ABD ve İran arasında çatışmalara rağmen diplomatik temaslar sürüyor. Tarafların geçici bir anlaşmaya yaklaştığı iddia edildi.
Reuters'a konuşan üç İranlı kaynak ve bir Avrupalı yetkiliye göre, Washington ile Tahran arasında siyasi düzeyde bir mutabakata büyük ölçüde varıldı.
İddialara göre iki ülke, misilleme saldırılarına rağmen mutabakat zaptının detayları üzerinde hala yoğun bir şekilde mesaj alış verişine devam ediyor. Ancak dondurulan fonların serbest bırakılma mekanizması masayı kilitledi.
İRAN LİKİDİTE İSTİYOR, WASHİNGTON "NAKİT PARAYI" REDDEDİYOR
İranlı üst düzey bir kaynak, finansal çatlağa ilişkin, "Tahran, yabancı bankalarda dondurulmuş fonlarının 6 milyar ila 12 milyar dolarlık kısmının doğrudan ve nakit olarak Tahran'a serbest bırakılmasını talep ediyor. Washington ise fonları İran'a parça parça iade etmeyi tamamen reddediyor. ABD yönetimi, bu fonların sadece insani yardım malzemeleri ve gıda alımı için kullanılmak şartıyla, aşamalı olarak serbest bırakılması konusunda diretiyor." dedi.
Sürece dahil olan üst düzey bir Avrupalı diplomat ise Reuters'a verdiği demeçte, "Şu anda görüşmeler tamamen teknik detaylara ve finansal tutara, kısacası İran'ın doğrudan kullanabileceği likidite düzeyine ve nakit oranına odaklanmış durumda" değerlendirmesinde bulundu.
"BU SAVAŞ ASKERİ AÇIDAN BİR ÇIKMAZ SOKAKTIR"
İranlı kaynaklar, Tahran'daki din adamları yönetiminin önceliğinin kapsamlı ve köklü bir uzlaşma olmadığını, asıl amacın dondurulan varlıkları kurtarmak ve deniz ablukasını kıymak olduğunu itiraf etti.
Ekonomik abluka ve belirsizlik nedeniyle İran halkının yorgun düştüğünü belirten kaynaklardan biri sahadaki durumu şöyle anlattı:
"Bu savaş, askeri açıdan tam bir çıkmaz sokaktır; iki taraf da bu durgunluğu kıramadı. Amerikalılar İran'a saldırarak ve nükleer tesisleri bombalayarak hedeflerine ulaşamadılar. Buna karşın masada, müzakerelerde ciddi ilerleme kaydedildi. Son günlerde yaşanan askeri çatışmalar, aslında masada varılacak bir anlaşmanın duyurulmasından önce el yükseltme ve hazırlık aşaması olabilir. Tabii ki her şey mümkün, süreç tam ölçekli bir savaşa da dönebilir."
ABD basınınan göre ABD Başkanı Donald Trump’ın bir yandan bombalama tehditlerini sürdürürken diğer yandan anlaşmaya yakın olduğunu söylemesinin arkasında iç siyasi kaygılar yatıyor. Trump’ın imzalayacağı metin, Barack Obama döneminde 2015 yılında varılan nükleer anlaşmadan (JCPOA) çok daha katı şartlar içermesi konusunda Beyaz Saray yönetimi baskı yapmaya devam ediyor.
Trump, o dönem İran'a sunulan mali şartları eleştirmiş ve 2018'de ABD'yi anlaşmadan tek taraflı çekmişti. Nitekim Trump, 24 Mayıs'ta Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda bu stratejik kırmızı çizgisini, "İran ile sağlayacağım herhangi bir anlaşma, Obama'nın yaptığı gibi İran'a muazzam miktarda Nakit ve nükleer silaha giden açık bir yol veren o anlaşma gibi olmayacak, çok daha iyi ve uygun olacak" demişti. Washington, paranın doğrudan Tahran'ın eline geçerek ordunun ve bölgesel milislerin fonlanmasında kullanılmasından endişe ediyor.
Ekonomik zorluklar ve limanlara uygulanan Amerikan ablukası nedeniyle köşeye sıkışan Tahran'da, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da ülkenin içinde bulunduğu "ara rejim" durumuna tepki gösterdi. Pezeşkiyan, çarşamba günü yaptığı kabine açıklamasında şunları kaydetti:
"Ne savaş ne de barış durumundan kesinlikle çıkmalıyız. Savaş ve bu belirsizlik süreci kesinlikle İran'ın çıkarına değildir. Ancak bu durum, ABD'nin bizim topraklarımıza saldırması karşısında teslim olacağımız veya geri adım atacağımız anlamına gelmez. Bizim teslim olacağımızı düşünüyorlarsa hayal kurmaya devam edebilirler."
Kaynaklara göre taraflar arasında devam eden askeri gerilime rağmen müzakereler tamamen kopmuş değil ve diplomatik kanallar üzerinden mesajlaşma sürüyor. Bir İranlı yetkili, "Müzakerelerde ilerleme kaydedildi" derken, son askeri çatışmaların bir anlaşmanın duyurulmasından önceki son baskı süreci olabileceğini öne sürdü.