Özellikle çocukları hastanelik eden ısırığıyla meşhur Asya Kapan sivrisineği, son günlerde İstanbul'da kendini iyiden iyiye göstermeye başladı.
Özellikle çocuklarda ciddi semptomlara yol açabilen bu türle ilgili olarak Marmara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Turan ve Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
'SAĞLIK AÇISINDAN TEHLİKELİ TÜRLER ARASINDA'
Yavuz Turan “Öncelikle şunu belirtmek isterim. Bu türün bilimsel adı Aedes albopictus. Güneydoğu Asya kökenli olan bu sivrisinek tropik ve subtropik bölgelerde yaşıyor. 2011 yılında ilk defa Türkiye’de görülen bu tür uluslararası taşımacılıkla, ithalat-ihracat yoluyla Türkiye’ye giriş yaptı” ifadeleriyle sivrisineği ilk olarak görüldüğünü ve özelliklerini açıklarken, bu türü diğerlerinden ayıran farklarını da şu sözlerle aktardı:
“Bu türün diğer türlerden farklarından bir tanesi gündüz de aktif olması ve beslenmek için insana yoğun saldırmasıdır. Ayrıca türün adaptasyon yeteneği çok fazla ve bulunduğu ortama rahatlıkla adapte olabiliyor. Ayrıca taşımış olduğu viral patojenlerden dolayı da tür sağlık açısından tehlikeli türler arasına yer alıyor.”
'GÜNDÜZ SAATLERİNDE DE ISIRIYOR, KENT YAŞAMINA UYUM SAĞLADI'
Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, “Asya Kaplan sivrisineği diğer sivrisineklerden biraz daha saldırgan davranabilen, gündüz saatlerinde de ısırabilen ve şehir yaşamına uyum sağlamış bir türdür. Ancak burada şunu net söylemek gerekiyor: Her büyük şişlik veya yara doğrudan ‘zehirli sinek’ anlamına gelmiyor” dedi ve bu türün ısırığının tehlikelerini anlattı:
'ÇOCUKLARDA BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ GÜÇLÜ YANIT VERİYOR'
"Çocuklarda bağışıklık sistemi sivrisineğin tükürüğündeki proteinlere bazen çok güçlü yanıt veriyor. Bu nedenle ısırık yerinde büyük kızarıklık, sert şişlik, yoğun kaşıntı ve bazen su toplaması gelişebiliyor.
Hastanelik eden tablo çoğu zaman iki nedenle oluyor: Birincisi aşırı alerjik reaksiyon, ikincisi de çocuğun kaşıması sonucu derinin açılması ve bu bölgeye bakterilerin yerleşmesidir. Yani olay sivrisinek ısırığıyla başlıyor; kaşıma, tahriş ve enfeksiyon eklenirse yara büyüyor, iltihaplanıyor ve tedavi gerektirebiliyor.
'HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN CİDDİYE ALINMALI'
Tehlikenin boyutu açısından halkı paniğe sevk etmek doğru değil. Ama bu türün kalıcı hale gelmesi, yaşam kalitesini bozan ısırık reaksiyonlarını artırması ve teorik olarak bazı virüsler açısından vektör potansiyeli taşıması nedeniyle halk sağlığı açısından ciddiye alınmalıdır."
'TÜRKİYE'DE KALICI OLABİLİR'
Yavuz Turan, bu türün ülkemizde kalıcı hale gelip gelmediği sorusunu, “2011 yılında girmiş ve halen aktif olarak yayılım göstermesi bu sorunun cevabını veriyor aslında. Evet kalıcı olabilir. Bunun birkaç sebebi var” diye yanıtladı.
'KARADENİZ'İN NEMLİ HAVASI VE KENTLEŞME'
“Bu tür tropik ve subtropik bölgelerde yaşıyor. Ülkemizde bilindiği üzere farklı iklim koşulları var” diyen turan Asya Kaplan sivrisineğinin kalıcı olma sebepleri şu sözlerle anlattı:
“Akdeniz bu sinekler için çok uygun ama Karadeniz’de de bu türün yoğun görünme sebebi özellikle kıyı kesimlerinin nemli ve ılıman bir iklime sahip olması, belki de en önemlisi olarak kentleşme sorunsalı. Şehirlerde asfalt, beton ve yoğun yapılaşmanın olması ile buralarda mikroklimalar oluşuyor. Bu sayede bu sinekler için de uygun bir ortam sağlanmış oluyor.”
SALGIN RİSKİ TAŞIYOR MU?
Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, “Asya Kaplan sivrisineği dünyada dang, chikungunya ve Zika gibi bazı virüsleri taşıyabilen bir sivrisinek türü olarak biliniyor. Ancak bir sivrisineğin bu hastalıkları taşıyabilme kapasitesinin olması, her ısırığın bu hastalıkları bulaştıracağı anlamına gelmiyor” diye konuştu.
İSTANBUL'DA SALGIN MI VAR?
“Türkiye ve İstanbul açısından bugün ailelerin ‘çocuğumu sivrisinek ısırdı, acaba Zika veya Dang mı oldu?’ diye panik yapmasını gerektiren yaygın bir yerli salgın tablosundan söz etmek doğru olmaz. Zika ve dang açısından asıl dikkat edilmesi gereken durum, bu hastalıkların sık görüldüğü ülkelere seyahat öyküsüdür” diyen Diktaş şunları söyledi:
'SİVRİSİNEK ÜREME ALANLARI AZALTILMALI'
“Batı Nil Virüsü Türkiye’de dönem dönem görülebilen bir enfeksiyondur; ancak Batı Nil Virüsü’nün klasik taşıyıcısı daha çok Culex türü sivrisineklerdir. Yani İstanbul’da sivrisinek mücadelesi önemlidir ama her Asya Kaplan sivrisineği ısırığını doğrudan ağır viral hastalık gibi değerlendirmek doğru değildir. Burada doğru mesaj şudur: Paniğe gerek yok, fakat düzenli vektör mücadelesi, sivrisinek üreme alanlarının azaltılması ve şüpheli ateşli hastalıklarda seyahat/temas öyküsünün sorgulanması gerekir.”
'SU KAPLARINI HER GÜN DEĞİŞTİRMEK GEREKİYOR'
Yavuz Turan, bu sinek çeşidinin üreme alanlarına da dikkat çekerek, “Her zaman derslerde de öğrencilere hatırlatıyorum; sokak hayvanları için özellikle yaz aylarında su koyuyoruz çok güzel, ama takibini yapmıyoruz. Oraya bıraktığımız su içerisine uygun ortam olduktan sonra bu sinekler çok sayıda yumurta bırakacaktır ve çok kısa sürede üreyebileceklerdir. O yüzden koyduğumuz su kaplarını hemen her gün kontrol edip değiştirmemiz gerekiyor. Bunun dışında çok fazla lastik atığı oluyor ve bir yağmur ile bunları içi ufak bir göl haline geliyor. Bu da bu sineklere çok uygun ortamlar sağlıyor. Bunlar sadece iki örnek. Bunun gibi ufak su birikintisine çok rahatlıkla bu türler yumurtalarını bırakabilirler.” uyarısında bulundu.
ISIRILIRSAK NE YAPMALIYIZ?
Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, “Ailelerin ilk yapması gereken şey ilaçtan önce basit ama etkili önlemlerdir: Isırılan bölge sabunlu suyla yıkanmalı, soğuk uygulama yapılmalı, çocuk kaşımamaya yönlendirilmeli ve tırnakları kısa tutulmalıdır. Kaşıma engellenemezse yara derinleşir ve enfeksiyon riski artar” dedi ve sırasıyla yapılması gerekenleri anlattı:
"- Kaşıntı ve şişlik belirginse, yaşa ve kiloya uygun antihistaminikler hekim veya eczacı önerisiyle kullanılabilir. Bu ilaçlar kaşıntıyı azaltarak çocuğun yarayı kaşımasını önlemeye yardımcı olur.
- Kortizonlu kremler ise yalnızca uygun durumda, kısa süreli ve ince tabaka halinde kullanılmalıdır. Açık yara, akıntı, irin, kabuklanma veya enfeksiyon şüphesi varsa kortizonlu krem gelişigüzel sürülmemelidir; çünkü enfeksiyonu maskeleyebilir veya kötüleştirebilir.
- Kortizonlu şurup veya sistemik kortizon ise sıradan sivrisinek ısırığında rutin kullanılmaz. Çok yaygın, ciddi alerjik reaksiyonlarda veya özel durumlarda hekim kararıyla düşünülür.
- Ateş, akıntı, hızla yayılan kızarıklık veya ağrı varsa evde tedaviyle oyalanmamak gerekir."
Kaynak: Hürriyet