Ana içeriğe geç

Ermenistan 7 Haziran’da parlamento seçimleri için sandık başında: Trump’ın yolu Paşinyan’dan geçiyor

Güney Kafkasya’da nüfusu 3 milyonun biraz üstünde olan bu küçük ülkeyi kimin yöneteceğine dair seçim, emperyalist çıkarların çakıştığı ve çatıştığı büyük bir sahneye dönüştürülmüş durumda.

Ermenistan 7 Haziran’da parlamento seçimleri için sandık başında: Trump’ın yolu Paşinyan’dan geçiyor
Evrensel
16

Yerevan – Ermenistan 7 Haziran Pazar günü parlamento seçimlerine gidiyor. Sadece son günlerde Avrupa Birliği, ABD ve Rusya’nın art arda yaptıkları açıklamalara bakılarak, Güney Kafkasya’da nüfusu 3 milyonun biraz üstünde olan bu küçük ülkeyi kimin yöneteceğine dair seçimin, emperyalist çıkarların çakıştığı ve çatıştığı büyük bir sahneye dönüştürüldüğünü görmek mümkün. Meselenin bir ucunda Rusya’yı olabildiğince müttefiklerinden uzaklaştırarak siyaseten zayıflatmak ve etrafındaki Batı emperyalizmi yanlısı yönetimleri genişletmek, bir ucunda ise bölgenin kimi ticaret ve enerji koridorları için faydalı coğrafi konumunu kimin kontrol edeceği ve zenginliklerini kimin yağmayacağına dair rekabet var. Ermenistan’ın mevcut Paşinyan yönetimi ise meseleyi “savaş-barış” denkleminde tutarak, hem “soykırım” ve “Dağlık Karabağ” gibi zamanında siyaseten kullandığı ama bugün ayağına dolanarak kendisini aşağı çeken tarihi konuların seçimlere etkisini azaltmak, hem de halkın “İşgal edileceğiz” korkusunu canlı tutarak iktidarını sürdürmek çabasında görünüyor. Anket şirketlerine bakılırsa destek kaybetmesine rağmen bu çabasında yine de başarılı.

Bugüne nasıl gelindi?

Çok kısaca hatırlatırsak, Ermenistan’da 2018’de “eski rejim” olarak tarif edilen ve Rusya desteğiyle zenginleşmiş siyasi sınıfa karşı başlatılan kitlesel protesto eylemleri sonucunda, Serj Sarkisyan liderliğindeki o dönem yönetimi istifa etmek zorunda kaldı ve adına “kadife devrim” denilen sürecin sonunda Nikol Paşinyan başbakan olarak atandı.

Paşinyan, eski bir gazeteciydi. 2009’da siyasi eylemleri gerekçesiyle hapse girmiş ve 2011’de afla bırakıldıktan sonra milletvekili seçilerek parlamentoya girmişti. Çeşitli muhalefet bloklarında yer aldı ve kısa sürede tanınan bir muhalif lidere dönüştü. Sarkisyan yönetiminin yarı başkanlıktan parlamenter sisteme geçiş kararını görev süresini uzatma girişimi olarak gören muhalefetin ve halkın tepkisinin birleştiği 2018 eylemleriyle hükümet istifaya zorlanınca parlamento oylamasıyla başbakan oldu. Hemen ardından düzenlenen erken seçimlerde ise liderlik ettiği blok yüzde 70 ile iktidara geldi.

Uzun süre “Ermeni soykırımı” ve “Dağlık Karabağ” politikalarına sahip çıkan Paşinyan, uluslararası sisteme daha erken adapte olmaya başlayan Azerbaycan, her yönden gördüğü yeşil ışığı takip ederek 2020’de Dağlık Karabağ’ı savaşla ele geçirdi. Savaşta 4 bin kadar Ermeni, 3 bin kadar Azerbaycanlı yaşamını yitirdi. Bölgedeki 100 binden fazla Ermeni, Ermenistan’a göç etmek zorunda kaldı. Paşinyan iki savaşın ardından da öfkeli halk protestolarıyla yüzleşti. Kimi siyasileri “darbe girişimi” iddialarıyla hapsetti. Yine de 2021 seçimlerinde, ancak bu kez çok daha az oyla, iktidara gelmeyi başardı.

O günlerde “Rusya bize yardım etmedi” diyen ve şubat 2024’te Ermenistan’ın Rusya’nın liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) üyeliğini donduran Paşinyan, bugünlerdeki seçim mitinglerinde ise Dağlık Karabağ’ı kaybetmeyi “cesur politik hamle” olarak savunuyor. Son 24 Nisan açıklamasında ise “soykırım” kelimesini hiç kullanmadı, daha önce Osmanlı Türkiye olarak kullanılan “fail”in ise son metinde tamamen ortadan kalktığını hatırlatmak gerekiyor.

Bu politikasını 2025’te ortaya attığı “Gerçek Ermenistan” sloganıyla somutlayarak asıl meselenin bugünkü resmi Ermenistan topraklarının geleceği olduğunu söylüyor. Dağlık Karabağ savaşı Paşinyan’ın halk desteğini yüzde 30’lara kadar indirdi, ama Batılı emperyalistlerin desteğini artırdı. Belli ki şimdilik Paşinyan için bu daha önemli.

Trump’ın yolu

Bölgede, Ermenistan, Azerbaycan, İran ve Türkiye’yi bağlayan siyasi gelişmelere son el atan ocak 2025’te ikinci kez iktidara gelen ABD Başkanı Donald Trump oldu. Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev bir barış anlaşması imzaladı. Barış anlaşması iki ülkenin “normalleşmesi”ni içeriyor, ama henüz yürürlüğe girmedi. Bunun için Ermenistan’ın anayasasını değiştirmesi, yani halkı ikna ederek gelecekteki anayasa referandumunu kazanması gerekiyor.

Anlaşma aynı zamanda, bugüne kadar bu dört ülkenin kontrol etmek için rekabet ettiği önemli bir koridoru da ABD kontrolüne geçiriyor. Bu hayali koridorun bugüne kadar kullanılan adı Zengezur Koridoru idi. Ancak şimdi “Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu” (TRIPP) oldu! Ermenistan topraklarıyla çevrili özerk Nahçıvan bölgesini Azerbaycan’a bağlayacak 43 kilometrelik bu yolu açacak ve yönetecek şirketin kuruluşu, Ermenistan ile ABD arasında varılan anlaşmayla resmileşti. Şirket bir ABD şirketi olacak ve hisselerinin yüzde 74’ü de ABD’ye ait olacak. 99 yıl sonra belki Ermenistan yüzde 50 hisseye sahip olabilecek ama o zamana kadar neler olacağını kestirmek güç. Anlaşmada sık sık Ermenistan’ın egemenlik hakkından bahsedilse de Ermenistan yasalarına uymayacak, vergi ödemeyecek bu şirketin ve yöneteceği yolun hakimiyetinin ABD’de olduğu açık. TRIPP kapsamında demir yolu, kara yolu, petrol ve doğal gaz boru hatları, fiber optik ve elektrik altyapı projeleri geliştirilecek. Bu kısa görünen yol Orta Asya ile Avrupa arasında da ticari köprü olacağı için boyundan daha büyük bir rant içeriyor.

Zaten anlaşmaya varılmış bu yol için son imzaların hemen seçim öncesine getirilmesi ve geçtiğimiz hafta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun toplam “40 dakikalık” acele bir ziyaretle Erivan’a gelerek imzayı atması da Paşinyan’a seçim desteği şovu oldu. Bu 40 dakikaya Ermenistan’ın nadir toprak elementlerinin ABD yağmasına açılması anlaşması da sıkışıverdi. Ve ardından Trump Paşinyan’a açık desteğini duyurdu.

Bu yolun işlevi için Türkiye ile “normalleşme” ve sınırların açılarak ticaretin başlatılması da önemli bir yerde duruyor. Daha önce “Koridoru açtırmayacağız” diyen İran savaşla kuşatılmış ve Azerbaycan enerji ve ticaret anlaşmalarıyla Batı’yla bağlarını güçlendirmişken, Türkiye ise ‘masa dışı’ bırakıldı. ABD’nin süreci ele geçirdiği için Türkiye yönetimi de planlarını ‘Trump yolu’na bağlamak zorunda kaldı. Kara sınırının açılması için Paşinyan’ın seçimi kazanması bekleniyor.

Bütün bu gelişmelerin düğüm noktası Paşinyan iktidarının devam etmesi.

Seçimi kim kazanacak?

Ermenistan’da öne çıkan 16 siyasi parti ve 2 ittifak var. Bunlar arasında başlıca beş aktör mevcut. Paşinyan ve partisi Sivil Sözleşme yüzde 32-38 bandında görünüyor. Bundan sonraki veriler Agos Yazarı Ari Kevork Demircioğlu’na ait. Demircioğlu ve Uluslararası Kriz Grubu Türkiye-Kıbrıs Direktörü Nigar Göksel, Ermenistan seçimleri hakkında yaptıkları araştırmaları çarşamba günü Hrant Dink Vakfında gazetecilerle paylaştılar.

Anketlere göre, Rusya, Ermenistan ve Kıbrıs vatandaşlığı bulunan ve basında “Rus yanlısı” olarak nitelendirilen İş İnsanı Samel Karapetyan’ın Güçlü Ermenistan İttifakı yüzde 6-10 bandında bulunuyor. Karapetyan, 2015’te kilise ile Paşinyan arasındaki krizde kiliseden taraf olmuş ve ‘darbe girişimi’ iddiasıyla ev hapsine alınmıştı. Hâlâ ev hapsinde ve seçim kampanyasına doğrudan katılamıyor.

Ülkenin geleneksel milliyetçi siyasi figürlerden Robert Koçaryan ve Taşnak Partisi ittifakı yüzde 3-4, bir başka “Rus yanlısı” denilen Gagik Sakuryan’ın Müreffeh Ermenistan’ı yüzde 3-4 ve ABD-AB yanlısı olarak nitelendirilen Arman Tatoyan’ın liberal çizgisi ise yüzde 1-2.5 oranında oy alabilir görülüyorlar. Ermenistan’da partiler için seçim barajı yüzde 4, ittifaklar için ise yüzde 8. Üç partiyi geçen ittifaklar ise yüzde 10’u aşmak zorunda.

Anketlere güvenilirse bu tablo Paşinyan’ın birinci olacağını söylüyor. Yüzde 52 çoğunluğu alamazsa koalisyon kurması için 6 günü olacak. Kuramazsa en yüksek oyu alan iki parti ikinci turda yarışacak. Yani Paşinyan’ın birinciliği ‘garanti’ görülse de zaferi garanti değil. Bu yüzden son günlerde AB ve ABD’den yoğun bir şekilde Paşinyan’a destek açıklamaları geliyor. Ari Demircioğlu’na göre Paşinyan için kritik olan katılım oranı ve yüzde 40 oranında görülen ‘kararsızlar’ olacak. Demircioğlu, bu oran içinde ‘sessiz’ Paşinyan destekçilerinin önemli bir kesimi oluşturduğu görüşünde.

Bu arada yeni kurulan “Herkese karşıyım” Partisini de bir not olarak eklemek lazım. Tek kadın başbakan adayı olan, insan hakları savunucusu Nina Karapetyan’ın partisi, 100 günlük hükümet vaadiyle dikkat çekiyor. Bu vaatler, 100 gün içinde barajı indirmek, mutlak çoğunluk zorunluluğunu kaldırmak ve bunları yaptıktan sonra istifa ederek yeni seçim yasasıyla seçime gitmeyi içeriyor.

Rusya’nın pozisyonu

Seçimler yaklaştıkça özellikle Batı’dan yükselen “Rusya tehlikesi, manipülasyonu” iddiaları arttı. Ermenistan’ın Avrupa Birliği’ne girmesi gibi yakın gelecekte mümkün görünmeyen söylemler öne çıkartılırken Rus yetkililerin ticareti ve enerji kaynaklarını kesme açıklamaları da bu süreçte etkili oldu. Ermenistan’ın Rusya’ya ekonomik bağımlılığı oldukça güçlü. Geçtiğimiz günlerde Rusya Devlet Başkanı Putin de Ermenistan’ın GSYİH’sinin yüzde 14’ünü Rusya’nın sağladığı uyarısını yaptı. Ermenistan’da Rus sermayesinin oranının ise yüzde 86 civarı olduğu belirtiliyor. AB ve ABD’den gelecek yatırım ve yardımların bu nüfuzu hızla zayıflatması olası değil. Yine de AB’nin Ermenistan ordusuna 30 milyar avro yardım yaptığını hatırlatalım.

Nergis Göksel’e göre Batı medyası Rusya dezenformasyonu ve Paşinyan’ın “Batı yanlılığı” iddiasını özellikle abartıyor ve Rusya’nın olası yokluğunu AB’nin ya da sınırlar açılırsa Türkiye’nin kısa sürede kapatması mümkün değil.

Ya Ermenistan halkının çıkarları?

Tüm bu tartışmalarda görüldüğü üzere, Ermenistan halkının ihtiyaçları ikinci planda kalmış durumda. “Eski oligarklar”a karşı olarak iktidara gelenler ülkenin yeni rotasını bir Amerikan oligarkıyla anlaşarak çizmeye çalışırken bunu da “barış” adı altında halka sunuyor. Geleneksel siyasetçilerin halkın gözünde değeri şimdilik yok görünürken, en öndeki muhalif isimler de “Rusya yanlısı” olsunlar ya da olmasınlar Ermenistan’ın da üzerinden geçen bir jeopolitik çıkar ağının ilmiklerine yapışmış görünüyorlar.

Ari Demircioğlu, tüm seçim kararsızlığına ve kararlı öfkesine rağmen Ermenistan halkının sandıktaki eğilimlerinin öfkeden çok korkunun belirleyeceğini söylüyor. Ermenistan seçimlerine dair okuduğum-izlediğim kimi başka tartışmalarda da bu korku, “Ermenistan da Karabağ gibi işgal edilebilir” korkusu olarak tarif ediliyor. Batı’ya yaklaşma ve TRIPP gibi anlaşmalar ise bu işgal ihtimaline karşı bir “güvenlik” duvarı olarak lanse ediliyor. Ancak dünya tarihi herhangi bir emperyalist kampa bağlanmanın barış ve güvenlik getirmediğine dair derslerle dolu. Dört yıldır Avrupa’yı savaş alanına çeviren ve daha büyük savaşlara hazırlık yapan; üç yıldır Filistin halkına yönelik soykırımı siyasi ve askeri olarak destekleyen ve halihazırda Ermenistan’ın komşusu İran’a bomba yağdıran güçlerin herhangi bir ülkede barışın garantisi olması gerçekçi görünmüyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler