DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulunuyor.
ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan İran savaşında varılan anlaşmaya değinen Baıkırhan, "Ölüm ve savaşa son veren bu anlaşmayı olumlu karşılıyoruz. Biz barıştan yana bir partiyiz. Anlaşmanın kalıcı olmasını umut ediyoruz" dedi.
Toplumsal barışı inşa etmenin her ülkenin öncelikli görevi olduğunu belirten Bakırhan, "Dışarıda silahları susturan bir devlet içeride kendi halklarıyla savaş halinde kaldığı sürece gerçek anlamda barışa varılmış sayılmaz. İçeride sağlanan toplumsal barış da en az dışarıda sağlanan barış kadar kıymetlidir. İran Kürtlerin, Belucilerin, Azerilerin ve kadınların meşru, demokratik taleplerini bir an önce karşılamalıdır. İran, Kürtleri ve muhalifleri idam sehpalarında sallandırmaktan artık vazgeçmelidir. Temennimiz bu anlaşmanın içeride de halkların iradesine dayanan, demokratik ve kalıcı bir iç barışın da başlangıcı olmasıdır. Ortadoğu’nun gerçek huzuru ne büyük güçlerin vesayetiyle ne de içeride otoriterlikle sağlanabilir. Huzur, istikrar ve refah ancak bu toprakların bütün halklarının özgürlüğüyle mümkündür" diye konuştu.
"Zaman devri sabıkların değil, adaleti sağlamanın zamanıdır"
"Gündelik siyasetin sığ çekişmelerinden ve anlık hesapların gürültüsünden uzaklaşarak" konuşmak istediğini belirten Bakırhan, şunları kaydetti:
"Türkiye’nin yaşadığı krizler yalnızca bugünün krizleri değildir. Bu ülkenin sorunları yüzyıldır katman katman birikti. Ertelendi, bastırıldı, yok sayıldı. Üstü örtülen her mesele, gün geldi daha ağır bir fatura olarak toplumun karşısına çıktı. Bugün ödediğimiz fatura, adeta yüzyılın birikmiş faizidir. Bu fatura bazen ekonomik kriz olarak geldi. Bazen adaletsizlik, bazen şiddet, bazen yoksulluk, bazen de siyasal meşruiyet sorunu olarak karşımıza çıktı. Türkiye bugün bunların hepsini aynı anda yaşıyor. Çünkü bu sistem, ürettiği gerilimi çözmek yerine yönetmeyi seçti. Sorunları iyileştirmek yerine dondurdu. Hakikate yüzünü dönmek yerine onu bastırdı. Ama hiçbir sorun yok olmadı. Derinde büyüdü, çürüttü ve sonunda bütün toplumu kuşattı.
Bizler yıllardır bu ülkede aynı filmi farklı aktörlerle izliyoruz. Muktedir olan kendi hukukunu kuruyor, kendi ötekisini yaratıyor. Ötekine düşmanlık üzerinden iktidarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. Bu döngüsel intikam makinesi ve rövanşist öfke, bu ülkede acı, yoksulluk ve korku üretti. 86 milyon devri sabıklardan bıktı, usandı. Artık zaman devri sabıkların değil, adaleti, eşitliği ve demokratik yaşamı sağlamanın zamanıdır."
Güncelleniyor…