Muhafazakâr köşe yazarları, Ekrem İmamoğlu-Raşid el-Gannuşi benzetmesi üzerinden karşı karşıya geldi.
Tartışma, Ahmet Taşgetiren'in Karar'daki köşesine taşıdığı yazıyla alevlendi. Taşgetiren, pazar günü yayınlanan yazısında, ideolojik olarak taban tabana zıt görünseler de İmamoğlu ile Gannuşi'nin paralellik taşıdığını belirtti.
İMAMOĞLU-GANNUŞİ BENZERLİĞİ
Taşgetiren, Gannuşi'nin, "Arap Baharı diye nitelenen sürecin öncü rolüne sahibi olduğunu ve İslâm ile demokrasi arasındaki ilişkiyi, bu coğrafyanın diktatörlerine karşı bayraklaştırmasını" "paralellik" olarak niteledi.
Yazısının devamında Taşgetiren, "İlginç olan şu, gelinen noktada iki ülkede de sistemin 'Yargı' üzerinden işleyen bir otoriterliğe dönüşmüş olması..." diye devam etti.
Yasin Aktay'ın 6 Haziran'da yayınlanan YeniŞafak'taki yazısında Gannuşi'yi ele aldığına dikkat çeken Taşgetiren, yazıda Gannuşi ile İmamoğlu arasında bir bağ kurulmadığının altını çizdi.
AKTAY'DAN YANIT
Dün YeniŞafak'taki köşesinde Taşgetiren'e yanıt veren Aktay, Gannuşi ile İmamoğlu'nu benzetmenin "münasebetsizlik" ve "ölçü kaybı" olduğunu belirtti.
Aktay, Gannuşi'ye yöneltilen suçlamaların "uydurma" olduğunu ancak CHP'li belediyelere dönük yürütülen soruşturmaların CHP'den gelen ihbarlara, belge ve iddialara dayandığını belirtti.
Gannuşi'nin önce tasfiye edilmek istendiğini, ardından suç dosyalarının geldiğini belirten Aktay, CHP'li belediyeler için önce iddiaların çıktığını ardından hukuki sürecin başladığını ifade etti.
"Daha da vahimi" diye devam eden Aktay, "Gannuşi gibi İslam dünyasının düşünce ve siyaset tarihinde özel bir yeri olan bir şahsiyeti, belediye ihaleleri, çıkar ağları, parti içi hizip savaşları ve koltuk kavgalarıyla anılan bir siyasi figürle aynı zeminde konuşmaktır. Bu, Gannuşi’ye de haksızlıktır; Tunus halkının yaşadığı büyük demokratik yıkıma da saygısızlıktır" ifadelerine yer verdi.
TAŞGETİREN'DEN İKİNCİ YAZI
Aktay'ın cevabının ardından bugün Taşgetiren tartışmayı sürdürdü. "O benim çizgimi 'Erdoğan’a öfke? İmamoğlu’na bağlılık?' ihtimalleri içinde okuduğu için bütün yazıyı da bu perspektife oturtmuş" ifadelerini kullanan Taşgetiren, böyle bir tavrı olmadığını savundu.
Taşgetiren, "Kurulu düzenin tepe noktasında Erdoğan var, kurulu düzen en çok yargı alanında S.O.S veriyor" diye devam etti.
Aktay'ın, "Benzer görünen tek şey, yargının siyasetteki rolü üzerine yapılan tartışmalardır" ifadelerini alıntılayan Taşgetiren, iki ismin ideolojik açıdan benzemediğini ancak yargı sürecinin siyasallaştığını ilk yazısında vurguladığını hatırlattı.
'HABERSİZ GÖZÜKÜYOR'
Taşgetiren, "Yasin Aktay 'Türkiye’de Yargıya güvenin aşınması' gibi, 'İmamoğlu’na yönelik yargı etkinliklerinin siyasi saikle yürütüldüğü' gibi bir kamuoyu algısının varlığından habersiz gözüküyor" diye devam etti.
Taşgetiren, İmamoğlu'nun yargılandığı "Casusluk" davasını ise, "Dört kişiden oluşmuş bir casusluk örgütü iddiası? Başında Hüseyin Gün mü var Ekrem İmamoğlu mu belli değil. Kime casusluk yapıyorlar belli değil" ifadeleriyle eleştirdi.
"Bunları iddianame haline getiren kişiyi siz almış, Adalet Bakanı yapmışsınız. Adalet Bakanı hakimlerin sicilini takip eden HSK’nın da başkanı..." ifadelerine yer veren Aktay, şöyle devam etti:
"Bunlar ilgilendirmiyor mu bu ülkenin bir aydını olarak Yasin Aktay’ı? Herhangi tek insana yapılan hukuksuzluk diye bir gündemi yok mu Yasin Aktay’ın?"
Taşgetiren, yazısını Aktay'a yönelttiği bir soruyla bitirdi: "24 yıl önce heyecanla parti adı yapılan 'Adalet' sizin neyiniz olur? Hani 'kin duyduğunuz kişilere karşı bile adalet uyarısı' vardı ya Kitab-ı Kadim’in? Onun neresindesiniz?"
Odatv.com