunlar bakın kendi içerde halk nezdinde kaybettikleri meşruiyetini artık dışarıdan sağlamaya çalışıyorlar. Bütün bu tantana, bütün bu hazırlık ne biliyor musunuz? Külliyenin içerisinde Trump'la bir fotoğraf karesi verebilme. Bu kadar. Özü bu. Yani diyecek ki bak işte külliyeye getirdim ve burada. Bütün özü bu. Meşruiyetini halktan alacaksın. Kendi insanının onurunu ezdirmeyeceksin. Kendi vatandaşını dünya alemi önünde küçük düşürmeceksin."

'SUÇ İŞLERSEN DİYE GÖZALTINA ALAMAZSIN'

Zirve öncesinde gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama sevklerini "hukuk garabeti" olarak nitelendirilen Babacan, şöyle konuştu:

"Savcılığın sevk yazısına bakıyorsunuz; 'Düzenledikleri eylemler' demiyor, 'İşledikleri suçlar' demiyor. Ne diyor? 'Eylem gerçekleştirebilirler belki de' diyor. Türkiye Cumhuriyeti yargısının bir savcılığının iddianamesinde yer alabilecek ifadeler mi bunlar? Hukuk ihtimallerle, varsayımlarla, belkilerle, potansiyellerle işlemez. Hukuk delille işler, kanıtla işler. 'Sen ya suç işlersen' diye hiç kimseyi gözaltına alamazsın. Suç işlenir, kanıtlanır, iddialar delille bağlanır, ancak ondan sonra gerekli yaptırımlar uygulanır. Ben iktidardakilere buradan hatırlatmak istiyorum, Türkiye’nin NATO ile anlaşması varsa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi vatandaşlarıyla da bir anlaşması var. Bu anlaşmanın adı kanunlardır. Bu anlaşmanın adı anayasadır. Bu anlaşmanın adı hukuktur."

‘SADECE HAVAALANI İÇİN 10 MİLYAR LİRA HARCANDI’

Zirve organizasyonu için yapılan harcamaları kamusal israf olarak değerlendiren Babacan, Ankara'daki yerel esnafın ve öğrencilerin mağdur edildiğini belirtti:

"Sadece havaalanının tadilatı, lüksleştirilmesi, daha gösterişli bir yer olsun diye harcadıkları rakam, kendi ifadeleriyle 10 milyar lira. Sadece havaalanı. Emekli-lerimizin, çalışanlarımızın en zor şartlarda yaşadığı bir dönemde israfa tam gaz devam. Üstüne üstlük bu zirve nedeniyle şehri kapatacaklar, hayatı durduracaklar. Üniversitelerin yurtlarını boşalttırdılar. Üniversite yurtlarında bir tane öğrenci kalmayacak dediler. 'Tamamını gönderin, nereye gönderirseniz gönderin' dediler. Böyle zirve düzenlenir mi? Böyle bir zirveye bu şekilde ev sahipliği yapılır mı? Esnafımız, KOBİ’miz, sanayicimiz bu bir hafta boyunca duran şehrin maliyetini, işlerin durmasının bütün külfetini tek başına üstlenmek zorunda kalacak. Ve bunun telafisiyle ilgili hiçbir tedbir yok. Son derece zorba bir şekilde diyorlar ki 'Kapattım. Yaptım. Karar verdim, yasakladım'. Böyle bir demokrasi olmaz. Böyle bir hukuk devleti olmaz."

BABACAN’DAN ZAM TEPKİSİ

TÜRK-İŞ’in haziran ayı verilerine göre açlık sınırının 35 bin 759 liraya yükseldiğini anımsatan Babacan, 1 Temmuz itibarıyla asgari ücrete ve en düşük emekli maaşına ara zam verilmemesini eleştirdi:

"Bir ülkenin başarısı sosyal yardımları büyütmek, sosyal yardımları daha çok insana sağlamak olamaz. Önemli olan sosyal yardım ihtiyacı olan insanların sayısını düşürmektir. Herkesin kendi alın teriyle, kendi emeğiyle, çalıştığının karşılığını aldığı onurlu bir yaşam sürmesidir. Siz insanları fakirleştirin, yoksul duruma düşürün, yardıma muhtaç edin ondan sonra deyin ki 'Bakın şu kadar insana yardım ettik, şu kadar destek bütçesi ayırdık.' Bu ekonomi yönetimi değildir. Bu sadece fakirliği yönetmektir, yoksulluğu yönetmektir."

Fotoğraf: (AA)

Kaynağa Git

İlgili Haberler