Küresel ısınma, biyolojik çeşitlilik kaybı, kaynak kıtlığı gibi çevresel felaketler ve bunların beraberinde getirdiği belirsizlikler, bireylerin gündelik hayatında ve gelecek algısında giderek daha fazla yer tutmaya başladı. Bu durumun yol açtığı kaygı ve çaresizlik hissi olarak tanımlanan eko-anksiyete ise çalışanların esenliğini olumsuz etkiliyor. Kurumsal esenlik çözümü Wellbees’in yaptığı araştırma, iklim ve çevre kaynaklı kaygının iş dünyasındaki boyutlarını ortaya koydu.
YÜZDE 56 ENDİŞELİ, YÜZDE 18 GÜNLÜK HAYATINI ETKİLEYEBİLECEK KADAR ENDİŞELİ
Platformun Türkiye’deki kullanıcılarına yönelik yaptığı araştırmaya 35 şirketten 680 çalışan katıldı. Araştırmada çalışanlara iklim değişikliği ve çevresel sorunlardan endişe duyup duymadıkları soruldu. Katılımcıların yüzde 56,9’u mevsim değişiklikleri ve çevresel etkilerde endişe duyduğunu (bazen) söylerken yüzde 18,7’si günlük hayatını etkileyebilecek kadar endişelendiğini (sık sık), yüzde 4,9’u ise kararlarını bu kaygıyla alacak kadar (her an) endişe hissettiğini ifade etti.
EKO-ANKSİYETE
Bu sonuçlar, yaklaşık her 5 çalışandan 4’ünün (yüzde 80,5) iklim ve çevre kaynaklı kaygı yaşadığını gösterdi. ‘Sık sık’ veya ‘her an’ diyen çalışanlar dikkate alındığında, yaklaşık her 4 çalışandan 1’i (23,6) bu kaygıyı daha yoğun hissediyor; bir başka deyişle eko-anksiyete yaşıyor.
İKLİM KRİZİNDEN HİÇ KAYGILANMAYANLARIN ORANI YÜZDE 6,5
Öte yandan çalışanların yüzde 13’ü iklim ve çevre krizinin yalnızca büyük doğa olayları yaşandığında aklına geldiğini (nadiren) belirtti. Bu krizlerin aklına ‘hiç’ gelmediğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 6,5’te kaldı.
EKO-ANKSİYETE ÇALIŞANLARIN KAYGI HARİTASINI DEĞİŞTİRİYOR
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu, "Dünya genelinde yaşanan çoklu belirsizlik ortamı kaygı ve stresi artırıyor. Bireyler artık gününü ve geleceğini yalnızca kariyer, gelir ya da iş güvencesi üzerinden düşünmüyor; yaşadığı şehrin havasını, su kaynaklarını, gıda güvenliğini, çocuklarının büyüyeceği dünyayı da bu hesabın içine katıyor. Bu nedenle eko-anksiyete, dönemsel bir hassasiyet ya da çevre gündemine verilen duygusal bir tepkinin ötesine geçti. Geçen yıl yayımladığımız Esenlik Araştırması’nda, eko-anksiyetenin genel esenliği azalttığını ve tükenmişlik hissini artırdığını görmüştük. Yeni araştırmamız ise bu başlığın iş dünyası için giderek daha somut ve kalıcı bir gündeme dönüşmesi gerektiğine işaret ediyor" dedi.
Odatv.com