Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kabine toplantısında konuşulan konularla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:
Bundan 32 yıl önce TÜRKSAT 1/B uydusuyla başlayan uzay maceramız bugün hayal dahi edilemeyecek seviyelere geldi. İnançla, azimle çalışarak her cümlesi tecrübe ve alın teriyle yazılmış tarihi başarı hikayesine imzamızı attık. Bu mücadelenin her aşaması aslında ülkemizde eser ve hizmet siyasetinin hangi engeller aşılarak yürütüldüğün de hikayesidir. TÜRSAT 3/A uydusunu uzaya fırlattığımızda birileri mütekebbir eda ile bize sataşmışlardı. Projeyi küçümseyerek, kusur arayarak nasıl bir zihin dünyasına sahip olduklarını da göstermişlerdi. O gün eleştirilen uydumuz yıllardır ülkemize hizmet veriyor.
"GÖKTÜRK 1 VE 2 UYDULARIMIZLA ÜLKEMİZİN UZAYDAN KEŞİF YETENEKLERİNİ ARTIRDIK"
Geçen sene ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6'A'yı hizmete aldık. Haberleşme uydularımızın sayısı 6'ya toplam uydularımızın mevcudu ise 10'a yükselmiş oldu. GÖKTÜRK 1 ve 2 uydularımızla ülkemizin uzaydan keşif yeteneklerini artırdık. Çevremizdeki hadiselere baktığımızda şunu çok net görebiliyoruz. İçinde bulunduğumuz çağın öne çıkan karakteri enformasyon, bilgi ve veridir. İstisnasız tüm devletler enformasyon çağına adapte olabilmek için yoğun rekabet içindedir. Büyük şirketler de bu alanda söz sahibi olmaya çalışmaktadır.
Türkiye olarak biz de bu yarışta hak ettiğimiz yeri almanın gayretindeyiz. Kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biriyiz. İMECE 2 ve İMECE 3 uydularımız GÖKTÜRK 3'ün çalışmaları devam ediyor. TÜRKSAT 7/A projemiz güvenli haberleşme altyapımızı tahkim edecektir. Uydu teknolojileri ülkelerin güç bileşenlerinde çarpan etkisine sahiptir. İstihbarat, iletişim, savunma sanayi, haritalamaya kadar pek çok alanda uydular stratejik rol oynamaktadır. Uzayda izi olanın dünyada sözü olur düsturu Türkiye için bu tercihten öte zorunluluktur.
"TÜRKİYE'NİN VE ŞEHİRLERİMİZE YENİ YATIRIMLAR EKLEMENİN KIVANCINI YAŞADIK"
Türkiye'nin gelecek çeyrek asrına, yarım asrına mühür vuracak projelerin hazırlıklarını yürütürken hizmet ve eser siyasetimizi de sürdürüyoruz. Türkiye'nin ve şehirlerimize yeni yatırımlar eklemenin kıvancını yaşadık. Aziz İstanul'u kaderine terk etmiyoruz. İşe geç kalmamak için insanların arabalarında uyumak zorunda bırakıldığı İstanbul'un ulaşım altyapısını geliştirmeye devam ediyoruz. 16 istasyon 69 kilometre uzunluğa sahip metro projesi bunlardan biridir. 19 Haziran'da resmi açılışını yaptığımız Halkalı-Arnavutköy kesimiyle bu önemli projeli hamdolsun tamamlamış olduk.
Yeni hat sayesinde güzergahta bulunan yerleşim birimlerimiz arasındaki seyahat süreleri ciddi oranda azalmıştır. Zamandan 117 milyon saat tasarruf sağlarken ekonomimize 953 milyon Avro tutarında katkı yapacaktır. Şu an iki ayrı hattın yapımı devam ediyor. Bu hatların tamamlanmasıyla İstanbul'da inşa edilen raylı sistemlerin uzunluğu 191 kilometreye çıkacaktır.
"SAVUNMA İHRACATINDA DÜNYANIN EN BÜYÜK 11. ÜLKESİYİZ"
Ulaştırmanın yanı sıra savunma sanayi alanında da boş durmuyoruz. Altta kalanın canı çıksın anlayışının egemen olduğu mevcut dünya düzeninde her türlü senaryoya karşı kendimizi hazırlıyoruz. Savunma ihracatında dünyanın en büyük 11. ülkesiyiz. Diğer alanlarda olduğu gibi askeri gemi inşasında da tarihimizin en parlak günlerini yaşıyoruz. Dünyanın dört bir tarafına 140'ın üzerinde deniz platformu ihraç ettik. 20 Haziran'da Türk denizciliğinin eriştiği gurur mertebesine bir kez daha şahitlik ettik.
Tarihimizde ilk kez bir NATO ve AB üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç ettik. 23 Haziran'da külliyemizde misafir ettiğimiz Polonya Cumhurbaşkanı ile savunma sanayi alanında işbirliği dahil pek çok konuyu görüştük. Daha önce belirlediğimiz 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize zaten ulaşmıştık, yeni hedefimizi 15 milyar dolara çıkardık. Müteahhitlik firmalarımız Polonya'da 9 milyar dolar değerinde proje üstlendiler. Bu rakamın daha da artacağına inanıyorum.
"73 BİN MASUM GAZZELİNİN KANI OLAN CİNAYET ŞEBEKESİNİN ÜLKEMİZLE İLGİLİ İFTİRALARINI ZERRE KADAR KAALE ALMIYORUZ"
Biz tarihiyle büyük vicdanıyla büyük bir milletin mensuplarıyız. Asırlar boyunca düşenin elinden tuttuk, başı dara girenin imdadına koştuk, ülkemize sığınanlara kapılarımızı açtık. Ellerinde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masum Gazzelinin kanı olan cinayet şebekesinin ülkemizle ilgili iftiralarını zerre kadar kaale almıyoruz. Bizim tarihimizde ne zulüm ne katliam ne sömürgecilik ne de soykırımı vardır. Bizim şanlı tarihimizde merhamet vardır. Dinine, kökenine, kimliğine bakmadan tüm mazlumlara el uzatma vardır. Engizisyondan ve nazi zulmünden kaçanlara sahip çıkma erdemi vardır.