Evrensel Gazetesi yazarı Aras Coşkuntuncel, bugünkü yazısında ABD'deki iç ve dış politik gelişmeleri, kapitalist sömürü mekanizmalarını ve derinleşen toplumsal krizi çarpıcı örneklerle ele aldı. ABD’de emekçilerin sokak ortasında maskeli polislerce infaz edildiğini, halkın endüstriyel çiftliklerden yayılan bakterilerle boğuştuğunu ve iklim kriziyle gelen "orman yangınlarının dumanını soluduğunu" belirten Coşkuntuncel, tüm bu başlıkların aynı sömürü, kâr ve barbarlık düzeninin tezahürleri olduğunu vurguladı. Yazar, bu kriz ortamının ortasında ABD yönetiminin toplumsal muhalefeti bastırmak için tanıdık antikomünist söylemlere sarıldığını ifade etti. Yazar, birbirinden bağımsız gibi görünen tüm bu başlıkların "aynı kapitalist emperyalist sömürü, kâr ve barbarlık düzeninin tezahürleri" olduğunu vurguladı.
GÖÇMEN EMEKÇİLERE SOKAK ORTASINDA MASKELİ İNFAZ
Toplumsal muhalefetin hareketlendiği ve işçi, emekçi, göçmen haklarını savunan adayların ön seçimleri kazanmaya başladığı bir dönemde, devlet şiddetinin bütçesi katlanarak artıyor. Kongrenin paramiliter bir güce dönüşen ICE için 70 milyar dolarlık ek kaynak aktarımını onayladığını hatırlatan Coşkuntuncel, bu bütçenin hemen ardından yaşanan vahşeti şu cümlelerle aktardı:
"Bu ek bütçeden hemen sonra ICE’nin maskeli polisleri 8 gün içinde 4 göçmen emekçiyi sokak ortasında katletti. Bu yargısız infazlar emekçi mahallelerini ve göçmen topluluklarını terörize edecek, korku ve gözdağı verecek, yıldıracak şekilde büyük bir şiddetle ve canavarca işleniyor."

Yazısında 25 yaşındaki yemek kuryesi Joan Sebastian Guerrero’nun maskeli ve silahlı polislerce aracının içinde altı el ateş edilerek vurulduğunu belirten yazar, tanık beyanlarına dayanarak, "Başından vurulan Guerrero’nun can çekişen bedenini polisler araçtan çıkarıp kaldırma kafa üstü attıktan sonra arkadan kelepçeliyorlar ve Guerrero orada can veriyor" dedi. Teksas’ta katledilen 57 yaşındaki inşaat işçisi Lorenzo Salgado Araujo cinayetine de değinen Coşkuntuncel, "Polisler Salgado’yu yaralı halde sürükleyerek kaldırıma uzattıktan sonra kelepçeliyor ve Salgado orada kanlar içinde, diğer işçi arkadaşlarının gözü önünde, can çekişerek ölüyor" ifadeleriyle sokak ortasındaki infaz düzenine dikkat çekti.
DEREGÜLASYON İSHALİ VE ŞİRKETLERİN KÂR REJİMİ
Sermayenin çıkarları uğruna halk sağlığının ve gıda güvenliğinin hiçe sayıldığını belirten yazar, Trump döneminde kaldırılan gıda testlerinin Biden döneminde de şirketler lehine ortadan kaldırılmaya devam ettiğini yazdı. Anayasa Mahkemesi'nin su kaynaklarına ham kanalizasyon suyu karışmasına karşı kısıtlamaları zayıflatmasının ardından ülkede büyük bir salgının baş gösterdiğini ifade eden Coşkuntuncel, süreci şu sözlerle nitelendirdi:
"Bu düzenleme ve kısıtların kaldırılmasından bir yıl sonra endüstriyel çiftliklerde üretilen sebze ve yeşilliklerden bulaşan ancak kaynağı takip edilemediği için hâlâ önü alınamayan bakteri kaynaklı ve şiddetli ve ani (ABD’deki deyimiyle “patlamalı”) ishale yol açan bir salgın başladı."
SAVAŞ BOMBALARI VE SİYASETTE ÇÜRÜME
ABD'nin dış politikada yürüttüğü saldırganlığın iç ve dış boyutlarını ele alan yazar, "Ankara’daki NATO zirvesinde katılımcılar silah alım anlaşmaları imzalayıp NATO harcamalarını arttırma sözü verirken ABD İran’ı tekrar bombalamaya başladı" dedi. Bu bombalamaların arka planındaki kirli ilişkilere dikkat çeken Coşkuntuncel, "Bir başlayıp bir duran bu bombalar ateşkes görüşmelerini yürüten Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’i de zengin ediyor; bu ikili görüşmeleri suistimal ve finansal piyasaları maniple ederek milyarlarca dolar kazanmış" iddiasını paylaştı. İç siyasetteki çürümeyi ise ölen Senatör Lindsey Graham’ın yerine kız kardeşinin atanması üzerinden "adeta lordlar kamarası misali" sözleriyle eleştirdi.
SOL VE MARKSİSTLERE YÖNELİK BAYAT REPLİKLER
Küba’ya yönelik ambargonun şiddetlendirilmesi, Venezuela’nın seçilmiş başkanının kaçırılarak bir hücrede çürütülmesi ve Uluslararası Ceza Mahkemesinin lağvedilmesi çabaları gibi geniş bir suç listesinin varlığına değinen Coşkuntuncel, egemenlerin bu çürümeyi gizlemek ve muhalefeti bastırmak için antikomünizme sarıldığını belirtti. Dışişleri Bakanı Rubio'nun sol hareketlere savaş açtığını vurgulayan yazar, yazısını şu çarpıcı alıntı ve analizle sonlandırdı:
"Dışişleri Bakanı Rubio sol, komünistler ve sosyalistleri “terörist” ilan edip “kendine has bir musibet”, “giderek yayılan bir karanlık” ve “medeniyetin kendisine duyulan bir nefret” gibi bayat repliklerle tanımladı ve komünist, sosyalist, sol tüm muhalif hareketlere savaş açtı.
Coşkuntuncel tüm yaşananları "ABD sermayesi ve emperyalizmi doğayı, hayatı, insanı, halkları daha çok kâr ve güç için sömürürken aynı anda içeriden gittikçe zayıflayıp ve çürüyen, Sovyetlerin de yokluğunda, içeride, dışarıda daha da saldırganlaşan, daha çok faşizme kayan bir safhaya girdi." diye özetledi.
Odatv.com