Ana içeriğe geç

Dahi mimarın zeka dolu eseri

Burası hanım sultanların semti Üsküdar. İstanbul’un en zarif silüetlerinden birine bakıyoruz şu an. Bu caminin taşlarında sadece harç değil, dahi bir mimarın matematiksel zekası gizli. Bugün sizi Kanuni Sultan Süleyman’ın biricik kızı Mihrimah Sultan’ın, Üsküdar İskele Meydanı’ndaki o meşhur camisine götürüyorum. 1548’de tamamlanan bu şaheser, Mimar Sinan’ın çıraklıktan kalfalığa adım attığı o muazzam geçiş döneminin ilk anıtsal eseri. Aslında burası medrese, sıbyan mektebi, imaret ve hanıyla dev bir külliyeydi. Ne yazık ki bazı yapılar günümüze ulaşamadı. Ancak tarihi medrese bugün sağlık merkezi, sıbyan mektebi çocuk kütüphanesi, mermer şadırvan ve çeşmesi ise hâlâ aktif olarak hizmet vermeye devam ediyor. Tek şerefeli iki minaresiyle dikkat çeken camiden içeri girdiğinizde, sizi son derece ferah bir atmosfer karşılıyor. Mimar Sinan, ana kubbeyi üç yarım kubbeyle destekleyerek içerideki alanı alabildiğine genişletmiş. Onlarca pencereden süzülen gün ışığı, mekanı adeta parıldatıyor. Dönemin karakteristik küfeki taşını ve en zarif işçiliğini yansıtan mermer minber ile mukarnaslı mihrabı incelerken, Sinan’ın sadelikteki ihtişamına şahit oluyorsunuz. Mihrimah Sultan’ın adı, Farsçada "Güneş ve Ay" anlamına geliyor. Usta mimar, bu isme atıfla Mihrimah Sultan adına iki ayrı cami inşa etmiş: Biri Üsküdar sahiline, diğeri Tarihi Yarımada’nın en yüksek tepesi Edirnekapı’ya. Üstelik öyle kusursuz bir matematiksel hesap yapmış ki; yılın sadece belirli günlerinde, yani ekinoksta, Edirnekapı’daki caminin arkasından güneş batarken aynı saniyelerde Üsküdar’daki bu caminin minareleri arasından dolunay doğuyor. İstanbul semalarında Güneş ve Ay, aynı anda Mihrimah için buluşuyor. İşte Mimar Sinan’ın dehasını bir eserle daha ortaya koyduğu o ihtişamlı yapı Mihrimah Sultan Camii. Üsküdar'a yolunuz düştüğünde uğramadan dönmeyin.

Dahi mimarın zeka dolu eseri
Yeni Şafak
Kaynağa Git

İlgili Haberler