Ana içeriğe geç

Bilim insanları insan ömrünün limitini açıkladı: Biyolojik olarak en fazla 150-190 yıl

Rusya'da yapılan yeni bir araştırma, tüm hastalıklar yok edilse bile hücrelerde biriken DNA mutasyonları nedeniyle insan ömrünün biyolojik olarak en fazla 150-190 yıl arasında sınırlı olduğunu ortaya koydu.

Bilim insanları insan ömrünün limitini açıkladı: Biyolojik olarak en fazla 150-190 yıl
Karar
16

Rusya'da yürütülen yeni bir bilimsel araştırma, tüm yaşlanma karşıtı tedaviler veya ilaçlar geliştirilse dahi sonsuz yaşamın biyolojik açıdan mümkün olmadığını ortaya koydu. Bilim insanları, hücrelerde zaman içinde biriken rastgele DNA mutasyonlarının insan ömrü üzerinde aşılamaz temel bir sınır oluşturduğunu belirledi.

SOMATİK DNA MUTASYONLARI ORGAN İŞLEVLERİNİ DURDURUYOR

Rusya'daki Skolkovo Bilim ve Teknoloji Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen çalışmada, yaşlanmaya bağlı tüm hastalıklar ortadan kaldırılsa ve vücuttaki biyolojik yıpranmalar engellense bile sürecin durdurulamayacağı tespit edildi. Hücrelerde biriken somatik DNA mutasyonlarının zamanla organların işlevlerini durduracak seviyeye ulaştığı kaydedildi.

Bilgisayar simülasyonları ve matematiksel modellemelere dayandırılan senaryoya göre, tüm hastalıkların kökü kazınsa dahi ortalama insan ömrünün en fazla 150 ila 190 yıl arasında kalabileceği öngörülüyor.

KALP VE BEYİN HÜCRELERİNİN YENİLENEMEMESİ SINIRI BELİRLİYOR

Sciencealert'te yer alan habere göre; geliştirilen matematiksel modelleme, yaşlanma sürecindeki en büyük belirleyicinin organsal düzeydeki hücre yenilenmesi olduğunu gösteriyor. Karaciğer ve deri gibi dokular kendilerini sürekli yenileme kapasitesi sayesinde mutasyonlu hücreleri temizleyebilirken, beyin ve kalp gibi hayati organlardaki hücrelerin neredeyse hiç yenilenmediği vurgulanıyor. Yıllar içerisinde bu uzun ömürlü hücrelerde biriken hasarlı DNA'lar, organların çalışamaz hale gelmesine yol açarak insan ömrünün nihai sınırını çiziyor.

HEDEF ÖMRÜ UZATMAK DEĞİL, KALİTELİ YAŞLANMAK

Araştırmayı yürüten uzmanlar, elde edilen verilerin kesin bir kehanet olmadığını, yaşlanma mekanizmasını anlamaya yönelik matematiksel bir model sunduğunu ifade ediyor. Günümüzde insanların bu teorik sınırdan daha kısa yaşaması, yaşlanmanın tek sebebinin DNA mutasyonları olmadığını ve sürecin daha karmaşık faktörlerle şekillendiğini gösteriyor.

Biyolojik süreçlerin yaşlanmaya katkısını ölçmeyi kolaylaştıran bu çalışma; gelecekte ana hedefin ömrü uzatmaktan ziyade, ilerleyen yaşlarda daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmeyi sağlayan tedavilere odaklanılması gerektiğini ortaya koyuyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler