Ana içeriğe geç

DEM Parti’den çocuk raporuna muhalefet şerhi: Çocuklar ‘çocukluktan’ çıkartılmak isteniyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çocukların suça sürüklenmesine ilişkin hazırlanan Meclis Araştırma Komisyonu raporuna DEM Parti tarafından muhalefet şerhi sunuldu. Komisyon sürecinin demokratik ilerletilmediğinin belirtildiği şerhte, raporda yer alan önerilerin çocuk adalet sistemini “cezalandırma ve hapsetme odaklı” bir yapıya dönüştüreceği savunuldu.

DEM Parti’den çocuk raporuna muhalefet şerhi: Çocuklar ‘çocukluktan’ çıkartılmak isteniyor
Karar
16

Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın ve Hakkari Milletvekili Onur Düşünmez imzasıyla DEM Parti tarafından hazırlanan muhalefet şerhinde, komisyon sürecinin katılımcı demokrasi ile şeffaf denetim ilkeleri açısından sorunlu ilerlediği öne sürüldü. Komisyon Başkanlık Divanı’nın iktidar partileri temsilcilerinden oluşması ile süreç boyunca muhalefet önerilerinin çok kısıtlı miktarda hayata geçirilmesinin, komisyonun, iktidarın önceden belirlemiş olduğu yasa tasarısına meşruiyet kazandırma aracı olarak ‘kullanıldığı’ endişesini kuvvetlendirdiği belirtildi.

Öte yandan raporda; çocukların suça sürüklenmesi yoksulluk, okuldan kopuş, ihmal, istismar, bağımlılık ve sosyal destek eksikliğiyle açıklarken; çözüm olarak ceza artırımı, infazın ağırlaştırılması ve kolluk yetkisinin genişletilmesinin sunulmasının büyük bir çelişki içeren 'sorunlu' bir tutum olduğu savunuldu.

“AYLARCA YÜRÜTLEN ÇALIŞMANIN SONUCU ‘DAHA FAZLA HAPİS DAHA FAZLA CEZA’ OLMAMALI”

DEM Parti, yaş küçüklüğü indiriminin bazı suçlarda hâkim takdirine bırakılması, 15-18 yaş grubunda tekerrür hükümlerinin uygulanması, çocuk hükümlülerin infazına kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması ve çocukların ifadelerinin kolluk birimlerince alınması gibi önerilere karşı çıktı.

Şerhte, bu düzenlemelerin çocukları yetişkin ceza adaletine yaklaştıracağı ve “çocukluk statüsünü” zayıflatacağı savunuldu. DEM Parti, çocuk adalet sisteminin cezalandırma değil koruma, önleme, onarma ve topluma kazandırma ilkeleri üzerine kurulması gerektiğini belirtti.

"CEZASIZLIK ALGISI SÖYLEMİ İKTİDARIN SOPASINA MALZEME EDİLMEMELİ"

İktidar çevrelerinin son dönemde sıkça gündeme getirdiği “cezasızlık algısı” tartışmalarına ilişkin de değerlendirme yapılan şerhte, bu kavramın toplumsal bir adalet talebi olmaktan çıkarılarak daha sert cezalandırma politikalarını meşrulaştıran bir araca dönüştürüldüğü savunuldu. Özellikle çocuklara yönelik yeni ceza düzenlemeleri ve güvenlikçi uygulamaların bu anlayışın bir sonucu olduğu ifade edildi.

Açıklamada, Türkiye’de asıl sorunun bir “algı” değil, kadınlara, çocuklara, engellilere, doğaya ve bazı toplumsal gruplara yönelik suçlarda ortaya çıkan sistematik cezasızlık uygulamaları olduğu ileri sürüldü.

ÇOCUKLARLA DEĞİL YOKSULLUKLA MÜCADELE BAŞA YAZILMALI

Hapishanelerde bulunan çocuklarla yapılan çalışmanın, çocukların suça sürüklenme nedenlerine ilişkin önemli veriler ortaya koyduğu belirtildi. Çalışmada çocukların kanunla ihtilaflı hale gelmesinde yoksulluk, çocuk işçiliği, uyuşturucu ve bağımlılık, ihmal, istismar ve önleyici kamusal mekanizmaların yetersizliğinin etkili olduğu ifade edildi.

Komisyon tarafından yapılan saha çalışmaların neticesinde çocukların yaklaşık yarısının ailesinin aylık gelirinin 30 bin liranın altında olduğu, yüzde 78,9’unun ailesinde maddi sorun bulunduğunun ortaya çıktığı belirtildi. Çocukların yüzde 71,3’ünün okul terkinde bulunduğu veya okula düzensiz devam ettiği, 12-14 yaş grubundakilerin yüzde 73,1’inin, 15-17 yaş grubundakilerin ise yüzde 88,9’unun özgürlüğünden mahrum bırakılmadan önce herhangi bir işte çalışma geçmişi olduğu ifade edildi.

Ayrıca çocukların yüzde 45,5’inin bağımlılık yapıcı maddeleri denediği, yüzde 21,9’unun ise bu maddeleri günlük kullandığını belirttiği aktarıldı. Ankette çocukların yüzde 24,2’sinin fiziksel, yüzde 30,3’ünün duygusal, yüzde 5,8’inin cinsel istismara maruz kaldığını, yüzde 58,5’inin ise ihmal yaşadığını söylediği kaydedildi.

ÇOCUKLARIN YÜZDE 80'İNDEN FAZLASI İŞLEDİĞİ SUÇUN SONUCUNU ALGILAYAMIYOR

Görüşme yapılan çocukların yüzde 91,6’sının tek bir suç nedeniyle cezaevinde bulunduğu, yüzde 8,4’ünün ise birden fazla suç nedeniyle tutuklu veya hükümlü olduğu kaydedildi. Bu durumun, çocuklar için hapis dışı yöntemlerin uygulanması gerektiğini ortaya koyduğu vurgulandı.

Çalışmanın en çarpıcı bulgularından birinin ise çocukların yüzde 82’sinin “işlediğim suçun yasal sonuçlarını bilseydim bu suçu işlemezdim” yanıtı olduğu belirtildi. Bu verinin, çocuklara yönelik hukuk okuryazarlığı eğitimlerinin önemini ve çocuk adalet sisteminde “hapsetmenin son çare olması” ilkesinin uygulanması gerektiğini gösterdiği ifade edildi.

"SINIRLI DENEYİME SAHİP YARGI MENSUPLARININ GÖRÜŞLERİ ESAS ALINDI"

Şerhte ayrıca çocuk adalet sistemine ilişkin bazı politika önerilerinin, çocuk alanında sınırlı deneyime sahip olduğu belirtilen yargı mensuplarının görüşlerine dayandırılması eleştirildi.

Çalışmada 765 çocuk hakimi ve Cumhuriyet savcısıyla görüşme gerçekleştirildiği ancak görüşülen hakim ve savcıların yüzde 72,5’inin çocuk alanındaki mesleki deneyiminin 3 yıldan az olduğu belirtildi. Bu durumun çocuklarla ilgili karar veren yargı mensuplarının uzmanlığı hakkında da bu kişilerin görüşlerinin komisyon raporunda nihai veriymiş gibi sunulmasının da güvenilirliği zedelediği savunuldu.

"OKULLAR DEMOKRATİKLEŞTİRİLMELİ VE MESEM UYGULAMASI SONLANDIRILMALI"

Muhalefet şerhinde, okul güvenliği kapsamında önerilen kolluk kuvvetlerinin artırılması gibi bazı uygulamaların okulları güvenlik merkezli alanlara dönüştürme riski taşıdığı savunuldu. Okullarda kolluk ağırlıklı yaklaşımlar yerine pedagojik ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasına da değinilen şerhte, bu modelin çocuk emeği sömürüsüne yol açtığı savunularak uygulamaya son verilmesi gerektiği belirtildi.

Şerhin sonuç bölümünde, rapordaki “ceza artırımı, infazın ağırlaştırılması ve kolluk yetkisinin genişletilmesi” önerilerinin geri çekilmesi istendi. DEM Parti, çocuk adalet sisteminin onarıcı adalet, diversiyon ve hapsetmenin “en son çare” olması ilkeleri temelinde yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguladı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler