Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), DİSK Basın-İş Sendikası,KESK HABER-SEN ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) Deniz Göktaş’ın tutuklanmasıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Baskıyla susturmaya çalıştığınız her ses, dayanışmayla daha da büyüyecek” denildi.
Bir ülkenin yalnızca sınırlarıyla değil; insanlarının umutlarıyla, kahkahalarıyla, özgürce konuşabilmesiyle, farklılıklarıyla birlikte yaşayabilmesiyle ayakta kalabileceği belirtilerek; “Bugün ise bu ülkenin neşesi, umudu ve geleceğe dair inancı sistemli biçimde karartılıyor. LGBTİ+ lar hedef gösteriliyor, dernekleri baskı altına alınıyor, en temel hak talepleri bile suç gibi gösterilmeye çalışılıyor. İnsanların kimlikleri nedeniyle susturulmak istendiği bir yerde özgürlükten söz edilemez” denildi.
"Demokrasi yalnızca kâğıt üzerinde kalır"
Gazetecilerin haber yaptıkları için soruşturulduğu, televizyon kanallarına ve gazetelere cezalar yağdırılarak halkın haber alma hakkının engellendiği vurgulanan açıklamada: “İnternet sitelerine erişim yasakları getirilirken gerçeklerin üzeri karanlıkla örtülmek isteniyor. Cezaevlerinde tutulan gazeteciler yalnız değildir; onların susturulması toplumun tamamının susturulması anlamına gelir. Basın özgürlüğünün yok edildiği, ifade özgürlüğünün baskı altına alındığı bir ülkede demokrasi yalnızca kâğıt üzerinde kalır. Eleştiren herkesin tehdit olarak görüldüğü, muhalif siyasetçilerin baskıyla sindirilmeye çalışıldığı, yargının siyasetin gölgesinde hareket ettiği bir düzen topluma yalnızca korku dayatır” ifadeleri kullanıldı.
"Ülke daha karanlık bir yere sürükleniyor"
Sendikacıların tutuklandığı, emekçilerin örgütlenme hakkının engellendiği, hakkını arayan işçilerin baskıyla karşı karşıya bırakıldığı belirtilen açıklamada şular söylendi; “Oysa örgütlenme özgürlüğü bir lütuf değil, en temel demokratik haklardan biridir. Emeğin sesini kısmaya çalışanlar, aslında toplumun geleceğini karartmaktadır. Bugün geldiğimiz noktada insanlar düşüncelerini açıklamaktan çekiniyor, gençler geleceğini başka ülkelerde arıyor, sanatçılar, akademisyenler, gazeteciler ve aktivistler sürekli baskı altında yaşamaya zorlanıyor. Bu ülke giderek daha otoriter, daha tahammülsüz ve daha karanlık bir yere sürükleniyor”
"Susturmaya çalıştığınız her ses dayanışmayla büyüyecek"
“Bizler bu karanlığı kabul etmiyoruz. Bu ülkenin neşesini çalanlara sesleniyoruz: Toplumu korkuyla yönetmeye çalışsanız da insanlar özgürlük talebinden vazgeçmeyecek. Gerçekleri sansürleseniz de hakikat bir yolunu bulup ortaya çıkacak. Baskıyla susturmaya çalıştığınız her ses, dayanışmayla daha da büyüyecek” denilen açıklamada ülkenin farklılıklarıyla, özgür basınıyla, örgütlü emeğiyle, eşit yurttaşlık talebiyle ve demokrasi mücadelesiyle var olacağının altı çizildi.