Bosna-Hersek futbolu, bugün Avrupa liglerinde ve uluslararası arenalarda adından söz ettiren bir ekolse, bu başarının harcı onlarca yıl önce Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti döneminin fabrikalarında, maden ocaklarında ve demiryollarında karıldı.
Coğrafyanın kimliğini belirleyen ağır sanayi ve işçi sınıfı kültürü, futbolu sadece bir oyun değil, faşizme, burjuvaziye ve her türlü baskıya karşı bir direniş alanı haline getirdi. Görsellerde yer alan köklü kulüplerin hikayeleri, bu futbol kültürünün ne denli sarsılmaz bir temel üzerine kurulduğunu açıkça gözler önüne seriyor.
SINIF BİLİNCİYLE DOĞAN KULÜPLER
1919’da endüstrinin kalbi Tuzla’da maden ve tuz işçilerince kurulan FK Sloboda Tuzla, "Özgürlük" anlamına gelen adının hakkını her dönem sendikal hareketlerin yanında durarak verdi. 1977’de Yugoslavya Kupası’nda finale yükselerek işçi sınıfının sesini Belgrad elitlerine duyurmayı başardılar. 1921’de Saraybosna’da makinistlerin ve demiryolcuların sesi olarak burjuva kulüplerine inat doğan FK Željezničar, efsanevi "Filozof" Ivica Osim’in aşıladığı inatçı demiryolu ruhuyla büyüdü. 1992’de stadyumu Grbavica ateşe verilip kupaları küle dönse de küllerinden yeniden doğmayı bildi.
1922’de kurulan FK Velež Mostar, amblemindeki kızıl yıldız ve "Red Army" (Kızıl Ordu) taraftar grubuyla Balkanlar’da faşizm karşıtlığının en net sembolü oldu. Savaşta stadyumlarından sürgün edilseler de pes etmeyip sıfırdan yeni bir stat inşa ettiler. 1945’te Avrupa’nın en büyük demir-çelik fabrikalarından birine ev sahipliği yapan Zenica’da kurulan FK Čelik Zenica ise ağır sanayi işçilerinin saf gücünü sahaya yansıtarak 1970'lerde iki kez Avrupa Mitropa Kupası'nı kazandı ve bir taşra takımının Avrupa'ya nasıl kafa tutabileceğini kanıtladı.
SOSYALİST DİSİPLİNDEN MODERN YILDIZLARA
Yugoslavya dönemindeki bu katı endüstriyel disiplin, dayanışma ruhu ve fiziksel güce dayalı futbol anlayışı, Bosna-Hersek’in bağımsızlık sonrası dönemdeki futbolcu havuzunun da karakterini belirledi. Savaşın yıkımını ve göçleri yaşayan o dönemin çocukları, bu sarsılmaz kulüp kültürlerinin altyapılarında yetişerek modern futbolun zirvesine tırmandı.
Bosna futbolunun dünya sahnesindeki zarafetini ve oyun zekasını anlarken ilk selamı Paris Saint-Germain tarihinin en büyük efsanelerinden biri olan Safet Sušić’e vermek gerekir. Sušić’in açtığı o estetik yoldan yürüyen Hasan Salihamidžić ise Mostar’ın kırmızı işçi harcını Bayern Münih’e taşıyarak Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna uzandı ve hırsın sembolü oldu. Bundesliga’da gol krallığı yaşayan lider karakter Sergej Barbarez de bu ilk kuşağın unutturulamaz isimleri arasında yerini aldı.
ALTIN JENERASYON
Zaman ilerleyip Bosna-Hersek bağımsızlığını kazandığında, savaşın ve göçün ortasında büyüyen çocuklar futbol dünyasını sallamaya başladı. Bugün herkesin yakından tanıdığı Edin Džeko, Željezničar’ın o yanan stadının küllerinden doğup dünya futbolunun en elit santrforlarından birine dönüştü. Onun hemen arkasında, Wolfsburg'u şampiyonluğa taşırken asist rekorları kıran Zvjezdan Misimović, Bundesliga’da fileleri sarsan Vedad Ibišević ve Juventus'tan Barcelona'ya uzanan kariyeriyle orta saha dehası Miralem Pjanić, Bosna’yı 2014 Dünya Kupası'na taşıyan altın jenerasyonun mimarları oldular. Süper Lig'de istikrarın ve profesyonelliğin kitabını yazan Edin Višća ise bu disiplinin Türkiye’deki en net karşılığı oldu.
TÜRKİYE İLE KÖPRÜ KURANLAR
Türkiye ve Bosna futbolu arasındaki bu sarsılmaz bağ aslında çok daha eskiye, 90’ların sonuna dayanıyor. Türk futbolseverlerin sevgilisi olan "Elvir"ler; yani Fenerbahçe'den Real Madrid'e uzanan sansasyonel transferiyle Elvir Baliç ve Manchester United'ın Old Trafford'daki namağlup unvanını bitiren tarihi golün sahibi Elvir Boliç, Bosna ekolünün bu topraklardaki ilk büyük elçileriydi. Kalede ise Kenan Hasagić ve Ibrahim Šehić gibi isimler, yıllarca Süper Lig'in en güvenilir eldivenleri olarak akıllarda yer etti.
Bugün Bosna futbolunun o çelik fabrikası durmuş değil, çarklar dönmeye devam ediyor. Atalanta ve Arsenal formalarıyla "Tank" lakabını alan Sead Kolašinac, Bundesliga'da Stuttgart formasıyla fırtınalar estiren yırtıcı santrfor Ermedin Demirović ve Avrupa devlerinin radarında olan genç sağ bek Amar Dedić, bayrağı efsanelerden devraldı. Bosna-Hersek, madenlerden ve fabrikalardan aldığı gücü yeşil sahada entelektüel bir oyun aklıyla birleştirmeye ve eğilmeyen dik duruşuyla yeni yıldızlar yetiştirmeye devam ediyor.
SON DÖRT DÜNYA KUPASININ İKİSİNE KATILDILAR
Geçmişin bu derin yaralarına ve zorlu sosyo-ekonomik şartlara rağmen Bosna-Hersek, bağımsız bir devlet olarak futbol sahnesinde rüştünü ispatladı. Özellikle 2014 yılında Brezilya'da düzenlenen FIFA Dünya Kupası'na katılarak tarihi bir başarıya imza atan altın jenerasyon, bu köklü futbol harcının modern dünyadaki en somut ödülü oldu. Bugün Bosna futbolu, arkasındaki demiryolu işçilerinin, madencilerin ve çelik ustalarının ruhuyla, yeni nesil yetenekleri dünya sahnesine ihraç etmeye ve eğilmeyen dik duruşunu yeşil sahada sergilemeye devam ediyor.
Odatv.com