Yılın ikinci çeyreğine dair açıklanan makroekonomik veriler, ülke genelinde teknik resesyon riskinin ve durağan ekonomik görünümün kademeli olarak aşıldığını gösteriyor. Mayıs ayında kaydedilen %0,1'lik Gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) genişlemesinde; bilgi teknolojileri, bilgisayar programlama, reklamcılık ve finansal enstrümanları barındıran geniş hizmetler grubu ana sürükleyici oldu. Tüketici harcamalarındaki toparlanma eğilimi ve dönemsel iç talep canlanması, özellikle perakende hacmine ve teknoloji odaklı hizmet sunumu yapan işletmelere doğrudan katkı sağladı. Resmi istatistiklere göre hizmetler sektörü, nisan ayındaki durgunluğun ardından mayısta %0,3 oranında büyüme kaydederek performansını güçlendirdi. Özellikle tıp bilimlerindeki araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile ilaç sanayindeki üretim artışı, aylık bazdaki bu toparlanmayı destekleyen alt kırılımlar arasında öne çıktı. Bilgisayar programlama ve reklamcılık alanındaki canlanma, kurumsal harcamaların nisan ayındaki daralmanın ardından yeniden hız kazandığını ortaya koydu. Tüketiciye yönelik hizmet kollarında gözlenen bu direnç, küresel enerji krizinin hanehalkı harcanabilir geliri üzerindeki baskısına rağmen iç piyasayı ayakta tuttu. Bu durum, yılın ikinci çeyreğinde ekonomik aktivitenin genel olarak beklenenden daha sağlıklı bir zemin üzerinde ilerlediğini tescilledi.
İnşaat sektöründeki düşüş genel tabloyu bozamadı
Genel ekonomik genişleme eğilimine karşın, inşaat ve yapı sektöründe dönemsel bir daralma dalgası göze çarptı. Sektör, yüksek borçlanma maliyetleri ve artan kredi faizlerinin konut yatırımlarını baskılamasıyla mayıs ayında %0,8 oranında küçülme kaydetti. Altyapı projelerindeki yavaşlama ve mimarlık firmalarının faaliyetlerindeki azalış, inşaat grubundaki bu negatif görünümü derinleştiren ana unsurlar oldu. Ancak hizmetler sektörünün ortaya koyduğu güçlü performans, yapı faaliyetlerindeki bu kaybı makro ölçekte tek başına dengelemeyi başardı.
Sıkı para politikası beklentileri kuvvetleniyor
Ekonomik aktivitenin nisan ayındaki düşüşün ardından yeniden artıya geçmesi, merkez bankasının para politikası patikasına yönelik projeksiyonları doğrudan etkiledi. Küresel jeopolitik krizin tırmandırdığı maliyetlere rağmen büyümenin sürmesi, enflasyonist risklerin piyasada canlı kaldığını gösteriyor. Bu durum, fiyat istikrarını önceliklendiren kurul üyelerinin sıkı para politikası duruşunu koruma eğilimini kuvvetlendiriyor. Finansal piyasalar, açıklanan büyüme verisinin ardından yakın vadeli faiz indirimi ihtimallerini hızla aşağı yönlü revize etti. Erken bir gevşeme adımının iç talebi körükleyerek enflasyonu yukarı taşıyabileceği endişesi, politika yapıcıları temkinli kalmaya zorluyor. Verinin ardından uluslararası piyasalarda sterlinin küresel para birimleri karşısındaki konumu yukarı yönlü bir ivme kazandı. Tahvil getirilerinde gözlenen hafif yükseliş de piyasanın yüksek faiz ortamına yönelik fiyatlamasını yansıtıyor. Yeni maliye politikası detayları netleşene kadar, para politikasındaki bu katı duruşun piyasa oynaklığını ve volatiliteyi sınırlaması hedefleniyor. Yatırımcıların ve işletmelerin borçlanma maliyetlerindeki bu yüksek seyre göre pozisyon alması, kısa vadede kredi hacmini baskılayabilir. Özetle, makro verilerin ağırlığı, ekonomik istikrarı sağlama yolunda sıkı finansal koşulların kaçınılmaz bir araç olarak masada kalacağını teyit ediyor.