Ana içeriğe geç

Reytingde Rekor, Vicdanda Sınav: 'Daha 17' Akran Şiddetini Meze mi Yapıyor?

Yaz sezonuna damga vuran ‘Daha 17’, reyting başarısının gölgesinde şiddet ve adalet tartışmalarını büyütüyor. Rahmi Koç’un çok konuşulan fıkrası sonrası yaşananlar ise, bu ülkede ne kibrin zehirli dilinin ne de öfkenin kör kurşununun çözüm olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor.

Reytingde Rekor, Vicdanda Sınav: 'Daha 17' Akran Şiddetini Meze mi Yapıyor?
Medyaradar
16

Ekranlarda yaz sezonunun o tatsız tuzsuz, kuru günleri tam başlarken Kanal D turnayı gözünden vurdu; adeta çöle düşen ilk yağmur damlası gibi hırslı ve taze bir iş çıkardı ortaya. Sezonun perdelerini açıp yarışı ilk başlatan 'Daha 17' dizisi oldu ve arkasına aldığı rüzgarla daha ilk bölümden reytingleri silip süpürdü. Açıkçası bir yaz dizisinden beklenenin çok üzerinde bir iş çıkardılar, sektöre acayip bir hareket getirdiler.

Ama gelin görün ki, dizideki o can yakan akran zorbalığı ve paranın gücüyle suçun örtbas edilmesi beni derinden endişelendiriyor. Nedenini birazdan uzun uzun anlatacağım ama tam da bu noktada, Türkiye'nin konuştuğu o malum fıkra için de birkaç kelam edeceğim dostlar. Hani şu Koç Grubu’nun 100’üncü yılını kutladığı hafta, 95 yaşındaki Rahmi Koç’un patlattığı, sonrasında re’sen soruşturmaların açıldığı, işin ucunun holding bünyesindeki işletmeleri kurşunlamaya kadar vardığı o tuhaf mesele var ya... İşte o!

Fıkradan soruşturmaya, soruşturmadan silaha uzanan bu süreçte, insanın içini asıl acıtan ne biliyor musunuz? Adaleti sokakta, bir namlunun ucunda, o kör kurşunda aramanın zavallılığı...

Ama önce ‘Daha 17’ diyorum…

Değerli okurlar, bu başarılı yapımın hakkını teslim etmek adına öne çıkarmamız gereken noktalar şunlar diye düşünmekteyim;

Reytingde Rekor, Vicdanda Sınav: 'Daha 17' Akran Şiddetini Meze mi Yapıyor? - Resim : 1

Reyting Liderliği: İlk yayınıyla iki farklı kategoride en yüksek reyting alan dizi olarak ekran yolculuğuna zirvede başladı.

Tarihi YouTube Rekoru: Pastel Film imzalı yapım, YouTube’a yüklenen ilk bölümüyle ilk 3 günde 10.3 milyon izlenmeye ulaşarak Türkiye rekoru kırdı. Kısa sürede 13 milyonu aşan bu rakam, projenin izleyicide bıraktığı merak duygusunun en somut kanıtı.

Sezon Potansiyeli: Klasik, hafif bir yaz aşkı hikayesinin ötesine geçerek gençlik dramasını güçlü bir genel dram örgüsüyle harmanlaması, dizinin önümüzdeki kış sezonunda da kalıcı olabilmesi adına çok büyük bir yapısal avantaj sağlıyor.

Dizinin ticari başarısı ne kadar parlaksa, hikayenin merkezine aldığı konu ve bunu işleniş biçimi bir o kadar derin soru işaretleri ve toplumsal riskler barındırıyor.

Reytingde Rekor, Vicdanda Sınav: 'Daha 17' Akran Şiddetini Meze mi Yapıyor? - Resim : 2

İşte kafama takılan o riskler;

Zamanlama Hatası ve Duyarsızlık: Toplum olarak son dönemde "akran zorbalığı" ve "suça sürüklenen çocuklar" gibi can yakıcı gerçeklerle yüzleştiğimiz, komisyonların kurulup çözümler arandığı bir dönemde, 17 yaşındaki bir çocuğun arkadaşını bıçaklaması teması yaralayıcıdır.

Reytingde Rekor, Vicdanda Sınav: 'Daha 17' Akran Şiddetini Meze mi Yapıyor? - Resim : 3

Adalet Duygusunun Zedelenmesi: Güçlü ve zengin bir ailenin, çocuklarını hapisten kurtarmak için suçu başka bir çocuğun üzerine yıkmaya çalışması, televizyon dramalarında sıkça kullanılan bir klişe olsa da toplumsal adalet duygusunu zedeleyen, güvensizliği körükleyen bir yapıya sahip.

Reytingde Rekor, Vicdanda Sınav: 'Daha 17' Akran Şiddetini Meze mi Yapıyor? - Resim : 4

Tetikleme Riski: Görsel medyanın gücü yadsınamaz. Akran şiddetinin bu kadar çiğ ve dramatik bir malzeme olarak "yaz ekranı" gibi geniş kitlelere ulaşan bir dönemde sunulması, gerçek hayatta evlatlarını bu tür şiddet sarmallarında kaybetmiş acılı ailelerin yarasına tuz basmaktan başka bir işe yaramıyor. Şiddetin ve adaletsizliğin reyting uğruna "normalleştirilmesi", dizinin başarısına gölge düşüren en büyük yapısal ve ahlaki sorun.

Türkiye Bu Fıkrayı Konuşuyor: Rahmi Koç’un Sözleri Neden Gündem Oldu?

Reytingde Rekor, Vicdanda Sınav: 'Daha 17' Akran Şiddetini Meze mi Yapıyor? - Resim : 5

Koç Grubu’nun 100’üncü kuruluş yıl dönümünü kutladığı, bir haftaydı. Ancak Türkiye’nin bir numaralı gündemi, o asırlık başarı hikayeleri değil, 95 yaşındaki Rahmi Koç’un kürsüden patlattığı bir "fıkra" oldu. İzmir’deki Amerikan Hastanesi açılışında, devlet ricalinin ve seçkin davetlilerin gözü önünde anlatılan o fıkra, adeta toplumsal hafızamızın en hassas fay hattını tetikledi.

İşin aslı, fıkranın kökleri 1930’lu yılların Kadıköy’ünde ünlü bir jinekoloğun anılarına dayanıyordu. Meraklısı arar bulur. Ancak asıl mesele fıkranın mucidi değil, o yaşanmışlığın bugün, hangi cüretle anlatıldığıdır. Bir kadının, üstelik belirli bir etnik kimliğe vurgu yapılsın ya da yapılmasın, hekim karşısındaki o en çıplak, en çaresiz anını mizah malzemesi yapmak; fıkra anlatmak değil, toplumun ortak vicdan havuzuna zehir damlatmaktır.

Sermayenin kör edici ışığı işte böyle bir şey...

Daha da hazini neydi biliyor musunuz? O odadaki hakiki gülüşler... Hiçbirinde yapay zekanın o mekanikliği yoktu; katıla katıla, gayet samimi gülüyorlardı. Çünkü anlatan isim "koskoca Rahmi Koç" olunca, o an oradaki hiç kimsenin aklına kadınların onuru ya da insan haysiyeti gelmedi.

"Hukuk re'sen harekete geçti, Adalet Bakanlığı teraziyi kurdu, adalet yerini bulacak" derken, işin rengi birdenbire değişti. Koç Grubu binasına yönelik silahlı saldırı haberi düştü ajanslara.

İşte tam bu noktada, haklı bir öfkenin asil duruşu yerini barbarlığın karanlığına bıraktı.

Bir fıkranın yarattığı toplumsal hasarı kurşunla tamir etmeye kalkışmak, gözdeki çapağı temizlemek için kafayı baltayla yarmaya benzer.

Siz bir lafı, bir fikri ya da bir skandalı kurşunla susturmaya çalışırsanız; o sözün altındaki çirkinliği değil, kendi elinizdeki kanı öne çıkarırsınız. Silahlı saldırı, bu topraklarda haklı olan her davaya sürülmüş en kara lekedir. Adalet, sokak lambalarının altında elinde silahla bekleyenlerin tekelinde değildir.

Sözün özü; Ne kibrin o zehirli dili ne de öfkenin o kör kurşunu bu ülkeye huzur getirebilir.

Anadolu’nun o kadim bilgeliği tam da bu bugünü anlatır gibi seslenir geçmişten:

"Kibir, insanı dilden vurur; öfke ise dinden çıkarır. Sözün açtığı yarayı kurşun kapatmaz; çünkü asıl adalet, her şeyi yerli yerine koymaktır."

Kalın sağlıcakla…

‘Ekran Kedisi’ne ulaşmak için: [email protected]

Kaynağa Git

İlgili Haberler