DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, hayvan hakları savunucuları ile birlikte Meclis'te basın toplantısı düzenledi. Temmuz 2024'te Meclis'ten geçen hayvan haklarına yönelik yasal düzenlemeyi "katliam yasası" ve "ölüm fermanı" olarak nitelendiren Koca, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bu yana "sokaklarda ve barınaklarda kıyım yaşandığını" belirterek, çözümün "öldürmekten değil, yaşamdan yana tavır almaktan geçtiğini" vurguladı.
Temmuz 2024 yılında yasalaşan düzenlemenin arkasındaki siyasi iradeyi ve sonrasındaki süreci eleştiren Koca, "Şiddetin normalleştirilmesi için geçirilen hayvan katliam yasası bu Meclis'ten geçtiği andan itibaren ülkemiz ne yazık ki kan kokmaya başladı, ölüm kokmaya başladı" dedi.
"HAYVAN DÜŞMANLIĞI, ÖLÜM, KATLİAM GÜNDELİK YAŞAMIN BİR PARÇASI HALİNE GETİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR"
Yasanın uygulanmaya başlanmasıyla birlikte güvenli olarak gösterilen alanların ve sokakların durumuna değinen Koca, "Sokaklarda şiddetin normalleştirildiği, barınakların ölüm ve katliam koktuğu bir gerçekliğin içerisindeyiz. Ne yazık ki sokaklarda hayvanlar katliama uğramaya devam ediyor ve hayvan düşmanlığı, ölüm, katliam gerçekliği ülkemizde gündelik yaşamın bir parçası haline getirilmeye çalışılıyor" ifadelerini kullandı.
"ÖLÜMDEN YANA DEĞİL, YAŞAMDAN YANA TAVIR ALIN"
Koca, ölüm politikaları yerine alternatif çözüm yollarının ve bilimin rehberliğinin esas alınması gerektiğini belirten Koca, "'Ölümden yana değil, yaşamdan yana tavır alın, pozisyon alın, yaşam hakkını güvence altına alacak bir yasayı bu Meclis 2019'da komisyon raporunda çıkarttığı gibi bu Meclis anayasal, yasal bir yaptırım haline getirebilir' dedik. 'Bu kıyım yasasına karşı yaşamın yasasını, bilimin yasasını hep birlikte yapalım' dedik. Ama o günden bu yana ne yazık ki yaşam değil, ölüm naraları bu Meclis'in öncülüğünde yükselmeye devam ediyor" şeklinde konuştu.
"BİZİM ÖLÜME DEĞİL, KATLİAMA DEĞİL, YAŞAMA İHTİYACIMIZ VAR"
Karamsarlığa kapılmayacaklarını ve yaşamı savunma kararlılığından vazgeçmeyeceklerini kaydeden Koca, "Bu karanlığa karşı yaşamı ilmek ilmek yaşam hakkı savunucularıyla, hayvan hakkı savunucularıyla birlikte örmeye, örgütlemeye çalışıyoruz. Çünkü bizim ölüme değil, katliama değil, yaşama ihtiyacımız var. İşte bugün çözümün öldürmekten geçmediğini bir kez daha bu katliam yasasının ikinci yıl dönümünde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden hep birlikte haykırmak için bu kürsüdeyiz" dedi.
VETERİNER HEKİM BAŞYİĞİT: "POPÜLASYON ÖLDÜREREK KONTROL ALTINA ALINAMAZ"
DEM Partili Koca'nın ardından konuşan veteriner hekim Ceren Başyiğit, veteriner hekimliğin sadece hayvanları tedavi eden değil, halk sağlığını, biyogüvenliği ve canlı haklarını koruyan bir kamu hizmeti olduğunu söyledi.
"EKOLOJİDE BUNA 'VAKUM ETKİSİ' DENİR"
Veteriner hekimlikte onlarca yıldır bilinen temel bir gerçeğe işaret eden Başyiğit, "Bir bölgede popülasyon yapay olarak azaltıldığında çevreden yeni hayvanlar gelir ve kalanların üreme başarısı artarak aynı denge yeniden oluşur. Ekolojide buna 'vakum etkisi' denir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü kitlesel toplamayı değil; kısırlaştırma, aşılama ve yerinde popülasyon yönetimini önermektedir" dedi.
"ROMANYA 13 YIL BOYUNCA KİTLESEL ÖLDÜRME POLİTİKASI UYGULADI AMA OLMADI"
Dünyadaki uygulamalardan örnekler vererek kitlesel öldürme politikalarının sonuç vermediğini belirten Başyiğit, "Bunun en somut başarısızlık örneği Romanya'dır. Romanya 13 yıl boyunca kitlesel öldürme politikası uygulamış, ancak ne popülasyonu kontrol altına alabilmiş ne de halk sağlığını koruyabilmiştir. Buna karşın 'Kısırlaştır, Aşıla, Yerinde Yaşat' modelini başarıyla uygulayan Tayland, İtalya, İspanya, Bulgaristan ve Ukrayna gibi ülkeler popülasyonu ve zoonoz hastalıkları kontrol altına almayı başarmıştır" ifadelerini kullandı.
AVUKAT AYAZ: "YILLARCA UYGULANMAYAN POLİTİKALARIN BEDELİ HAYVANLARA ÖDETİLİYOR"
Yaşamdan Yana Avukatlar adına açıklamalarda bulunan Sinan Ayaz, ülkenin dört bir yanında yaşanan durumun münferit olmadığını, aksine sistematik bir ihlal tablosuyla karşı karşıya kalındığını belirterek, yaşanan katliamlara son verilmesi çağrısında bulundu.
"BELEDİYE BAKIMEVLERİNDE HAYVANLAR AÇLIK, SUSUZLUK, HASTALIK SONUCU ÖLÜME TERK EDİLDİ"
Mevcut mevzuata göre idarenin sorumluluklarını hatırlatan Ayaz, 5199 sayılı Kanun'un idareye hayvanları koruma, tedavi etme ve uygun koşullarda barındırma sorumluluğu yüklediğini ifade etti. Ayaz, "Türkiye'nin birçok yerinde belediye bakımevlerinde hayvanların bilinçli bir şekilde açlık, susuzluk, hastalık sonucu ölüme terk edildiğini, hatta vahşi yöntemlerle öldürüldüğünü açıkça göstermektedir. Bu tablo münferit olaylarla açıklanamaz. Bilakis bu tablo; yaşam hakkının sistematik biçimde ihlal edildiği bir tablodur. Bugün karşınızda duran acı gerçek şudur: Yıllarca uygulanmayan kamu politikalarının bedeli hayvanlara ödetilmektedir. Oysa bir hukuk devletinde, kamu kurumlarının görevlerini yerine getirmemesi sonucu korunması gereken canlıların katledilmesi olamaz" şeklinde konuştu.
Koca ve hayvanseverler taleplerini şöyle sıraladı:
"1- Kamuoyunda “Katliam Yasası” olarak bilinen yasa derhal geri çekilmeli, hayvanların yaşam ve özgürlük haklarını güvenceye alan bilimsel, etik ve vicdani temelde yeniden düzenlenmeli, 5199 sayılı kanunun 6. maddesindeki “kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” ilkesi korunmalı. Meclis Hayvan Hakları Komisyonu yeniden toplanmalı ve demokratik temsil gözetilerek oluşturulan yeni yasayla, hayvanların yaşam ve özgürlük hakları anayasal güvence altına alınmalıdır.
2-Toplamalar ve hapsetmeler derhal durdurulmalı. Barınak denen esaret ve ölüm kampları, hayvan hastanesi ve rehabilitasyon merkezine dönüştürülmelidir. Mevcut barınaklar tedavi merkezine dönüşene kadar, barınaklardaki her bölümün net şekilde sürekli gözlenebildiği kamera sistemine geçilmeli. İcapçı veteriner hekim uygulaması tamamen kalkmalı, her il ve ilçede 7/24 çalışan veteriner hekim ve teknik personel sayısı artırılmalıdır.
3-Kırsaldan başlayıp merkezleri kapsayacak şekilde, etkin kısırlaştırma programları hayata geçirilmelidir. Tüm şehirlerin ilçe ve beldelerinde küçük çaplı, uygun maliyetli, sürdürülebilir Kısırlaştırma ve İlk Yardım Üniteleri kurulmalıdır.
4- “Pet” olarak kategorize edilerek bir ürün gibi alınıp satılabilen tüm hayvanların, üretim ve satışı yasaklanmalı, düzenli denetimler ve raporlamalar kamuoyuyla paylaşılmalı, yasağa aykırı hareket ederek suç işleyenlere caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.
5- Hayvana şiddete, yatarı olan caydırıcı cezalar getirilmeli ve hayvana şiddeti kurumsal hale getiren yerel yönetimler de bu kapsama alınmalıdır.
6- Sahiplendirme süreçleri devlet teşvikleriyle desteklenmeli, zorlaştırıcı tüm bürokratik engeller ortadan kaldırılmalıdır.
7- Okul öncesinden başlamak üzere tüm eğitim müfredatlarına hayvanların yaşam ve özgürlük haklarıyla ilgili eklemeler yapılmalı; hayvan fobisinin ve hayvanlara kötü muamelenin engellenmesi için çalışmalar yapılmalıdır.
8-Hayvanlarla birlikte yaşamamızı kolaylaştıracak bilgilendirici kamu spotları yayınlanmalıdır.
9- Toplumun huzurunu ve barışını bozacak şekilde hayvanları hedef haline getiren, hayvanlara ve hayvan hakkı savunucularına yönelik şiddeti körükleyen yazılı ve sözlü medya şirketlerine ve sorumlularına caydırıcı idari para cezaları getirilmeli, toplumu kin ve düşmanlığa sevk eden Güvenli Sokaklar Derneği ve benzeri tüm oluşumlar kapatılmalı, yöneticileri yargılanmalıdır."
Odatv.com