Şirketin temel hedefi, özellikle Pasifik Okyanusu çevresinde yer alan jeolojik açıdan aktif bölgelerdeki sıcak magma kaynaklarından faydalanarak büyük ölçekli elektrik üretimi gerçekleştirmek. Endurance Energy'ye göre bu yaklaşım kesintisiz ve yenilenebilir enerji sağlayabilir
Teravat seviyesinde enerji potansiyeli
Redd'e göre geleceğin enerji sistemleri için bazı temel kriterler bulunuyor. Bunların başında enerji kaynağının yenilenebilir veya en azından çevreyi kirletmeyen bir yapıya sahip olması geliyor. Bunun yanı sıra sistemlerin günün her saatinde enerji sağlayabilmesi, yani "baz yük" üretim kapasitesine sahip olması, hızlı şekilde devreye alınabilmesi ve onlarca hatta yüzlerce gigavat seviyesinde elektrik üretebilmesi gerekiyor.
Bu değerlendirmeler sonucunda Endurance Energy, odağını jeotermal enerjiye çevirdi. Redd, jeotermalin bugün ABD enerji üretiminin yalnızca yaklaşık yüzde 0,4'ünü oluşturmasına rağmen aslında en uygulanabilir baz yük yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olduğunu belirtiyor.
Jeotermal enerji yeni bir kavram değil. İnsanlık, binlerce yıldır yer kabuğunun doğal ısısından yararlanıyor. Modern jeotermal santraller de benzer prensiple çalışıyor. Ancak günümüzde faaliyet gösteren birçok jeotermal girişimi, elektrik üretimi için yeterince yüksek sıcaklıklara ulaşabilmek adına yer kabuğunda kilometrelerce sondaj yapması gerekiyor.
Fervo Energy, Zanskar, XGS Energy ve Sage Geosystems gibi şirketler bu alanda çalışmalar yürütüyor. Ancak bu projelerin önemli bir bölümü, uygun jeolojik koşullar nedeniyle ABD'nin batısındaki sınırlı bölgelerde yoğunlaşıyor. Endurance Energy ise farklı bir soru soruyor: Neden okyanuslar kullanılmıyor?
Pasifik ateş çemberi yeni enerji merkezi olabilir
Jeolojik faaliyetler nedeniyle Dünya üzerindeki bazı bölgelerde tektonik plakalar sürekli olarak hareket ediyor. Bu hareketlilik, sıcak magmanın yüzeye daha yakın noktalara ulaşmasına neden oluyor. Pasifik Okyanusu'nu çevreleyen ve "ateş çemberi" olarak adlandırılan jeolojik kuşak, bu açıdan dikkat çekici bir potansiyel barındırıyor.
Şirketin değerlendirdiği sahaların bir kısmı kıyıdan yaklaşık 50 ila 80 kilometre uzaklıkta yer alırken bazıları kıyıdan yüzlerce kilometre açıkta bulunuyor. Hangi sahaların geliştirileceği ise deniz altı enerji iletim kablolarının maliyeti, jeotermal kaynağın büyüklüğü ve kıyıdaki enerji talebi gibi değişkenleri analiz eden bir optimizasyon algoritmasıyla belirlenecek.
Hedefler büyük olsa da mühendislik zorlukları da aynı şekilde büyük. Endurance Energy'nin hedeflediği derinliklerde insan müdahalesi oldukça sınırlı olacağı için operasyonların önemli bir bölümünün robotik sistemlerle yürütülmesi gerekecek.
Bunun yanında deniz suyunun yüksek aşındırıcı etkisi nedeniyle kullanılacak ekipmanların hem yoğun su basıncına hem de korozyona karşı dayanıklı şekilde tasarlanması gerekiyor.
Redd ise bu sorunların çözülebilir olduğunu savunuyor. Petrol ve doğal gaz sektörünün onlarca yıldır açık deniz sondaj faaliyetleri yürüttüğüne dikkat çeken girişimci, benzer mühendislik birikiminin jeotermal projelerde de kullanılabileceğini düşünüyor.
Ayrıca olası bir teknik arızanın çevresel etkilerinin fosil yakıt projelerine kıyasla çok daha sınırlı olacağını belirtiyor. Redd'e göre en kötü senaryolardan biri olan bir sızıntı durumunda, okyanusa karışacak olan şey yalnızca sıcak su olacak. Üstelik Dünya genelinde deniz tabanından doğal yollarla zaten çok büyük miktarlarda ısı salınımı gerçekleşiyor.
Endurance Energy'nin hesaplamalarına göre, Ateş Çemberi çevresindeki deniz altı jeotermal kaynaklarının yalnızca küçük bir bölümünün değerlendirilmesi bile küresel ölçekte ciddi bir üretim kapasitesi yaratabilir.
Andrew Redd, önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde yaklaşık 6 teravat düzeyinde jeotermal kapasitenin geliştirilebileceğini öngörüyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, dünyanın tüm enerji kaynaklarından yaptığı ortalama tüketim 20 teravat seviyesinde bulunuyor. Şirket, Pasifik ateş çemberi üzerinde yer alan büyük kıyı şehirlerinin elektrik ihtiyacını destekleyebileceğini düşünüyor. Endurance Energy, bu hedeflerini hayata geçirmek için yakın zamanda 54 milyon dolarlık Seri A yatırım aldı.