İşgal ettiği Golan’daki tahkimatı artıran İsrail, gözünü Kuneytra-Suveyda hattındaki 70 kilometrelik koridora dikti. Güvenlik kaynakları, Netanyahu’nun seçim öncesi ‘Davut Koridoru’ hedefi için saldırı hazırlığında olduğunu belirtti.
İsrail ordusu, Kuneytra-Suveyda bağlantısı için işgal ettiği Golan’daki güçlerini tahkim ediyor. Hâlihazırda Suriye’nin yüzde 3’lük kısmını işgal eden siyonist rejim, Kuneytra’dan Suveyda-Atil hattına uzanan 70 kilometrelik hattı ele geçirmenin planlarını yapıyor.
Gazetemize bilgi veren Suriyeli güvenlik kaynakları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu yıl sonu yapılacak seçimlere yeni bir zaferle gitmek istediğini ve Kudüs’ten Fırat’a uzanan Davut Koridoru için saldırabileceğini aktardı.
SİYONİST BAKAN TEHDİT ETTİ
Türkiye’nin NATO ve bölge denkleminde elde ettiği konumu ülkesi için tehdit ve tarihî yenilgi olarak nitelendiren İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, Ankara’yı Suriye üzerinden hedef aldı. Cohen “Türklerin orada üs kurmasına izin veremeyiz. Böyle bir durumda biz de aynı topraklarda yeni üsler inşa ederiz” tehdidini savurdu.
TÜRKİYE YAKINDAN İZLİYOR
Şam Büyükelçimiz Nuh Yılmaz ise güneydeki hareketliliğin dikkatle izlendiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine güvenlik konusunda özel inisiyatif alın talimatı verdiğini söyledi. Nuh Yılmaz “Suriye yönetimi, PKK ve Lazkiye-Tartus hattındaki güvenlik sorunlarını büyük oranda çözdü. Artık iç savaş ve isyan tehdidi yok. Ancak Güneybatı-Batı (İsrail-Dürzi) koridoru dışında sıkıntı devam ediyor. Türkiye tüm gücüyle kardeş Suriye halkı ve devletinin yanında olmayı sürdürecek’ ifadelerini kullandı.
Başkent Ankara kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre, Suriye’nin sınır birliklerine zırhlı araç, elektronik sistem desteği devam ediyor. Buna ek olarak Suriye’nin bazı stratejik noktaları ve Şam Havalimanı’nın korunması kapsamında gelişmiş füze bataryaları ve radar sistemlerinin bahse konu alanlara konuşlandırılacağı ve Suriye’deki Türk askerî varlığının kalifiye uzman düzeyinde yeniden yapılandıracağı bilgisini paylaştı.
Bölge uzmanı Dr. Abdullah Manaz da İsrail için Davut Koridoru’nun kutsal bir hedef olduğunu vurguladı ve siyonistlerin kanlı güzergâh için mutlaka saldıracağını belirtti. Netanyahu’nun ABD ve İran mutabakatı sonrası yeni işgal ve saldırı ajandası hazırladığını kaydeden Manaz “Çünkü sonbahar genel seçimleri öncesinde yeni zaferlere/işgallere ihtiyacı var. Bu amaçla işgal ettiği Golan Tepeleri'ne tahkimatı artırdılar” dedi.
Dr. Abdullah Manaz, İsrail’in gözünü 70 kilometrelik Golan-Suveyda koridoruna diktiğine dikkat çekti ve şunları söyledi:
İsrail’in amacı, işgal ettiği alanı Golan’dan Dürzilerin hâkimiyetindeki Suveyda bölgesine kadar uzatmak. Son günlerde artan kara işgalleri ve MOSSAD’ın Alevi, Dürzi ve PKK-YPG üzerinden yürüttüğü faaliyetlerle Macron’un ziyaretindeki bombalı araç eylemi iç huzursuzluğu ve kaosu artırarak işgalin zeminin hazırlama hedefiyle yürütülen faaliyetler. İsrail’in planı Sur şehri ve Litani nehrinden başlayarak Suriye’nin Cebel Şeyh (Hermon) Dağı'na kadar olan çizgiyi işgal edip kalıcı olarak yerleşmek. Sur’un İsrail’in eline geçmesi demek Doğu Akdeniz, deniz sınırlarının da değişmesi ve buradan Kıbrıs’a uzanan zengin enerji yataklarının İsrail’in kontrolüne girmesi anlamına geliyor. Türkiye açısından bu durum oldukça kritik.
İsrail’in hâlihazırda Kuneytra bölgesindeki 19 yerleşim birimini işgal ettiğini belirten Manaz “Harmon ve Cebel Şeyh üzerinden Şam’ı baskılayan siyonist rejim, tıpkı Golan’da olduğu gibi öncelikle bu hattı insansızlaştırmayı hedefliyor. Sonra da Batı Şeria’da olduğu gibi buralara önce Dürzileri sonra da Yahudileri yerleştirerek İsrail haritasına dâhil edecek. Bir sonraki adım ise güneyden Fırat’a inmek olacak” ifadelerini kullandı.
Suriye güvenlik kaynakları, İsrail’in Golan’dan Suveyda’ya ulaşma amacıyla üç farklı plan üzerinde yoğunlaştığını belirtirken Suriyeli aktivist-araştırmacı Abdurrahman Dede ise muhtemel bir işgalin sadece Suriye açısından değil tüm bölge açısından ciddi değişimlere yol açacağını söyledi. İsrail’in Suriye işgal planının Lübnan’la paralel seyrettiğini ifade eden Dede, sürecin, İran geriliminin sonucuyla da doğrudan ilgili olduğunu kaydetti.